Daha çok ümitlenmiş, ümidimizi daha çok dillendirmiştik… Ortamın elverişli olduğu düşüncesi hakimdi. Daha fazla odaklanmış, olabildiğince hareketlenmiştik. Ama olmadı.

Esasen seçim sonuçları ile anlaşılan, statükonun devamlılığına bağlı olan yapı ve anlayışların sahip oldukları avantajlarını ve üstünlüğünü kırmak için; kötülük olarak gördüklerimizin herkesçe görülmesini ve tutum almalarını beklemenin yetmediğini bir kez daha yaşamış olduk…

Daha yaygın, daha kapsayıcı, seçimden seçime olmayan bir örgütlülüğün kaçınılmazlığını, arada bir dokunmakla toplumda kabul görme koşullarının sağlanamadığını bir kez daha hissettik…

Kuşkusuz ki kötülük üreten, insan ve doğa kıyımı gerçekleştirmeden varlığını sürdüremez hale gelen bu sömürü düzeninin karşıtları her daim olacaktır… Bir bu kadar da itiraz eden, boyun eğmeyen, haklarını, özgürlüklerini, emeğini, hayatı savunanlar, hiç bir zaman eksik olmayacaklardır…

Bu öz savunmalarımızın; inançlarımız, kökenlerimiz, cinsiyetlerimiz ve menfaat beklentileri ile ayrıştırılmasına imkan tanımadığımız ölçüde, iktidar oyunlarına yem olmaktan korunabileceğimiz çok açık…

Bunun için epey bir yol alınması gerektiğini ortaya koyan bir seçim deneyimi daha yaşadık…

AKP anlayışının oy aranı azaldı ama tek adam buyurganlığı altında kendini MHP ile birlikte ifade edecek olan yeni bir koalisyon dönemine giriyoruz…

Toplumun düşkünlüğü, sefaleti, yoksunlukları, elinden alınan kamusal hakları, doğa talanı şimdi daha da yüksek perdelerden, Türklüğümüz ve Sünniliğimiz dillendirmeleriyle sermaye dünyasının insafına bırakılacağını öngörmemek mümkün olmasa gerek….

Evet yenilmeye devam ediyoruz… Ama direncimizi artırarak, iktidarın demokratik yol ve yöntemler ile, barış içinde bir arada yaşama koşullarını sağlayarak toplumu yönetemeyecekleri gerçeği ile yüzleşerek yenilmeye devam ediyoruz…

Az değiliz… Aksine bütün bir toplumun geleceği için emeğimizi, haklarımızı, yaşam alanlarımızı savunuyoruz… Eninde sonunda toplumcu olmayan, özel menfaatlere dayalı iktidara dayananların kaybedeceklerini, kullanıldıklarını göreceklerini biliyoruz…

Dayanışmanın ve örgütlülüğün omurgasının ağırlıklı olarak, mağduriyetleri yaşayanlar, dışlanan, horlanan, ezilen ve sömürülen toplumsal kesimler olduğu ölçüde kazanacağımızı da biliyoruz…

O nedenle asla ümitsiz değiliz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here