Benito Amilcare Andrea Mussolini, İtalya’nın diktatörü, ülkesinin en güçlü insanı, IL Duçe, sokaklarda halk tarafından idam edilen zalim… Faşizmin tüm dünyadaki liderleri aşağı yukarı benzer özellikler taşıyorlar. En çok benzeyen yönleri ise; irice bir kasabayı dahi yönetmekten aciz olan bu insan müsveddeleri, güç, iktidar ve bu iktidarı sürdürecek bir destek bulunca kanlı, kendini tanrı zannedecek kadar kendini beğenmiş, gerçek dışı bir âlemde yaşayan birer zombiye dönüşüvermek.  Zombi, çünkü kaçınılmaz bir sonları var. 

Mussolini’nin ön adlarından “Benito”, Meksika’nın solcu başkanı Benito Juares’den gelir; “Amilcare” ve Andrea ise İtalyan Sosyalistler Amilcare Ciprani ve Andrea Costa’nın ön adlarından gelmaktedir. Annesi öğretmen, babası ise demirciydi. Tüm faşist grupları bir araya topladı. 1919 yılında çökmüş bir ekonomisi olan ve çeşitli siyasal kargaşaların hakim olduğu İtalya’da Faşist Mücadele Birliklerinin İttifakı isimli örgütte bir araya getirdiği faşist çetelerin ve onların önderliğini tanıyan anti Kapitalist bazı grupların da desteği ile 1922 Ekim ayında 26.000 kişi ile beraber Napoli’den Roma’ya yürüdü.

Antalya ve civarından da çekilen, girdiği tüm savaşlarda yenilen genç İtalya’nın  durumu Faşizme iktidar yolunu açtı. Savaş sonunda istediğini elde edemediği için hayal kırıklığına uğramış olan İtalyan halkının durumunu Mussolini’nin düzeltebileceğine inanan Kral III. Vittorio Emanuele, toplumsal krizi şiddetsiz bir yolla çözmek için 31 Ekim 1922 tarihinde Mussolini’yi başbakan olarak atadı.

Mussolini’nin ilk işi, kısa bir sürede, muhalefeti, demokratik kurumları ve yargıyı ortadan kaldırarak, devleti Faşist Partisinde kişiselleştirmek oldu. Komünizm ve Liberal Demokrasiye aynı derecede düşman olan Faşist Parti, İtalya’daki karmaşık durumdan istifade etti, genç İtalya’nın tüm kurumlarını kendisini İl Duçe diye adlandıran Mussolini’nin sarayı etrafına topladı.

Akdeniz’de eski Romalıların deyimi olan “Bizim Deniz” (Mare Nostrum) demesi, ve Roma İmparatorluğu’nun yeniden kurulması gibi söylemleri ile milliyetçiliği güçlü bir unsur olarak kullanmıştır. Antik Roma İmparatorluğunun varisi olduğunu iddia eden Mussolini Anadolu ve Orta Doğu’yu da kendi iktidar alanı içinde saymıştır. Eski Roma’nın olduğu her yerin Yeni İtalya olduğu savı İtalya’da geniş kabul görmüştür.

İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in yanında yer aldı. 1936’da Almanya ile Berlin-Roma mihveri kuruldu, Hitler İtalya üzerinde daha etkin bir konuma geçti. Almanya’nın Polonya’yı işgali ile fiilen İkinci Dünya Savaşı’na girmiş oldu. Savaşta hiçbir etki gösteremeyen İtalya’da huzursuzluk hâkimdi. Mussolini, istediğini elde edememiş ve halk tarafından tepkilere maruz kalmıştı. Saldırgan politikaları ile diğer ülkelerce tepki çeken İtalya, fiilen Habeşistan’ı işgalinin ardından diğer ülkelerce dışlandı.

Komünistler önderliğindeki direnişçilerin ülkede etkili olması ve müttefiklerin 1943’te Sicilya’ya çıkartma yapmasının ardından Kral III. Vittorio Emanuele, Mussolini’yi görevden aldı ve tutukladı. Hemen ardından Almanya; Kuzey İtalya’yı işgal etti ve Hitler’in emriyle, Alman askerleri Mussolini’yi 12 Eylül 1943’te tutuklu bulunduğu otelden kurtararak önce Roma’ya sonra Viyana’ya kaçırdı. Almanya’nın savaşı kaybetmesiyle Mussolini İspanya’ya kaçmak üzere yola çıktı. Ancak yolları partizanlar tarafından kesildi. Zırhlı aracıyla uzaklaşmayı başaran Mussolini’nin kaçışı çok da uzun sürmedi. Partizanlar aracı yol üzerinde durdurdu ve Mussolini ile metresi Petacci’yi yakaladı. Millet Kurtuluş Komitesi’nden Mussolini’yi öldürme emri alan Albay Walter Audisio, “Çökün!” diye emretti ama bunu reddeden Mussolini’nin metresi Petacci, Mussolini’ ye sarıldı. Audisio’nun elindeki makineli tüfek tutukluk yaptı. Bir ikinci silah da ateşlemedi. Albay, öncesinde ikiliye “İtalyan ulusuna adaleti iade etmek üzere görevlendirilmiş bulunuyorum.” diyerek çok kısa bir konuşma yaptı. Albay Audisio, muhafızlardan birinin makineli tüfeğini kaparak ikisine doğrulttu. Audisio ilk önce Mussolini’nin metresi Petacci ‘ye ateş etti ve Petacci vurularak yere düştü. Audisio hiç beklemeden ateş ederek Mussolini’yi göğsünden vurdu. Mussolini yere düştü ama ölmedi ve ağır nefes alıyordu. Audisio yanına gitti ve göğsüne bir kurşun daha sıktı. Tarih 28 Nisan 1945 idi. Mussolini ve metresinin cesetleri bir kamyonete yüklenerek Milano’ya doğru yola çıktı. Halka teşhir etmek üzere sabah saat 9 sularında Loreto Meydanı’na bırakıldı. Loreto Meydanı özellikle seçilmişti. Bir yıl önce, Nisan 1944’de 15 partizan Müttefiklere yardım ettikleri gerekçesiyle bu meydanda kurşuna dizilmiş ve cesetleri halka teşhir için meydanda bırakılmıştı. Cesetler meydanda bulunan ESSO Petrol istasyonunda ayaklarından asıldı. Meydana toplanan kalabalık Mussolini ve sevgilisinin baş aşağı asılı cesetlerine günlerce tükürdü.

Bu arada ilginç bir olay, diktatörün ayaklarından asılmasından 74 yıl sonra oldu. Neo Faşist bir taraftar grubuna sahip İtalya’nın Lazio takımı, Roma’nın bir semtinin adını almıştır, İskoçya’nın Celtic takımıyla oynadığı Avrupa Ligi eleme maçında taraftarının Nazi selamı yaparak ırkçı sloganlar atması, 2 celtic taraftarını döverek hastanelik etmesi üzerine elemenin İskoçya’da oynanan ikinci ayağında celtic taraftarları “Follow Your Leader” (Liderini Takip Et) yazılı ve üzerinde Mussolini’nin ayaklarından asılı bir resminin bulunduğu bir pankartı maç boyu açık tutmuştur.

The Great Dictator filminin sonunda Chaplin’in dediği gibi, “Diktatörler ölecek ve halktan zorla aldıkları yine halkın eline geçecektir.” Sayısız insanın ölümünden sorumlu olan Mussolini ve diğer tüm diktatörler tarih tarafından kara bir leke olarak kaydedilecek ve anılacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here