5 Aralık Salı günü AKP Grup toplantısında Cumhurbaşkanı tüm taşeron işçilere kadro verileceğini açıkladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı(ÇSGB) da kamuda çalışan 450 bin işçinin 4d kadrosuna geçirileceğini belediyelerde çalışan 400 bin işçinin ise belediye iktisadi teşekküllerinde çalıştırılacağını söyledi. Ancak üzerinden iki haftayı aşkın bir süre geçmesine rağmen daha önce 12 madde olduğu söylenen yasa tasarısına dair herhangi bir taslak kamuoyuyla paylaşılmadı. Bakanların ve basında çıkan haberlerden emekçilerin anladıkları ise taşerona kadro meselesiyle ilgili yeni atılan adım yine taşeron sorununu kökten çözecek bir adım değil. Şimdiye kadar olanları madde madde inceleyelim:

1- Yeni düzenlemenin içeriğine bakmadan önce yöntemine baktığımızda karşımızda anti-demokratik bir yöntem bulunmaktadır. İşçileri, sendikaları tasarının hazırlanma sürecine dahil etmeden ‘ben yaptım oldu’ tavrından taşeron işçilerin sorunlarını tamamıyla çözecek bir tablo çıkmaz. Tasarı hazırlanmadan işçiler, sendikalar eleştirilerini sıralamalı ve kamuoyunda bu durum tartışılmalıydı ki açıklanan tasarı taşeron işçilerinin sorunlarını çözme noktasında daha ileri bir noktada bulunsun.

2- Kamuoyunda bugünlerde tartışılan ama henüz netlik kazanmasa da kuvvetli bir ihtimal olarak ortada duran taşeron düzenlemesinin KHK ile çıkartılacağı seçeneği başlı başına sakat bir anlayıştır. KHK’lar OHAL’in çıkma sebebiyle sınırlı olmak durumundadır. Ancak bugün OHAL’in ilan edilme sebebi olan ‘darbe ve darbecilerle mücadeleyle’ taşeron işçilerinin sorunlarının hiçbir alakası bulunmamaktadır. Parlamentoyu devre dışı bırakarak KHK ile taşeron düzenlemesini bitirip yargı yolunu tamamen kapatmak taşeron işçilerinin sorunlarına çözüm getirmez aksine sorunlarını derinleştirir. Taslak hazırlanma süreçlerinde devre dışı bırakılan işçiler bu yolla düzenleme yasalaşırken de devre dışı kalacaktır.

3- 1 Kasım seçimleri öncesi tüm taşeron işçilere kadro diyen AKP, yeni açıklanan tasarıyla taşeron işçiler arasında ayrım yapmaktadır ve belediye işçilerini kadro dışı bırakmaktadır. Belediye işçileri, belediye şirketlerinde çalışmaya başladıklarında kamuya geçen diğer işçilerin veya belediye kadrosundaki işçilerin aldıkları 52 günlük ilave tediye haklarından mevcut şartlarda yararlanamayacaklar. Ayrıca belediye şirketleri, belediyenin görev ve hizmet alanlarında faaliyet gösterse de özel hukuka tabi özel şirketlerdir. O yüzden belediye taşeronlarında çalışan işçiler mevcut haliyle kadronun dışında tutulmaktadır. Maliye Bakanı; KİT’lerde çalışan yaklaşık 50 bin işçinin kadroya alınmasını doğru bulmadığını geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıkladı. KİT’lerde çalışan yaklaşık 50 bin işçinin kadro düzenlemesinden yararlanamaması durumu taşeron işçiler arasındaki başka bir ayrımcılıktır.

4- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı şartsız, ayrımsız herkesi kadroya alacağız diye açıklama yaptıktan sonra sınav ve güvenlik soruşturması şartı getirileceği açıklanmaktadır. Halihazırda kamuda çalışan taşeron işçiler ‘uzaydan gelmeyecek’ ve mevcut işlerini aynen yapmaya devam edecekken sınav şartı sorunlu bir durumdur. İşçileri sınavdan kim geçirecek sınavın çerçevesini kim çizecek ve değerlendirme kıstasları ne olacak soruları ortada durmaktadır. Aynı şekilde güvenlik soruşturması şartının da ‘muhalif’ işçileri ayıklamak için kullanılmayacağının herhangi bir garantisi bulunmamaktadır.

5- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıklamasına göre kadroya geçişte ‘personel çalışmasına dayalı hizmet alımları’ ihalelerindeki işçilerin dikkate alınacağı söylenmektedir. Yasalara göre bir ihale şartnamesinin ‘personel çalışmasına dayalı’ kabul edilmesi için personel giderinin yüzde 70’in üzerinde olması gerekmektedir. Bu durum yüzünden halihazırda on binlerce taşeron işçi mevcut toplu iş sözleşmesi düzenlemesinden faydalanamamaktadır. Bu şekilde tasarı yasalaşırsa başta yemekhane, belediye çöp ve temizlik işleri, çağrı merkezi ve veri girişi çalışanları gibi taşeron işçiler yeni düzenlemeden faydalanamayacaklardır.

6- Yine yapılan açıklamalara göre taşeron işçiler kadroya geçse bile ücretleri değişmeyecek, kamu işçilerinin Toplu İş Sözleşme düzeneğinden faydalanamayacaklardır. Pek çok taşeron işçinin asgari ücret ve seviyesinde ücret aldığını düşündüğümüzde taşeron işçiler açlığa ve yoksulluğa mahkum edilmeye devam ettirileceklerdir.

7- Taşeron işçilerle ilgili yeni düzenlemenin her bir yeni ayrıntısında pek çok işçinin mağdur olacağı anlaşılıyor. 15 yıllık hükümetleri boyunca taşeron çalışma oranını yüzde 400 artırmış olan AKP hükümetlerini bugün bu meseleyle ilgilenmesini sağlayan taşeron işçilerin tepkileri olmuştur. Buna rağmen taşeron işçilerin güvenceli-kadrolu iş talebinin bu düzenlemeyle karşılanamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yüzden güvenceli-gerçek kadrolu çalışma için şimdi sesimizi yükseltmenin vaktidir. Eğer ki taşeron işçileri ‘kendi göbeğini kendi kesmeye’ karar verip mücadeleyi derinleştirirse o zaman ayrımsız-şartsız kadro hakkını kazanabilir.

Kaynak:Emekçinin Sesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here