KULA KULLUK EDENE, YAZIKLAR OLSUN’

                                                                                             Nusret Gürgöz

‘…

Geçip gidiyor işte Ferdi Tayfur, Neşe Karaböcek,

              Orhan Gencebay

el arabalarının soluk hoparlörlerinden

bulmacalı afişlerden

Aşkı Ben mi Yarattım, Dertler Benim Olsun,

                 İsyanım Var

ikramiyeli posterlerden

sev dediyse gözlerim kalbimin suçu ne arkadaşım

bir yandan bir yaraya

bir sudan bir asumana

bir şarkıdan bir şarkıya

…’

Vay ki vay Orhan Baba, vay ki vay!

Ne çok insan emek verdi müziğine, ne çok insan yazdı müziğinin sosyolojik serüvenini. Hadi bir sır vereyim, sosyalistler tu kaka deseler de sana / ben de kırk yıllık sosyalist olsam da vallahi billahi ben (de) 2009’da ‘Batsın Bu Dünya‘ yazımda anlattım seni ve müzik serüvenini.

Bak,  Refik Durbaş Abi’m de yazmış(t/dı)  işte şiirini 1980’lerde.

Bana  yalnızca üstte alıntılamak kaldı işte.

Vay ki vay Orhan Baba!

Ne çok sevdik seni Orhan baba!

Ne çok!

12 Eylül’den sonra seni tanıdım Orhan Baba!

Hani kadim kent Diyarıbekir’de Yılocular Cınocular vardı ya, Diyarıbekir mazlumların kentidir ya, bu yüzden herkes Yılocu olmuş(tu)  ya; biz de  vallahi billahi –  bak yemin bile ettim – Ferdi’nin o ağlak yanını sevmemiş, Orhan Babacı olmuştuk o karanlık günlerde.

Seni sevdiğimiz günlerin yüzü suyu hürmetine, hatırla o günleri Orhan Baba!

Kenan Evren, kent kent dolaşıyor,  herkese verip veriştiriyor, ülkenin vicdanı aydınlara, ‘Nedeyim böyle aydınları, Vahdettin de aydındı, bunlar vatan haini!’ diyordu. Ahali, elleri patlarcasına, Evren’i alkışlıyordu. Partiler Sendikalar, dernekler, gazeteler …kapatılmış, sokakta sürek avı devam ediyor, genç kızlara işkencehanelerde tecavüz ediliyor, sokaklarda, evlerde, cezaevlerinde…insanlar öldürülüyordu.

Biz seni dinliyorduk Orhan Baba! ‘Yarattığın Mecnuna Bir Teselli Ver, Sevenin Halinden Sevenler Anlar’, diyordun. İlle de ‘Batsın Bu Dünya’ dediğinde, sözlerin yüreğimizle buluşuyor, işkencenin, zulmün, ölümün…sürgit devam ettiği bu dünyanın biz de batmasını istiyorduk. Aramızda kalsın Orhan Baba, aslında bu dünyanın batmasını istiyordun ama, yeni bir dünya kurma tahayyülün yoktu, bunu biliyorduk. Olsun,  biz yine de sevmiştik seni.

Yeni bir dünyayı kurmak, ‘aşkla örmek’ zaten bizim işimizdi.

Eee…Orhan Baba! Geldik bugüne, 2018’e. Kim derdi yıllar böyle geçecek,  köprülerin altından çok sular akacak, Orhan Baba da muktedirin yanında hizalanacak.

Bunu da gördük işte!

Yazımın bundan sonrasında sana,  Orhan Baba diye hitap etmeyeceğim.

Bu unvanı aldık elinden!

Eee..Orhan (G)Kencebay, pencerenden bir dışarıya bak istersen, şöyle bir yoksul mahallelere git, önünde artistik pozlar verdiğin cezaevlerine uğra, polis merkezlerini ziyaret et, bir çaylarını iç, bak neler göreceksin.

Çöplükten beslenen insanlar göreceksin, işsizleri, ‘dağılan pazar yerlerinden’ sebze meyve toplayanları, yurdundan yuvasından edilmiş Halepli, Koboneli, Deyrzorlu… çocukları göreceksin.

Nusaybinli, Cizreli, İdilli… çocukları göreceksin.

Kulaklarını tıkamazsan cezaevlerinden, gözaltı merkezlerinden yükselen çığlıkları duyacaksın…

İşinden, ekmeğinden edilmiş emekçileri göreceksin.

Hani o senin sevdiğin sözcükle söylersek ‘garibanları’ göreceksin.

Tank göreceksin, obüs göreceksin, havan göreceksin!

Kan göreceksin!

Muktedir, hepimize bağırıyor.

Hepimizi hizaya çağırıyor.

Biz; esas duruşta durmayı reddeden ‘asi ve aksi çocuklar’, hizaya girmeyi çoktan reddettik Orhan (G)Kencebay!

Bize de uğra, hani senin o başka bir dünyayı düşlemenin kapılarına açan şarkını birlikte söyleriz:

‘Yazıklar olsun, yazıklar olsun

Kaderin böylesine yazıklar olsun

Her şey karanlık, nerde insanlık

Kula kulluk edene yazıklar olsun

 

Batsın bu dünya, bitsin bu rüya

Ağlayıp da gülene yazıklar olsun

…’

 

Mart  / Nisan – 2018

Antalya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here