Antalya Kent İzleme Platformu’nun(AKİP) gerçekleştirdiği Kent Hakkı Formu Sonuç Bildirgesi yayınlandı.

SONUÇ BİLDİRGESİ
Antalya Kent İzleme Platformu (AKİP), kurumsal bir bağı olmaksızın farklı alanlarda faaliyet gösteren katılımcılardan oluşan, Antalya odaklı bir kentli dayanışma ağıdır.

Platform, yaklaşan yerel seçimlerde katılımcı yerel yönetim ilkelerini esas alan bir Forum düzenleme kararı almıştır. Antalyalıların, kentin doğal, ekolojik, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gündemine dair karar alma süreçlerine aktif bir şekilde katılarak taleplerini dile getirme sorumluluğunu esas alan Forum 20.01.2019’da Antalya Barosu Konferans Salonu’nda “Kent Hakkı” gündemi ile toplanmıştır.

Kent Hakkı Forum’u kapsamında, mesleklerini Antalya’da sürdürmekte olan avukat, şehir ve bölge planlamacısı, mimar, inşaat mühendisi, arkeolog, rehber ve akademisyenlerden oluşan 18 çağrılı uzman sözlü bildiride bulunmuştur. Bununla birlikte, “Serbest Kürsü” bölümünde 19 katılımcı söz hakkı talep ederek; 35 katılımcı ise yazılı olarak kentin yönetimine dair kişisel görüş, değerlendirme ve taleplerini (AKİP) Antalya Kent Hakkı Forumu Yürütme Kurulu’na iletmiştir.

2014-2019 yıllarında yaşanan uygulamaları kapsamak üzere sonuç bildirgesi kapsamında ayrıntılı bir şekilde sunulan bu görüş, değerlendirme ve talepler aşağıda yedi madde de özetlenmiştir

:• Antalya, yöneticilerin, kent seçkinlerinin, sermaye sahiplerinin değil hiçbir ayrım gözetilmeksizin Antalya’da yaşayanlarındır. Kente ilişkin doğal, ekolojik, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik konularda Antalyalıların yerel yönetimlere katılımlarının ve taleplerinin hayata geçirilmesinin önü kapatılmamalıdır.

• Antalya’nın ekolojik değerleri uygulamaya geçirilmek istenen ölçekli imar faaliyetleri nedeniyle aşırı baskı altındadır. Bu baskılar, yalnız kent ekolojisi değil aynı zamanda halk sağlığı üzerinde telafisi mümkün olmayan iklim değişikliklerini de beraberinde taşıyacaktır. Yerel yönetimler kentlinin Doğal ve Çevresel değerleriyle birlikte yaşama hakkına saygı duymalı ve onları turizm ya da rant odaklı imar faaliyetleri için metalaştırmaktan, doğal yapının da kıyımından ivedilikle vazgeçmelidirler.

• Antalya’da yerel yönetimlerce uygulanan plansız ve etütsüz yol, otoyol, kavşak, katlı kavşak çalışmaları kentlilerin ulaşım ve dolaşım hakkını ihlal etmektedir. Alternatif ulaşım ve dolaşım yöntemlerinin kent gündemine taşınması kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, ücretsiz ya da asgari fiyatlandırılmış toplu taşıma hizmeti tartışılmaya açılmalı; bisiklet yol ve parkları ile kesintisiz yaya dolaşımına ilişkin planlar hayata geçirilmelidir.

• Yerel Yönetimler, Antalya’nın tarihsel miras alanlarını turizme dönük rant alanları olarak görmekten vazgeçmelidirler. Antalya’nın tarihsel birikimi bütün kentlilerin gelecek kuşaklara aktarmakla yükümlü oldukları ortak değerlerdir. Yerel yöneticiler, kullanma ve yenileme idealini terk ederek koruma, kayıt altına alma ve kentin ortak geçmişine ait anıları yaşatma konusunda sorumluluk sahibidirler.

• Antalya’da gerçekleşen İmar Değişiklikleri, Kentsel Dönüşüm ve Kentsel Yenileme uygulamaları Antalyalıların planlı, sürekli yenilenmeyen, yerleşik/oturmuş, sağlıklı ve özendirici bir çevrede yaşama hakkını ihlal etmektedir.

• Antalya’da kadınlar ve LGBTİ+ bireylerin, çocuklar, gençler ve yaşlılar ile engelli grupların farklı köken ve kültürlerin yerel yönetimlerden yeterli, eşit ve adil hizmet alma hakları ihlal edilmektedir. İstismarcı, cinsiyetçi ve ayrıştırıcı yönetim anlayışı, toplum hayatında barış içinde bir arada yaşama fikrinin gelişmesine engel olmaktadır.

• Antalya’nın en temel sorunlarından bir diğeri de, yerel halkın büyük bir çoğunluğunun işsizlik, yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizliklerden derinden etkilenmekte olmalarıdır. Geçimini sağlayamayacak kadar muhtaçlar, evsizler, yerleşik veya göçmen, sokağa, açlığa terk edilen, uyuşturucu kullanımına ve suça sürüklenen insanlar, çocuklar, gençler ve kadınlar gün geçtikçe çoğalmaktadır. Gelir dağılımındaki dengesizlik, kentsel imkânlardan yararlanma bakımından yaşanan mahrumiyetler olağanüstü boyutlardadır. Sermaye dünyasının önüne geçilemeyen beklentileri ve sınırsız kâr elde etme hırsı uğruna kentin kimliğini oluşturan doğal yapıyı, tarihi, kültürel değerlerimizi acımasızca talan eden, dışlanmışlığa ve yoksulluğa yol açan politikaları sürdürmekten başka seçenek üretemeyen yönetim anlayışlarından “kent hakkını” hayata geçirmelerini beklemek gerçekçi olmayacaktır.

Bütün bu nedenlerle kentte yaşayan herkesin, özellikle kentsel imkânlardan yoksun bırakılanların haklarına sahip çıkmaları ve kent haklarını “talep” etmeleri çağrısında bulunmaktayız.

Ancak bu yolla eşitsizliğe maruz kalanların ve sosyo-ekonomik dezavantajlıların kentle bütünleşmelerini sağlayan kamusal alanlarımızın ve zenginlik kaynaklarımızın, değişim değerlerine göre değil, kullanım değerlerine göre ele alınmasını, fiziki, sosyal, kültürel, ekonomik ve politik koşulların toplumsal olandan yana geliştirilebilmesini mümkün kılabiliriz.

ANTALYA’DA KENT HAKKI İHLALLERİ

“Kent hakkı” kavramının ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlayan insan hakları mücadeleleri, fikri katkılar, uluslararası ve bölgesel bildirgelerde ifadesini bulan evrensel değerler ve nihayet Türkiye Belediyeler Birliği tarafından mahalli idarelere ve kamuoyuna duyurulan referans niteliğindeki (C. Baş, Avrupa Kentsel Şartı, Türkiye Belediyeler Birliği (2017) 54s. http://www.tbb.gov.tr/online/kitaplar/avrupa_kentsel_sarti_2017/html5forpc.html) yaklaşımları da göz önüne alınarak, beş üst başlık altında “ilkeler” belirlenmiştir. Başlıklarda yer alan ilkelerin, diğer bir ifade ile kent hakkımızın hangi resmi uygulamalar ile nasıl ihlal edildiği de aşağıda açıklanmıştır.

I. HALK KATILIMI, KENT YÖNETİMİ VE İŞLEYİŞİ

A. İlke:

Kentler, kentte yaşayanlara aittir. Bu çerçevede, kentlerin doğal, ekolojik, tarihsel, kültürel ve ekonomik zenginlikleri kentlilerin ortak değerleridir. Bu değerlerin, idaresi, planlamasında toplum geleceğini ve kendilerini etkileyecek her türlü yerel yönetim karar süreçlerine kentlilerin aktif bir şekilde katılma hakları vardır

B. İhlaller

1**2014 yılında yaşanan yönetim değişikliği sonucu muhalif olmaları nedeniyle yüzlerce işçi ve memur haksız ve hukuksuz yollarla büyükşehir belediyesi ilçe birimlerine sürgün gönderilerek uygunsuz ve zor şartlarda çalışmaya ve istifaya zorlanmışlardır.

2** Halkın yönetime katılım kanalları göstermelik ve yöneticilerin inisiyatifinde olmamalıdır. EXPO 2016 ya kadar raylı sistem taşınsın mı? Çallı’daki Atatürk heykeli nereye taşınsın? Giritli parkı otopark olsun mu? gibi bilim ve planlamaya aykırı referandumlar yaşanmıştır. Ancak semt, mahalle, sokak veya kamusal alanlara yönelik yapılan kimi toplantılar ise ya göstermelik ya da yerel birimlerin önceden hazırladığı düzenlemeleri bilgilendirme düzeyinde kalmıştır. Serbestçe bilgiye ulaşma, birlikte değerlendirme, karar alma ve nihayet birlikte alınan kararların uygulanması, sonuçlarının denetlenmesi yerel yöneticiler tarafından istenmemektedir.

3**Antalya en borçlu ve bütçe açığı en yüksek büyükşehir belediyeleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Ancak ne yatırım kararları, ne de bunlara ilişkin harcamaların denetimleri halkın katılımı ile gerçekleştirilmemektedir. Kıyı erozyonuna neden olacağı uzmanlarca açıklanan ve tamamen rant amaçlı kazılan Boğaçayı, kıyı kenar çizgisini ihlal edilerek gerçekleştirilen Konyaaltı sahil düzenlemesinde yer alan ve ekonomik ömrü dolmadan yıkılan Beach Parktaki yapılar ve sahilin kullanımının paralı hale getirilmesi, Lara sahilini yok edilmesine neden olacak Kurvaziyer limanı gibi hem doğal yapıya zarar veren hem de kamusal alanları ticarileştiren konularda halkın görüşü alınmamıştır. Antalya’nın sembolü olan Altın Portakal film festivalinde yer alan ulusal film yarışmasının festivalden çıkarılması da halka sorulmamıştır.

4 ** Antalya’da turizm yatırımları büyük ölçüde İstanbul ve yabancı sermayenin elindedir. Bu durum, elde edilen turizm gelirinin Antalya dışında vergilendirilmesiyle belediye gelirlerinde düşüşe yol açarken, yerel yönetimler soruna çözüm üretme konusunda çalışmalar yapmamakta, haksız duruma rıza göstermektedir. Merkezi yönetiminin ve yerel yönetimlerin ilgisizliği nedeniyle Antalya ekonomisi kendi iç dinamikleri ile ayakta kalabilme imkânlarını geliştirememektedir. Antalya, aylık 2 milyona varan yerli-yabancı turistin tüm il sathına getirdiği ek altyapı yükünü karşılayacak yerel yönetim gelirlerine sahip olmalıdır.

5**Yakın geçmişte çevre tarım arazilerinin su baskınları altında kalmasına yol açan EXPO 2016 ve Boğaçayı projelerinde olduğu gibi Bakanlar Kurulu kararı, KHK; Meltem de stadyum sahasında olduğu gibi Toplu Konut İdaresi Başkanlığı TOKİ; Balbey ve Haşim İşcan mahallelerinde olduğu gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı; Kentsel dönüşüm ve imar uygulamalarındaki yetkileriyle Bayındırlık İskan Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ormanlık alanlarda Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile merkezi yönetim tarafından kentsel yaşama yapılan müdahaleler yetmiyormuş gibi, yeni yasal düzenlemelere göre yerel yönetimlerin yatırım kararları ve kaynak yaratılması konularında Cumhurbaşkanına tanınan yetkilerle halkın yönetime katılımı, kentin birlikte yönetilmesi ve planlanması ilkelerinin uygulanabilirliği fazlasıyla sınırlandırılmak istenmektedir.

6**Her mahallede bir “Hizmet ve İrtibat Merkezi” kurularak hem belediye hizmetlerine daha hızlı erişim hem de mahalledeki insanların gündelik sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını daha düzenli ve nitelikli olarak gidermelerine ve talepte bulunmalarına olanak sağlanmalıdır.
Kentsel planlamalar, kamusal projeler hayata geçirilmeden önce uzmanlık kuruluşlarının, gönüllü kuruluşların, kent konseyinin, muhtarlıkların ve sokak, mahalle veya kente ait sivil inisiyatiflerin bilgilendirilmesine, görüş bildirmelerine ve sonuçlarını takip etmelerine açık, makul sürelerde sergilenmeleri, değerlendirilmeleri ve takip edilmeleri sağlanmalı, ilçe ve büyükşehir belediye meclislerinin imar planı değiştirme büroları gibi çalışmalarına son verilmelidir.

II. ÇEVRE, DOĞA VE SAĞLIK

A. İlkeler:

Yerel yönetimlerin, doğal kaynakları ve enerji kaynaklarını, uygun ve akılcı bir biçimde yönetme; idareli kullanma, kirliliğe karşı politikalar uygulayarak ekosistemi koruma yükümlülüğü vardır. Bu kapsamda, kentsel çevre politikaları oluşturarak, atıkların yönetimi, hava, su, toprak ve yeraltı kirliliklerinin engellenmesi; doğal ve yapay çevrenin doğa kaynaklı afetlerden sakınılması koşullarını yerine getirmek suretiyle iyi sağlık koşulları sağlama sorumluluğu vardır.

B. İhlaller

7**Mevzuatta kişi başına en az 10 m2 hedeflenen yeşil alan standardı Antalya’da 4 m2 civarında kalmaktadır. Bu doğrultuda kent merkezinin betonlaştırılmaksızın yayalaştırılması, bisiklet yollarının yaygınlaştırılması son derece düşük seviyelerdedir.

8** Antalya’da son günlerde yaşanan şiddetli yağış, sel, fırtına, hortum, dolu gibi doğal olayların iklim değişikliğine de neden olan daha fazla kâr elde etmeye güdümlü sermaye dünyasının faaliyetleriyle bağlantılı olduğu kadar, kentsel düzenlemedeki çarpıklıklar, öngörüsüzlükler, tedbirsiz ve yetersiz yaklaşımların da ürünüdür. İklime dayalı felaketlerin önüne geçilebilmesi için yaşam alanlarımızı, sahillerimizi, ormanlarımızı, dağlarımızı betonlaştıran, asfaltlarla kaplayan, ağaçları yok eden, kömür, petrol ve gaz, termik santral, HES kullanımını teşvik eden merkezi ve yerel yönetim politikalarından derhal vazgeçilmesi gerektiği yaşanan can kayıpları ve maddi zararlara rağmen görmezden gelinmek istenmektedir

9**Antalya’ da kanser vakalarının görülme sıklığı ile ilgili bilgiler Sağlık İl Müdürlüğü’nde bulunmaktadır ve ülkemizin birim alan başına en fazla tarım kimyasalı kullanılan Antalya’da kanser görülme sıklığının ne olduğunun açıklanması gerekmektedir. Zira yeraltı ve yerüstü su örnekleri, toprak örnekleri ve yüzlerce gıda örneği üzerinde yapılan çalışmalar ve binlerce analiz sonucunda örneklerin %40’ında kimyasal madde bulunmuştur. Soluduğumuz havadan, yediğimiz yemeklerden, içtiğimiz sudan kanserojen madde alıyoruz. Ancak merkezi ve yerel yönetimler bu gerçeği görmezden gelinip ve gizlenirken, halk sağlığının korunması ve gerekli tedbirlerin alınması için bu çalışmada yer alan akademisyen hakkında, bilgileri kamuoyuna açıkladığı gerekçesiyle 12 yıla kadar hapis cezası verilmesi için dava açılmıştır.

10** Konyaaltı sahili, Anayasa ve kıyı yasasına aykırı olarak parsel parsel tahsis edilerek büfelere kiralanmıştır. Büfeler ise yasa dışı bu uygulamada kamuya ait kıyı işgallerini daha da genişletmişlerdir.

11** Konyaaltı ve Lara sahillerinde ve denizde, liman amaçlı dökülecek betonlarla kıyılarımız geri dönüşümsüz olarak yok edilmesi planlanmıştır.

12** Boğaçayı’nda taşkın önleme adı altında dere yatağı, yapay göl yapılmak üzere, Anayasaya ve yasalara aykırı olarak kazılmıştır. Denize rüsubat akımı engellenerek doğal yapı bozulmuştur. Kum çakıl kaçakçılığı yapılmıştır. Yapılacak projeyle halen Boğaçayı taşkın riskiyle karşı karşıyadır. Aynı zamanda Konyaaltı sahillerinin erozyona uğraması riski yaratılmıştır. Yapay göl dolmasın diye her yıl kamu bütçesinden büyük miktarda harcama yapılarak dip taraması yapılmak zorundadır. Yoksa taşkın riski daha da yükselecektir.

13** Kaş’a yapılan imar planlarıyla yapılaşma riski artırılmakta ve kitle turizmine açılmak istenmektedir. Bunu getirisi olarak alana otoban, viyadük, Havaalanı projeleriyle Kaş’ın geleceği, sahilleri ve arkeolojik ve doğal koruma alanları tehdit altına girmektedir.

14** BŞB başkanı milli parkları ve arkeolojik SİT alanlarını bünyesinde barından Kumluca’ya bağlı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim bölgesi olan ADRASAN için Kültür Turizm Bakanlığınca onaylanmak üzere imar planı yaptıklarını ve sonrasında 18 uygulamasına geçeceklerini duyurdu. Böylece Adrasan’ın da betonlaştırılması yolu açıldı.

15** Taş ocakları ve HES’lerle tarumar edilen dağlar, ormanlar, su kaynaklarımız, ticarethaneye çevrilmek istenen milli parklarımız, tahsis edilip imara açılan ormanlık alanlar nedeniyle ormanlarımız tehdit altındadır. Son olarak Manavgat Sorgun Ormanı Titreyen göl mevkiinde turizm tesisi ve aquapark yapılması amaçlı ağaç kesimi yapılmıştır. Orman Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tahsisi sonucu 20 bin 300 metrekarelik orman alanında asırlık ağaçlar geçtiğimiz Aralık ayında yok edilmiştir.

16** Karayolları para ayırmadığı için kamulaştırma yerine imar uygulaması ile Güney/Batı Çevre yolunda toplam 280 hektar tarım alanı imara açıldıktan sonra bu dönemde de süren yapılaşmalar sonucunda 450.000 narenciye ağacı yok edilmektedir.

17** Termessos, Aspendos antik kent alanlarının yakınlarından geçirilmek istenen tren yolu, Döşemealtı, Duraliler içme su kaynakları çevresindeki yapılaşmalar, Kındılçeçme, Tünektepe milli ormanlarında, Lara Kent Parkında tatil köyü planlamaları ile ne arkeolojik sit alanı ne milli park, ne de koruma alanları dikkate alınmadığı gibi artık her şey satılık hale getirilmiştir.

18**İmar barışı kente karşı işlenen suçları teşvik edercesine af etmiştir. Hazine arazilerinde veya kendi mülkünde, plansız, iskânsız işgalci olan bu kaçak ve ruhsatsız yapılar hazineye kaynak yaratılması adına yasallaştırılmıştır.

19** Falezler olmasa Antalya olmazdı ama “Kadınyarı” ve “Vasili Kanyonu” düzenlemesinde ve falezlere bitişik otel ve restoran kullanımlarında ve halka açık plaj platformlarında Antalya’nın kimliği olan falezlere beton dökülmeye devam edilmektedir. Aşırı yüklenme sonucu falezlerin parçalandığı Konserve Koyu ise yeniden imara açılmak istenmiştir.

20**EXPO 2016 ve Aksu arası, Kuzey – Batı çevre yolu güzergâhı, Altınova, Gaziler Mahallesi, Boğaçayı çevresi… Tarımsal alanlar, ormanlar, verimli alanlar, dere tepe demeden, plansız, alt yapısız, ihtiyaç dışında hızla imara açılmaya devam edilmektedir.

21** Bey dağları ile sahip olunan görselliğe ve doğal yapıya, Tünektepe’de yapılmak istenen otel inşaatı ile zarar verilecektir.

22** Kirişçiler- Varsak arasında yer alan ormanlık alanda amacı açıklanmayan, arazi açma operasyonu ile on binlerce ağaç kesilmiştir.

23**Denetimsizlik ve ilgisizlik yüzünden kış aylarında oluşan hava kirliliğinde ülke sınırının üzerindeyiz. Kent sakinleri kalitesiz kömür, plastik, kaçak yakıt kullanımının engellenememesinden dolayı kirli hava solumaya devam etmektedir.

24**Etütsüz, plansız 27 adet katlı kavşak ile betonlaştırılan, ayrıştırılan yerleşim alanları, araç yoğunluğu, gürültü ve kirlilik yaratılarak kent sakinleri arasında duvar bentler örülmesine neden olmuştur.

25** Işıklı, ışıksız devasa reklam panoları ile kentte görsel kirlilik ve yaya haklarına ihlal uygulamaları artarak devam etmektedir.

26** Özellikle nostaljik tramvay hattı boyunca kaldırımların, kamusal alanların ticari amaçlarla işgalleri yaya haklarının hiçe sayıldığını ortaya koymaktadır.

27** Büyükşehir Belediyesi ilçe belediyeleriyle işbirliği yaparak, Antalya merkezindeki yurttaşları Toroslardaki kasaba ve köylerde yaşayan yurttaşlarla buluşturacak “Komşu Kapısı” adıyla doğal ve kültürel değerlere saygılı bir yerel turizm projesi geliştirmelidir.

III. KENTSEL DOKU VE BARINMA

A.İlke:

Yerel yönetimler, imarın kalitesinden; tüm canlıların sağlıklı, yerleşik, özendirici bir çevrede yaşama hakkından ve konut dokusunun korunmasından ve barınma hakkının sağlanmasından sorumludurlar.

B.İhlaller

28** Konyaaltı Belediyesinin bitişiği de dâhil olmak üzere Konyaaltı sahili boyunca izin verilen devasa binalar kente ihanetin sembolleri olmuşlardır.

29**İmar barışı hazine arazilerinde veya kendi mülkünde, plansız, iskânsız işgalci olan bu kaçak ve ruhsatsız yapılar hazineye kaynak yaratılması adına yasallaştırılmakla kalmadı, kentsel dokuya zarar verirken sağlıklı, güvenli koşullarda barınma hakkının ihlal edilmesine de neden olunmuştur.

30**Demircikara Narenciye caddesinde, imar planında spor alanı olan amatör spor tesislerinin, Antalya sporun borçlarının ödenmesi amacıyla alt belediye hissesinin önce Antalya spor vakfına devredilmesi, daha sonra BŞB tarafından bu alanın planında akaryakıt istasyonu olarak değiştirilerek satılması yeni bir keyfilik örneği olmuştur.

31** Kent planında yer almadan inşa edilen EXPO 2016 etkinliği sona erdikten sonra bu alan özelleştirilmek istendi. Otel, eğlence merkezi ve tepkilere neden olan kent merkezindeki müzenin taşınması seçenekleri düşünülürken, akıbeti belirsiz hesapsızlığın zarar ve tahribat alanı olarak sembolleşmiştir.

32**Otogar alanının satılması için ihaleler yapılmıştır. Bu alan ticari amaçlı imara açılmakla bir kamusal alanımız daha özelleştirilmiştir.

33**Kent dinamikleri, Dokuma Fabrikasının özelleştirilmesini ve daha sonra Kepez Belediyesine devredildikten sonra bu alanın ticarileştirilmesini engellemesine karşın, yargı sürecinin sonunda Turkmall’dan iade alınan 250 bin m2 lik AVM alanının planında halen ticari alan olarak bırakılması ve bu şekilde düzenleme yapılmak istenmesi, gelecekte bu alanın piyasalaştırılması ve menfaat çevrelerine tahsis riskini ortadan kaldırmamaktadır.

34** Kırcami, Antalya’nın kentleşme sürecinde geçirdiği evreler bakımından bu kentin düzenlenmesinde esas alınması gereken öncelikli yaklaşımın “arazinin kullanım değeri” olması gerektiği ilkesi yerine artık “arazinin değişim değerine” göre ele alınacağının tescil edildiği son örnek olmuştur.

35**Barınma hakkının sağlanması konusunda hiçbir girişimde bulunmayan BŞB tarafından Kenti pazarlama planı olarak “Antalya Merkez 5 İlçe Kentsel Dönüşüm Master Planı” hazırlanmıştır. Plan o kadar acımasızdır ki kentin ¾ ünü müteahhitlerin insafına teslim etmeyi öngörmektedir.

36** Yoğun itirazlara rağmen 33.000 kişilik futbol stadyumu yapılan Meltem Mahallesi 10 yılı aşan inşaat sürecinde ve şimdi de her maç günü ve akşamı yoğun rahatsızlık ve zarar nedeni olmaya devam etmekte; ulaşım, kirlilik, mütecaviz ve nahoş davranışlar mahalle sakinlerinin kâbusu haline gelmektedir.

37** Cumhuriyetin önemli kazanımlarından olan yaklaşık 80 yıldır kamusal amaçlarla laboratuvar niteliğinde kullanılan Narenciye bahçesinin bulunduğu alan Hazine’den alınarak Hamidiye Vakfına devredilmesi bu alanda yürütülen tarımsal faaliyetin geleceğini belirsiz hale getirmiştir.

38**Antalya Kepez santral mahallesi kentsel dönüşüm projesinde görüleceği üzere esas amaç olan riskli alan ve depreme dayanıklı konutlar üretmek değil, inşaat sektörüne kaynak yaratmak, kent planına aykırı bir şekilde fazladan 18.000 konut imalatı gerçekleştirerek kamusal hizmeti ve kamusal alanları piyasalaştırmak olduğu ortaya çıkmıştır.

39**Yargı kararı olmaksızın ANSAN sanatçıların dernek lokali polis zoruyla Kale Kapısı’ndaki BŞB.e ait yerinden tahliye edildi. Planında park olan bu alanın, şimdi de BŞB meclisinde encümenine satış yetkisi verilmiştir.

40** Kent merkezinde 2007 yılında yıkılan İnönü İlkokulu, İsmet İnönü Kız Enstitüsü ve Doğum evi binalarından kalan boşluk, ticari alan olarak kullanılmaya başlanmış ve geçtiğimiz günlerde bedelsiz olarak işletmesi Ensar Vakfına devredilmiştir. .

41**Akdeniz kent parkında “dünyaca ünlü ender eserler kategorisinde” olan, ödüllü MİNİ CITY maketleri kırıp dökülerek kaldırılmıştır. Bu alanda plan değişikliği yapılarak kent parkında AVM ve ticari aktivite inşaatlarına başlanmıştır.

42**Etütsüz, plansız katlı kavşaklarla betonlaştırılan, ayrıştırılan yerleşim alanları, araç yoğunluğu, gürültü ve kirlilik yaratılarak kent sakinleri arasında duvar bentler örülmesine neden olurken sağlıklı koşullarda barınma hakkını da ihlal etmiştir.

43**Kent merkezinde ve ilçelerde çok sayıda sahipsiz ya da sokağa terkedilmiş kedi/köpek/evcil hayvan yaşam mücadelesi vermektedir. Açlık, hastalık ve kötü niyetli insanlar tarafından zarar verilme riskiyle karşı karşıya kalan bu dostlarımıza uygun yaşam koşulları sağlamak, beslenme ve hastalıklarının tedavi edilmesi, kontrollü çoğalmalarını sağlayacak şekilde kısırlaştırılmalarının yapılması yasa gereği il ve ilçe belediyelerinin sorumluluğu ve görevidir. Bunun için de uygun koşullarda hayvan barınakları kurulmalıdır. Ancak bazı ilçelerde barınak ya hiç yok ya da olanlar son derece yetersiz ve sağlıksız ortamlardır.

44** Her mahallede bir “Mahalle Müzesi” kurularak kentlilerin yakın çevresindeki somut ve soyut kültürel miras hakkında farkındalık yaratılmalıdır. Örneğin yeniden düzenlenen Şarampol Caddesi’ çevresinde kurulacak bir “Mahalle Müzesi’nde, bu caddenin adının ve Tahıl Pazarı Mahallesi’nin adının hikâyesi, erken Cumhuriyet döneminde burada faaliyet gösteren Antalya Matbaası’nın izleri, bu caddenin iki tarafında yaşamış Giritlilerin göç hikâyeleri tanıtılabilir.

IV. ULAŞIM VE DOLAŞIM

A.İlke:

Motorlu taşıtlar, gürültü, hava kirliliği, ruhsal ve fiziksel tehlike ve artık ihtiyacı karşılayamaz hale gelen yol, geçit inşaatları ve projeleri, kentleri yavaş, ama kesin bir biçimde, öldürmektedir. Yerel Yönetimler, özel araçlarla seyahat hacminin azaltılması ve dolaşım güvenliği sağlayarak toplu ulaşım alternatifleri, bisiklet yolları ve kent merkezinin yayalaştırılmasına, yaya alanlarının da güvenli kullanıma dönük projeler geliştirmekte yükümlüdürler.
B.İhlaller

45** Antalya’nın sekizincisi yapılan “Ulaşım Ana Planı” ihale gereği Kasım 2016’da teslim edilmesigerekirken BŞB tarafından kamuoyu ile paylaşılmaksızın gizlenmektedir.
Merkezi ve yerel yönetimlerin ön ayak olduğu düzenlemeler sonucunda, tarım alanlarının, ormanların ve verimli arazilerin plan bütünlüğü sağlanmadan yapılaşmaya ve imara açılması sonucunda, kentsel yaşam için hayati öneme sahip olan kent içi ulaşım planlaması da yap boz tahtası haline getirilmiştir.

46** Etütsüz, plansız gerçekleştirilen katlı kavşaklar ulaşıma çözüm getirmemiştir. Araç yoğunluğu, gürültü ve kirlilik yaratmıştır. 2005 yılında Kent içine yapılan “battı-çıktı” kavşaklar ihtiyaca cevap vermeyince Mevlana ve Çallı’daki kavşaklar üç katlı kavşak haline getirilmiştir. Çevre yollarda olması gereken bu uygulama sinyalizasyonun varlığı nedeniyle amacına ulaşamadığı gibi, araç trafiğini artırmıştır.

47** Konyaaltı projesine destek amaçlı gerçekleştirilen Antalyaspor kavşağı yayalara eziyet eden, araçlara zikzak çizdiren, gereksiz benzin tükettiren, plansız, öngörüsüz yeni bir kaza merkezi haline gelmiştir.

48** 640 km’lik kıyıya sahip Antalya’da Deniz Seferlerinin Alanya-Kaş arasında tayin edilecek yeterli kapasiteli yerleşimlere uğrayan, ekonomik ve uygun şartlarda kitlesel ulaşımı sağlayan deniz yolu seferleri bugüne kadar gerçekleştirilmemiştir.

49** Otoban, viyadük, Havaalanı projeleriyle Kaş’ın geleceği, sahilleri ve koruma alanları tehdit altındadır.

50** Antalya’nın üç adet çevre yolları olan, 15 km’lik Batı Çevre Yolu üç kavşağı (Kepez, Duraliler, Serbest Bölge) tamamlanamamıştır. 37 km’lik Kuzey Çevre Yolunun 12 km’lik kısmı bitirilerek ihale durdurulmuştur. 13 km’lik Kuzey-batı çevre yolunun ihalesi bile yapılmamıştır.

51** 2014 ve 2015 seçimlerinde iktidar belediye başkanı ve milletvekilleri adayları 2023 yılında Eskişehir-Afyon üzerinden ve Konya üzerinden olmak üzere iki güzergâhtan hızlı tren geleceğini müjdelerken hiçbir adım atılmamıştır. Ama 17.Ocak.2019 tarihinde Antalya’ya gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı da bu iki hattın dışında İzmir-Antalya Hızlı Tren ve Otoyol müjdesi vererek ulaşım beklentilerimiz “müjdelerle” tatmin edilmek istenmektedir.

52** Akdeniz Üniversitesi kampüsünde ve Konyaaltı sahil şeridinde olduğu gibi otobüs seferlerinin giderek ücretsiz yapılması yaygınlaştırılmalı, kent içinde özel araç yerine toplu ulaşım özendirilmelidir. Belediye otobüs şoförleri ücretsiz binen engelli ve yaşlılar ile bebek arabalı yolculara kötü muamele yapmamaları için önlemler alınmalıdır.

53**Hali hazırda yolcu taşımacılığının yükünü çekmekte olan belediye otobüsleri tüm hatlarda 24 saat hizmet vermelidir. Sabah işe gidiş ve akşam iş çıkış saatlerinde sefer sayıları artırılmalıdır. Sefer saatlerini gösteren dijital ekranlar tüm duraklara yerleştirilmelidir. Antalya’da kent içi toplu ulaşım, Belediye otobüslerinin arka pencereleri açık ve hat numarası yazılı olmalıdır.

54** Fatih ve Meydan tramvay duraklarına yakın ücretsiz otopark düzenlemeleri yapılarak kent içine özel araçsız girişler teşvik edilmelidir. Belediye otobüs durakları yaya geçişini engellemeyecek şekilde yerleştirilmeli ve yolcuları yağmurdan korumalıdır. Yaya yollarının güvenliğine ve zeminine azami özen gösterilmelidir. Cumhuriyet meydanı, Konyaaltı sahil düzenlemesinde olduğu gibi kaygan ve ıslak zeminlerde yayalar için tehlikeli ve riskli ortamlar yaratılmasından kaçınılmalıdır. Kent parkları ve kaldırımlar trafo, bankamatik, muhtarlık, taksi durağı, büfe ve belediye hizmet binaları ile işgal edilmemelidir. Kent planlamasının bütünlüğü içinde değerlendirilmeyen yapılarla yayaların hakları gasp edilmemelidir.

A.İlke:

V. EŞİTSİZLİĞE MARUZ KALANLAR VE SOSYOEKONOMİK DEZAVANTAJLILAR

Yerel Yönetimler, yaş, cinsiyet, ırk, inanç, milliyet, sosyoekonomik ve politik statü, ruhsal ve bedensel özür gözetmeksizin, tüm insanlara eşit koşullarda hizmet vermekle yükümlüdürler.

B.İhlaller

55** Birleşmiş Milletler desteği ve Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve imzacıları arasında Antalya’nın da bulunduğu “Kadın Dostu Kentler Projesi” Taahhütnamesinde yer alan kadın erkek eşitliğine, cinsiyetçi uygulamalara ve düzenlemelere yönelik şartlar, 2014-2019 döneminde de yerine getirilmemiştir.

56** Antalya kadınların en yoğun saldırıya uğradığı kentlerin başında gelmektedir. Yeterince ışıklandırılmayan, yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığı parklar, yollar, özellikle üniversite çevresinde yaşanan mütecaviz davranışlar hakkındaki şikâyetler giderek artış göstermektedir.

57** Kentte yaşayan yabancı uyruklu kadınlara karşı önyargılı yaklaşımlar oldukça yaygındır. Şikâyet başvurularında adli mekanizmalar çoğu zaman gerektiği gibi işletilmemektedir. Yabancı uyruklu kadınlara haklarını anlatmak için kendi dillerinde yeterli kaynak ve tercüman bulunamamaktadır.

58** Kadınların bir kısmı çocuk doğurduktan sonra iş yaşamından uzaklaştırılmakta ve bu nedenle de psikolojik sorunlar (yetersizlik hissi, iyi anne olmamayı hissetme, yetişememe vb.) yaşanmaktadır. Bu sorun yerel yönetimlerle işyerlerinin ortak hareket ederek kreş sayısını çoğaltmalarıyla çözülebilecek bir sorun iken kadınlar ekonomik hayattan soyutlanıyor, bu soyutlanmakta getirdiği psikolojik travma eş/partner ve çocuk arasında da sorunların artmasına neden olmaktadır.

59** BŞB tarafından kıyıların kullanımında esas alınması gereken genellik ve eşitlik ilkesi Konyaaltı, Finike ve Alanya’da da “Kadınlar plajı” adı altında ihlal edilmiştir.
Kaldı ki Kadınlar plajı uygulaması, kadınları toplumdan soyutlamaktadır. Kadınlara daha rahat bir hareket alanı sağlandığı düşüncesi aslında kadınları toplumun diğer yarısından izole etmekte, kadın erkek eşitliğini, medeni koşullarda bir arada yaşama kültürünün gelişmesine engel olmaktadır. Eşleri/partnerleri tarafından tüm halka açık plajlar yerine kadınlar plajına gitmesine “izin verilen” kadınların varlığı, onları yalnızca kendilerine özgülenen bir alana sıkıştırdığı gibi kadın plajı yerine tüm halka açık plajlara gitmeyi tercih eden kadınlara da toplumda farklı gözle bakılmasına neden olarak, toplumda cinsiyetçi ve erkek egemen bakış açısının derinleşmesine neden olmaktadır.

60** Özellikle yoğun göç alan Kepez bölgesinde yaşayan kadınlarda ve orta yaşlılarda dahi okuma-yazma oranları çok düşüktür.

61** Çocukların zihinsel ve bedeni gelişmelerine katkıda bulunacak park, bahçe ve oyun alanları yerine göstermelik birkaç kaydırak ve salıncak türü düzenlemelere artık son verilmelidir.

62** Engelliler, yaşlılar kent içinde bir yerden bir yere rahatlıkla gidememektedirler. Tekerlekli sandalye desteği olmadığı gibi, yürüme yolları yetersiz ve tehlikeli, ulaşım araçlarının kullanım şartları zordur. Mimari düzenlemelerde engelli giriş çıkışı düşünülmemektedir.

63** Kadınlar, engelliler, gençler yönetim kademlerinde yeterince temsil edilmemektedirler.

64** Çalışma hayatı işçilerin, esnafın ve zanaatkârların haklarını göz etmediği gibi oldukça yaygın ve keyfi yollarla uygulanan hak ihlallerinin giderilmesi için etkin hiçbir önlem alınmamaktadır. Çocuk, kadın, göçmen işçiler yok pahasına, uzun süreler çalıştırılmaktadır.

65** Turizm sektöründe yer alan işletmelerde staj ve eğitim adı altında veya kırsal kesimlerden ucuz işgücü temini yaygınlaşmıştır.

66** Evsizler, suça sürüklenen çocuklar ve kadınlar kentimizin ve yöneticilerimizin utancı olmaya devam etmektedir. Sokağa terk edilmiş, kimlikleri dahi olmadığı için hiçbir imkândan yararlanmadan yaşayan, sokakta doğum yapan ve çocuğunun akıbetini bilmeyen insanlar, gözlerden uzak tutulmak istenseler de güvensiz, geleceksiz, sağlıksız ve her türlü tehlikeye açık koşullarda yaşayanlar giderek yaygınlaşmaktadır.

67** Kentimizde uyuşturucuya kolay erişimin önlenememesi seks işçiliğine yeni başlayan/zorla başlatılan genç bireylerin madde bağımlısı yapmakta ve bu durum da bireyleri şiddete karşı da daha savunmasız hale getirmektedir.

68** Seks işçilerinin gece vakti işe çıktıkları bölgelerde (100. Yıl, Teomanpaşa, Kızılarık, Kışlahan) sokak lambalarının söndürülmesi, şiddet vakalarının artmasına neden olmaktadır.

69** Antalya’daki genelevlerin kapatılması nedeniyle seks işçiliğinin güvenli şekilde yapılmasının önüne geçildiğinden, özellikle kırsal bölgede yaşayan kız çocukları veya trans bireyler insan ticareti yapan şebekelerin eline geçmektedir. Genelevlerinin kapatılmasının bir başka sonucu olarak sigortasız çalışma koşulları nedeniyle sağlık kontrollerinin düzenli şekilde yapılmaması cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesine engel olmakta, bu hastalıklar seks işçileri ile korunmasız şekilde cinsel ilişkiye giren kişilerin eşlerine/partnerlerine de cinsel yolla hastalık bulaşmasına neden olmaktadır.

70** Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2017 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre Antalya-Burdur-Isparta gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgede bulunmaktadır. Bu verilere göre ülkemiz insanlarının yüzde 22’si yoksul, yaşadığımız bölgenin %13,2 si ise ülke ortalamasından çok daha yoksuldur.

Bütün bu durumlara eklenebilecek benzeri kent hakkı ihlalleri de ortaya koymaktadır ki, yaşam alanlarımızda hüküm süren egemen yönetim anlayışı eşitlik, özgürlük, katılımcılık, adalet, kent planlaması ilkeleri ve ekolojik sistem ile barışık değildir, kamusal çıkarlara göre hareket etmemektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here