Kadına karşı her türlü şiddet başlı başına politik bir sorundur

Dev Turizm İş’ teki tek adam Mustafa Yahyaoğlu, kişisel Facebook sayfasında “DEĞERLİ TURİZM İŞÇİLERİ, TÜM EMEKÇİ KARDEŞLERİM, SEVGİLİ MÜCADELE ARKADAŞLARIM; “ diye başlayan ve “YAŞASIN DİSK! YAŞASIN DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKAMIZ !” diye biten uzun bir tefrika yayınlamış. ( okuyamayanlar için aşağıda yayınlıyoruz.)

Bir ilköğretim öğrencisinin bile mantık dersinden zayıf not almasına yol açabilecek gözlemlerin tahlillerin yapıldığı ve sonuçlara ulaşıldığı bu tefrika, olsa olsa mizah dergilerine epeyce malzeme olacak nitelikte. Tümüyle iftiralarla, çarpıtmalarla, yalanlarla dolu tefrikaya bilinçli olarak yaratılan bir karmaşa ile birlikte dil ve imla sorunları da hakim. (örneğin; Yazıda bir çok kez yöneticisi olduğu DİSK’i, Disk şeklinde yazacak ve KESK’i ise Kesk yazacak kadar yazma özürlü)

Yahyaoğlu ve şürekası, inadım inat diyerek sendikal mücadeleyi zehirleyen tarzlarını ısrarla sürdürüyorlar. Bu ekibin hemen tüm yazdıkları ve söyledikleri ‘olur böyle şeyler’ diye geçiştirilecek cinsten de değil.

Yahyaoğlu ve şürekâsı, yazı ve söylemlerinde kendilerinin ne kadar sendikal mücadele içinde olduklarını, turizm emekçilerinin yanında olduklarını, ne kadar çok DİSK’e ve Dev Turizm İş’e sahip çıktıklarından dem vurup, kendilerine muhalif olanların da bir o kadar DİSK’i ve Dev Turizm İş’i yıpratan, çalışmalara katılmayan, hatta emek düşmanı oldukları yönünde saçmalıklara yer veriyorlar.

Başta Yahyaoğlu olmak üzere şürekâsı, sürekli olarak kendi dışlarındaki herkesi emek düşmanı, tembel, mücadele kaçkını ilan ediyor. Sıkıştıklarında birini, olmadı diğerini hemen kullanıyorlar.

Bu saçmalıkların ne kadarının ciddiye alınması ve ne kadarına yanıt verilmesi gerektiği ise tartışmalı. Ancak tek yanlı sürdürülen bu yalan iftira, çarpıtmaların, bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı yarattığı da bir gerçek. Üstelik yalanlarının, iftiralarının, çarpıtmalarının gerçek olmadığını kendisi çok iyi biliyor. Ancak bu tür yazılara yanıt verilmedikçe bunların doğru olabileceğine en azından kendi kendilerini inandırma olasılıkları hiç de az değil.

Yahyaoğlu’nun tefrikasını okuduğunuzda özetle yazdığı şunlar: “ Evet ben ve şürekam haksızlık, hukuksuzluk, kadına yönelik mobbing ve şiddet yaptık. Ancak bu hırsızlıkları, hukuksuzlukları, kadınlara uyguladığımız mobbing ve şiddetleri eleştirmek DİSK’i yıpratır. ”  Ne kadar tanıdık bir dil değil mi?

Yahyaoğlu ve şürekasının, Dev Turizm İş’te yaptıklarını deşifre etmek ise DİSK’i ve Dev Turizm İş’i,  bırak yıpratmayı aksine büyütecektir.

Tefrikanızda diyorsunuz ki:

a) Sendika üyesi olmayan 15 kişi 5 Kasım günü sendikayı baskına geldi. Sendika içinde 6 sendika yöneticisi vardı. Çok net soruyorum ve yanıt vermenizi bekliyorum. Sendika üyesi olmayan dediğiniz 15 kişi arasında; örneğin Dev Turizm İş Eş Genel Başkanı Didem Erkıvanç Türkay, Eğitim Daire Başkanı Barış Bergil, Antalya Merkez Şube Yönetim Kurulu üyesi Aziz Demiralay yok mudur?. Sendika üye yöneticilerini sendika içine şiddet uygulayarak/uygulatarak sokmak istemediğiniz doğru değilmi dir?

b) Şube binasınd, aralarında sizin de olduğunuz Sendika Yöneticisi sıfatını taşıyan altı kişiden, sadece bir tanesinin Turizm İşçisi olduğu diğerlerinin turizm işçiliği ile hiçbir ilgisi olmadığı doğru değil midir?

c) “…..Geliş nedenleri ve geliş şekline bakıldığında, çok açıkca provokasyon yapmaya, buradan cımbızlama bir haber çıkartmaya geldikleri görülüyor. Kendi yarattıkları ortamı gererek buradan kadına yönelik şiddet haberi çıkartmaya odaklanmışlar..” diyorsunuz. Bir an için bu iftiranızın doğru olduğunu kabul etsek bile, görüntülerden çok açıkça görüldüğü gibi kadınlara sözlü ve fiziksel şiddet uyguladığınız/uygulattığınız gerçeğini değiştirir mi? Senin şu anda yaptığın gibi ; Tüm taciz vakalarında ‘komplo’ sözcüğüne sığınılmıyor mu?. “Kadının kendi rızası vardı” iması, tam da üçüncü sayfalarda gözümüze sokulan tecavüz faillerinin dilini andırmıyor mu? “Kendi istedi”, neredeyse her tecavüz şikayetlerinde kullanılan savunma cümlesi değil midir?

Yahyaoğlu’nun tefrikasındaki saçmalıklar, iftiralar, çarpıtmalar, ucuz cinlikler ve onlara vereceğimiz yanıtlarımız uzatılabilir. Şimdilik son söz olarak Antalya Solu yazarlarından Sabri Kırdar arkadaşımız için, ( “İşçi Düşmanı’’ diye bir cümle kurmak haddini bilmezliktir.) diyor, tek adam Yahyaoğlu.

Söz aslında “maruftur” ama bazen galiba Picasso’ya mal edilen öyküye de bağlanır. Ressam bir tablosunda yer alan çizme figürüyle ilgili bir kunduracının bilgisine başvurma gereği duyar. Onu atölyesine çağırır ve çizmelerin biçimleriyle ilgili bilgi alır. Bu sırada kunduracı kendi bilgisine başvurulmasından hoşnut bir halde, tablonun diğer bölümleriyle ilgili tavsiyelerde bulunmaya koyulunca, “lütfen” der, Picasso, “siz çizmeden yukarı çıkmayın”.

Eğer had meselesini konuşacaksak  ve konu emek, eşitlik, özgürlük, kardeşlik, demokrasi, barış, mücadele …ise HADDİNİZİ aşmayın. Yıllardır eğilip bükülmeden, popülizm yapmadan, onurlarıyla mücadele eden, bedeller ödeyen,( halen ödemeye de hazır olan),….Bizler karşısında LÜTFEN, ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAYIN!

İnan Yücesoy

 

DEĞERLİ TURİZM İŞÇİLERİ, TÜM EMEKÇİ KARDEŞLERİM, SEVGİLİ MÜCADELE ARKADAŞLARIM;
Son bir yıldan bu yana sendikamız içerisinde yükseltilen gerilim ve emeğini vermeyip, her yapılana karşı çıkma, sendikayı işleyemez hale getirme çabaları, sendikamızla ilgisi olmayan kişilerin sürece katılmaları, kendi ismiyle ve kendi resmiyle yazı yazacak cesareti dahi olmayan, sahte isimlerin ve başkaca resimlerin arkasına saklananlar, sabrımızı zorlayan, hakaretler, kişiliğe yönelik saldırılar, Sendikamızı ve Konfederasyonumuz DİSK’i de hedef alan iftira, hakaret ve tehdit içerikli yazılar, tahammül sınırını çoktan aşmış durumdadır. Dev Turizm İş Sendikamıza saldıran bu gurup aynı zamanda Güvenlik Sen’e, Dev Maden Sen’e, Emekli Sen’e Genel İş’e ve toplamda DİSK’ e de saldırmaktadırlar.

Sendikanın İşçiler gözünde itibar kaybedebileceği, işçilerin bu kavgalardan zarar görebileceği hiç umurlarında değil. Toplu İş Sözleşmelerine zarar verebileceği, hiç yavaşlatmıyor onları. İçerde tartışmak yerine başından beri, basın, sanal medya, radyo ve hatta Turizm çalışanları Derneği facebook gurubunda, Devrimci Turizm İşçileri Sendikası sayfa ve guruplarında bu yalan yanlış, hakaret ve iftiralarını yayıyorlar. Bu tarz aynı zamanda tüm sendikalara da işçilerin güvenini aşındıran bir yanlışı barındırıyor.

Devrimci Turizm İşçileri Sendikası 6 yıl önce, Disk’ten ayrılıp, Hak İş’e giden OLEYİS Sendikasının bu sektörde yarattığı tahribatı onarmak ve DİSK’in içerisinde Devrimci, Demokratik Sınıf ve Kitle Sendikası olmak üzere bizler tarafından kuruldu ve Disk’e katıldı. 6 yıl boyunca da tüm üyeleriyle, yöneticileriyle, amatör, gönüllülük usulüyle, sendikamızın emek dostlarıyla, kardeş sendikalarımızın dayanışmalarıyla, Sendikayı olması gereken yere taşıyabilmek için, maddi manevi tüm imkanlarını seferber ettiler.

Şimdi Sendika içi muhalefet yapıyor gibi, bu sendikanın yönetiminde olma mücadelesi yaptığını iddia eden bu gurup,‘’dev turizm iş’te hırsız var’’ diye manşet yapıyorlar. Buradan ‘’Tek Adam‘’dedikleri, Mustafa Yahyaoğlu’na vurduklarını zannediyorlar. Ya da öyle göstermek istiyorlar. Aslında sendikaya bilerek ve isteyerek, planlı bir şekilde zarar veriyorlar.
Basında, sosyal medyada, kendi sayfalarında şahsımı ve Dev turizm İş sendikamızı hedef alan, yalan, iftira, hakaret, içeren yazılara, iki defa cevap yazarak, yalanlarını ve amaçlarını teşhir ettik.

Şimdi yeniden, yeni yalanlar üretip, saldırılarını sürdürüyorlar.

En son, 05.11.2017 Pazar günü sabah erken saatlerde, Sendika Şube büromuzda delege seçimi yapılmakta olduğu sırada, 15 kişi sendikaya topluca geliyorlar. İçlerinden sadece biri Sendikamızın üyesi, ikisi yöneticilikten Disiplin Kurulu kararıyla görevden el çektirilmiş kişiler ve o anda geçerli bir üyelileri bile yok, biri de Örgütlenmede ihanetle yanında bulunan eski yöneticilerin de imzasıyla Disiplin Kuruluna sevk edilince savunma yapmak yerine Sendikadan ve Yöneticilikten istifa eden Cafer Yelsali. Diğer tanıdığım ancak sendikamızla ilgileri bulunmayan iki kişi ise, biri eski yönetici Didem Türkay’ın kocası Güven Türkay, diğeri de Doktor Mete, Diğer 8 kişiyi hiç tanımıyoruz. Ne üyemiz, nede işkolumuzun işçileri. Daha önce görmediğimiz kişiler. Ellerinde profesyonel bir kamerayla, kayıt yaparak, iki kadını önde tutarak, diğer erkekler arkadan geliyorlar. Sendikada o anda var olan kişi sayısı, 6 yönetici ve oy kullanmaya gelmiş iki üye.

Geliş nedenleri ve geliş şekline bakıldığında, çok açıkça Provokasyon yapmaya, buradan cımbızlama bir haber çıkartmaya geldikleri görülüyor. Kendi yarattıkları ortamı gererek buradan kadına yönelik şiddet haberi çıkartmaya odaklanmışlar. Burada bir şiddet olacaksa kalabalık gelen, kamerayla kayıt yaparak istediği bölümü cımbızlayarak yalan yanlış haber yapmayı baştan planlamış oldukları açıkça görülen bu kişiler şiddet yapabilirler. Orada delege seçimi yapmaktan başka bir amacı olmayan, altı yönetici değil.

Devrimci Turizm İşçileri Sendikamıza ve yöneticilerimize ‘’Kadın Düşmanı’’ yaftası yapıştırma çabası tutmaz. Eş Başkanlık ve Kadın İşçiler Dairesi Başkanlığı oluşturan ilk İşçi sendikasında Kadına şiddet, sadece kendi yanlışlarını örtbas edip, tartışmayı başka yöne kaydırma çabalarıdır.

Şimdi bu haberi Kesk İstanbul Kadın Platformu, Kesk Antalya Kadın Platformu adıyla açıklama yapmaları Dev Turizm İş Sendikamıza karşı düşmanca ve hak edilmemiş, yanıltıcı yönlendirmelerle ortaya çıkartılan gerçek dışı bir algı operasyonunun sonucudur.

Şimdi de ‘’Dev Turizm İş’in Şişmanı İşçi Düşmanı’’ diye Sabri Kırdar kardeşimiz, Antalya Solu denilen sayfada aklınca beni ve Devrimci Turizm İşçileri Sendikamızı hedef alan bir yazı yayınlıyor. 1989-1990 lı yıllarında Turgut Özal için bu slogan kullanılıyordu ya. İşte öyle. O yılarda da Antalya da, Diskin yasaklı olduğu günlerde, Turizm işçilerini Bağımsız TURSAN İŞ sendikamızda örgütlemeye ve Antalya şubesini oluşturmaya çalışıyor ve bu sloganı biz kullanıyorduk. O mücadelelerle onbin üyeli bir Batı Akdeniz bölge Şubesi, benim başkanlığımda oluşturulmuştu. Disk açıldığında da TURSAN İŞ sendikamız hemen DİSK’e katılmıştı. Tabiidir ki Sabri o süreçleri ve bugün Devrimci Turizm İşçileri Sendikamızın hangi zorluklarla kurulduğunu ve buralara geldiğini, kimlerin emeği ve katkıları olduğunu bilemez. Çünkü yaşı çok genç, ve bu günlerde bir kardeş sendikamızda ücretli çalışıyor. Geçimini oradan sağlıyor. Dev Turizm İş Sendikamızda 6 yıldır amatör ve gönüllülük usulü, kendi imkanlarını da sendikası için seferber edenleri anlayamayabilir. Ama ‘’İşçi Düşmanı’’ diye bir cümle kurmak haddini bilmezliktir. Onu yönlendiren, böyle cesaretlendirenler ağabeyleri varsa yanlış yapıyorlar. İşçi mücadelesiyle geçmiş bir ömür için bu cümle ancak ‘’Cehaletle yada Terbiyesizlikle ‘’ kurulabilir.

Cafer Yelsali, önceki yönetimde görevde iken, kendi başlattığı ‘’Leman kafe’’ örgütlenmesinin orta yerinde, kendisi işten atıldıktan sonra, örgütlenmeye sırtını döndü. İlişkilerini devretmeyen, işçi arkadaşları yada yönetici arkadaşları aradığında telefonlarını dahi açmayarak, çalışmayı yüz üstü bıraktığı gerekçesiyle, bu gün yanındaki eski yönetici arkadaşlarının da tümünün imzasıyla, ihanet gerekçesi ile kesin ihraç istemiyle Disiplin Kuruluna verildi. Buna rağmen örgütlenme sürdürüldü, Yetki çağırısı bakanlığa yapıldı. Mahkeme süreci devam ediyor.

Şimdi bu Cafer Yelsali de, bu arkadaşlarla birlikte, bize karşı saf tutmuş, işçileri satmakla suçlama yazısı yayınlayacak kadar şaşırmış.

Bir de ‘’Yargıdan tek adama tokat gibi karar’’ başlıklı yazı yayınlıyorlar. Yargıdan çıkan ara karar; Seçme seçilme hakkının korunması gerekçesi ile Disiplin kurulunun kararını Genel Kurul sonrasına erteliyor. Disiplin Kurulu Kararlarını ve gerekçelerini ortadan kaldırmıyor. Kaldı ki bu ara karara bizim de itiraz hakkımız var ve bu hakkı kullanmış durumdayız. Mahkemenin kararını bekleyeceğiz.

Sendikamıza böyle organize bir saldırı yapan gurubun bu güne kadar Sendikamız faydasına bir çalışmasına, yazısına, katkısına rastlamadım. Yapıcı hiçbir çalışmada bulunmayan, bu yıkım ekibi gibi çalışan gurubu tüm emek ve demokrasi örgütlerinin ve tüm kamuoyunun, Turizm İşçilerinin takdirine bırakıyorum.

Sadece, kötü sözlerini, hakaretlerini, iftiralarını kendilerine iade ediyorum. Tehditleri, 15 kişiyle Devrimci Turizm İşçileri Sendikamıza gelip Provokasyon yapma girişimleri bizi yıldıramaz. 15 kişi gelip, altı kişiden şiddet gördükleri yalanlarını da, suratlarına çarpıyorum.
Şimdi bir soru;
Bu tarz ilkesiz, ahlaksız, seviyesiz ve bilgisizce ‘’Gayeye ulaşmak için her yol meşrudur’’ diyerek saldıran bir anlayış, Makyavelistler, sendikalarda olmalı mı?
30 yıldır Antalya da benimle bir sorunu olmayan bu arkadaşlar, diğer tüm yöneticileri ve diğer organlarda görevli olan arkadaşlarımızı görmezden gelerek, kararlarda imzaları olan yöneticileri yok sayıyorlar. TEK ADAM diyerek sadece bana saldırarak, oradan kırar geçeriz, kurnazlığı ile amaçları her ne ise, ona ulaşmayı hedefleyenler sendikalar içerisinde olmalı mı?
Yoksa İşçiler bu ve benzeri yöntemleri yol edinenleri, kendi içlerinden silkeleyip, atmalı mı?
Devrimci Turizm İşçileri sendikası kuruluş amaç ve ilkelerine bağlı olarak, her şeye rağmen, yoluna devam edecek.

YAŞASIN DİSK!
YAŞASIN DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKAMIZ !
MUSTAFA YAHYAOĞLU
DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKASI
GENEL BAŞKAN

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here