Nisan ayı başında Antalya Büyükşehir Belediyesi yaptığı açıklama ile trafiği rahatlatan çalışmalarını sürdürdüklerini, Antalyaspor kavşağı üzerinde asfalt yenileme ve kavşak düzenleme çalışması başlattığını duyurmuştu.

Artık iyice bilinir bir hal aldığı gibi yöneticilerin gerçek niyetlerini ve ayıplarını örtmenin en iyi yollarından biri –simülasyon ve kelime oyunları olmuştur. Bu konuda AKP iktidarı ve dolayısıyla Türel Yönetiminin kat ettiği yol takdire şayandır.

Bu kavşak yapımıyla da yaratılan izlenim sanki bir uzay üssünde,  hava araçlarının iniş çıkışları için bir pist çalışması yapılacaktır. Buna bağlı olarak da çok üstün bir teknoloji kullanılarak, etraflıca düşünülmüş, eksiksiz, hatasız bir işleyiş edaları ile görüntüler kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Gelin görün ki ilk basın duyurusunda, bu alan ile ilgili esas olması gereken,  ancak kaale alınmadan hareket edilen konulardan bahsedilmemiştir. Örneğin Ulaşım Master Planından, trafiğin yoğunluğundan söz edilirken, bu çalışmanın da kent planlamasının parçacı düzenlenmesinin bir sonucu olarak beraberinde yeni sorunlar geliştireceğinin üzeri örtülmek istenmiştir.

  Eski Antalyaspor kavşağı

Trafik yoğunluğunun giderek önlenemez hale gelmesinin esas nedeni izlenen yatırım politikaları olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Konu edilen bu kavşaktan örnek verilmesi gerekirse, bu düzenleme aynı zamanda Konyaaltı sahili yeni düzenlenmesine bağlı olarak, Dumlupınar bulvarında trafiğin seyreltilmesi ve giderek sahil boyunca trafiğin en aza indirilmesi amacını taşımaktadır. Oysa sahil projesi otopark sorununa çözüm geliştirememiş olması yanında, sahil boyunca ve Boğaçayı civarında yeni  imara açılan yapılaşmalarla Konyaaltı ilçesinde tam bir trafik keşmekeşi yaratılmıştır. Bu keşmekeş 100. Yıl Bulvarından başlayıp, Sakıp Sabancı Bulvarı ve Atatürk Bulvarı boyunca devam edeceğini öngörmemek mümkün değildir. Bu alanda inşa edilen Stadyum ve Kapalı Spor Salonu yanında TOKİ/MESA  tarafından başlatılan hastane karşısındaki yeni konut/işyeri toplu inşaat yatırımı, yakında bu alanı daha da yoğunlaştıracaktır.

Türel yönetiminin bu alt yapısız, plansız ve paraya dönüştürülebilecek her alanda hayata geçirmek istediği ticari yatırım politikaları, belki sermaye ve rant dünyasının beklentilerini karşılamaktadır ama varılan sonuç kamusal çıkarlara zarar verilmesi, kamusal kaynakların hesapsız bir şekilde tüketilmesi ve kentin yaşanmaz bir hale getirilmesidir.

Geçtiğimiz günlerde ulaşıma açılan Antalyaspor kavşağında “…  bekleme süresinin azaldığı, yoğun trafik yüküne önemli rahatlama sağlandığı, bu amaçla döner kavşak sisteminin sona erdirildiği, Sakıp Sabancı Bulvarı ile Atatürk Bulvarı üst zemin bölgeden karşılıklı geçişlerin iptal edildiği, karşıya geçişler için Dumlupınar Bulvarının kuzey ve güney kısımlarında U dönüşlü kavşaklar açıldığı, projenin 2 milyon 500 bin liraya mal olduğu” açıklandı

Oysa bu kavşakta açılışının daha ilk günlerinden itibaren, sürücülerin aklını başından alan dar alandaki geçişler, en sağdan en sola, en soldan en sağa yol alma karmaşası yaratan düzenlemeler ile görüldü ki göz boyayan projelerle, kelime oyunlarıyla bir yere kadar gidilebiliyor… Değil trafik yükünün azaltılması başta yayalar olmak üzere, bu kavşağa yolun düşen bütün sürücülere yüklenen külfetler ve tehlikeler geçiştirilecek türden değildir.

Yeni Antalyaspor kavşağı


Ne resimlerinde, ne de şu an gerçekleştirilen fiili uygulamasında yaya önceliği söz konusu olmayan bu proje, yeni bir yaz boz uygulamasının örneği olmaya adaydır…
Yayalar için Meltem tarafından üniversite tarafına kavşak içi geçiş sorunu olan, Cam Piramit tarafından Migros doğrultusundaki geçişleri ise tam bir labirent içinde, deveye hendek atlatırcasına son derece zahmetli ve risklidir… Yaya trafiğinin yoğun olduğu bu merkezde yaya güvenliğinin ve geçişlerinin önemsenmemesi çok hayati bir eksikliktir.

Belli ki bu kavşak düzenlemesi yapılırken, yalnızca cetvel ve pergel kullanılmıştır. Gerçekleştirilen  yaya yollarındaki süreksizlik uygulamalarıyla da anlaşılacağı gibi  bölgesel özellikler, yaya hakları, yaya geçişlerine ve özgürlüklerine ilişkin pratikler es geçilmiştir. **

Başvurduğumuz İTÜ menşeili kent içi ulaşım uzmanının ilk tepkisi bu imalat sahiplerine bir “kaynak” ismi önermek olmuştur. Karayolları Genel Müdürlüğü Planlama Şube Müdürlüğünün bir yayını olan “FHWA-US Departmant of Transportation tarafından yayımlanan FHWA-RD—00-067 NO’lu eserden yararlanılanarak hazırlanan” “DÖNEL KAVŞAKLAR TASARIM REHBERİ” başlıklı ve “Fadime SEVEN, Münevver ERTEKİN, Ahmet Serhat KALAYCI, Kenen KAYACI” tarafından “çevirisi” yapılan temel kaynağın mutlaka göz önüne alınması gerektiğini ifade etmiştir.

“….Öncelikle bu düzenlemenin sol dönüşleri, ışıklı denetimlerle  izin verilmesi yanında ağırlıklı olarak 400 m. uzaktan “U” dönüşü ile geri döndürülerek yaptırılıyor, yani bu akımlara fazladan 2 x400 m. yol yaptırılıyor. Bu durum “U” dönüşler yardımı ile sol dönüş yaptırmak trafiğin yolunun uzamasına ve her sol dönüş yapan taşıtın 800 m. daha fazla kavşak alanında kalmasına yani kavşaktaki  

“taşıt x km” miktarının,  yani trafiğin artmasına neden olmaktadır.

Bunun yanında yetersiz çaplı bir “U” dönüşü için otoların 10-15 km/sa hıza düşmesi; ağır taşıtların ise hem çok yavaşlamaları hem de girdikleri yolda sağ şeritlere harmanlamaları gerekir.

Bu durumun en önemli sakıncası güvenliktir. Sol şerit anayolda hız şerididir.

Antalyalı sürücülerin kurallara uyan sürücüler olduğunu düşünerek;  sol şeritte doğru giden taşıtların 70 km/sa gitmeleri olağandır. (daha fazlası olasıdır) Önündeki “U” dönmek için hızını en fazla 20-30 km/sa indirmesi gereken taşıtla, doğru giden taşıtın hız farkı burada kaza olacağının göstergesidir. Ya da “U” dönüş arkasında kuyruk olacağını gösterir.

Benzeri biçimde “U” dönüşünü 10 km/sa hızla tamamlayan bir oto, 70 km/sa (en az) hızla anayoldan gelen taşıtın önüne (hız şeridine) çıkacaktır.

Daha kötüsü, bir ağır taşıt “U” dönüşü sırasında büyük olasılıkla durmak zorunda kalacak, dönüşünü tamamlamak için orta ya da sağ şeride harmanlamak zorunda olacak ve hem de sıfırdan hızlanmak zorunda kalacaktır ki bu durum daha da çok tehlikelidir. Bu nedenle zaten anayollarda ayrılmalar ve katılmalar soldan yapılmaz her zaman sağdan yapılmaktadır.

Araştırmalarla gösterilmiş, yazılı olmayan bir kural vardır, “Bir karayolunda kaza riski, yolu kullanan taşıtların hızlarının arasında farkla; ya da bir taşıtın kaza yapma riski, yolculuğu boyunca yaptığı hızların arasındaki fakla orantılıdır.
 

Hız farkı arttıkça risk artar.”  “Otoyolda” en yavaş hız kısıtı olması da bu nedenledir. 
 

Bunun yerine yaklaşık 120 m. çapında orta adası olduğunu anlaşılan Y.ada kalsa ve iyi bir işaretleme yapılsa,  kullanıcılar kurallara uyma konusunda eğitilse ve uyarılsa bu kavşak ışıklı denetim bile gerekmeden binlerce taşıtlık hacme hizmet edebilir.

Kavşağa giren her yolun ağzına hem kaplama üstü (çizgi), hem düşey (levha) işaretle;   kavşak içindeki yolda ada etrafında dönen akımın ilk geçiş hakkı olduğu, kavşağa girecek taşıtın ada etrafında dönen akıma ilk geçiş hakkını vermesi gerektiği açık bir biçimde gösterilse böyle bir kavşak saatte bir kaç bin taşıt geçirir. Ne var ki şu anda gerçekleştirilen kavşakta yer alan ayrılma, katılma noktalarında ek kesişmelerin bulunması durumun vahametini ortaya koymaktadır.  Bunun yanında “Örülme (bölgesi)” denilen yol kesimlerinde yeterli uzunluk ve şerit sayısı yoksa kesişmelerden daha kötü sonuçlar doğurabilir.

Bu bölgenin sağlıklı çalışması için en az 300 m. boyunda olması ve taşıdığı trafiğe göre bu uzunluğun artması gerekir…”.

Kuşkusuz, kent içi ulaşım uzmanı hocamızın özellikle  U dönüşleri ve  hız farklarının sonuçları ve anayollarda ayrılmalar ve katılmalar soldan yapılmaz her zaman sağdan yapılmalıdır gibi çok  temel uyarıları dışında başka ayrıntıları da eklememizde yarar bulunmaktadır.

Meltem’den İsmail Baha Sürelsan Caddesi’nden (Tapu Md. önü) gelip Sabancı Bulvarı’na dönen araçlar alt geçide girememekte, yüzeyden gitmektedirler. Bunların çoğunluğu kavşağı dümdüz geçip Batı’ya (Migros’a)  doğru gitmeleri gerekmekte ancak düz geçiş imkanı olmadığı için sağa; kuzeye dönmektedirler. Dumlupınar Bulvarı’nda 400 m Adliye tarafına gidip U dönüş yapıp,  sonra geri gelip göbekten sağa dönüp Migros’a doğru devam etmeleri gerekmektedir. Bu şekilde tur attırılan araçların çoğunluğu da kitle ulaşım araçları; otobüslerdir. Meltem’e giren otobüslerin pek çoğu bu yolu izlemektedir. Yolları da 1 km kadar uzatılmış olmaktadır.

Kavşak düzenlemesinde daha uzun süre kalmalarına, daha çok zaman ve benzin tüketimine, sıkıntılı dönüşler yapmalarına neden olunmaktadır. Kitle ulaşımının önceliği göz önünde bulundurularak bu sorun mutlaka bir an önce çözülmelidir.

Çok basit bir güzergah, 100 metrelik bir mesafe ile geçişinin sağlanması mümkün iken, otobüslerin, özel araçların 1000 metre dolandırılarak yoluna devam ettirilmesinde de görüleceği üzere, ara yolların, alt geçitlerin, kavşak düzenlemelerinin hepsinin bir bütün olarak planlanması ve bu bütünlük içinde alt yapı, mahalle, resmi daire, sosyal tesis, stadyum bağlantı ve geçişleri vs. gibi bütün ayrıntıların birlikte ele alınmasının kaçınılmazlığı bu örnekte de açıkça görülmektedir.

Kent Merkezi’nden ve Meltem’den gelip, Üniversite yerleşkesine, Tıp Fak. Hastanesi’ne, acile gidecek taşıtların durumu ise gerçekten tiraji komiktir. Bu düzenlemede bu ara yola ulaşmak daha da zorlaştırılmıştır. Bilmeyenin yolu bulması neredeyse imkansız hale getirilmiştir.

Belli ki, Lunapark tarafındaki yoldan Acil servise / Üniversiteye ulaşabilen bir aracın izlemesi gereken yörüngeyi belirlerken, bu harika kavşak düzenlemesinin mucitlerinin çizgili bulmaca oyunlarından fazlasıyla esinlendikleri anlaşılmaktadır.

Uzun sözün kısası, diğer alanlarda olduğu gibi, çözüm olarak sunulan ulaşım yatırımları da toplumcu bir yaşam tarzına, kamusal çıkarlara ve esas olarak da maddi, manevi yönden sağlığımıza uygun değildir.  Ben yaparım gerisi sürücüye, yayaya kalır yönetim anlayışı ve yaklaşımı yerine, ortak akıl ve davranış modeli geliştirilemediği sürece, can ve mal güvenliğimizi herhangi bir keyfiyete terk etmememizde, kendi önlemlerimizi elden bırakmamamızda sayısız fayda bulunmaktadır.

**     Yaya olarak, Meltem Mah. İsmail Baha Sürelsan Caddesi’nden (Stadyum ve Tapu Md. lüğü’nün arasından geçen Cadde.) Sabancı Bulvarı’na çıkarak sağa yani Batı’ya Konyaaltı ilçesine’ne dönünüz.  Biraz aşağıda Saraçoğlu Petrol var.

Diyelim ki buradan geçip karşı taraftaki trafonun yanından, Atatürk Bulvarı’ndan  Lunapark’a doğru gitmek istiyorsunuz. Ama ne yazık ki trafik işaretlerinin ve  ışıkların yönlendirmesi ile 3-4 kavşak geçtikten sonra kendinizi Migros-Güneşevi köşesinde bulacaksınız.
Yine de yaya olarak Lunapark’a gitmekte kararlıysanız, yeniden yolun karşı (kuzey) tarafına geçmek zorundasınız.  İşaretler ve ışıklar sizi trafonun arkasında bir yerlere çıkarır ve Üniversiteden gelen taşıt yolunun kıyısından dolana dolana, bastığınız yerlere dikkat ederek yeniden Sabancı Bulvarı’na çıkabilirsiniz. Bu hamleler sizi Lunapark’a doğru kaldırımdan yolunuza devam etmenizi sağlayacaktır.
Lunapak’tan gelip Meltem Mahallesi’ne Dumlupınar Bulvarı’nın doğu yakasına gitmek isteyen yayaların durumu da aynı derecede acıklıdır.
Kısacası, Sabancı Bulvarı’nın kuzey kaldırımından Batıya doğru yürüyen yayalar Antalyaspor Kavşağı’na gelince  aynı kaldırımdan karşıya geçip aynı caddenin devamı olan Atatürk Bulvarı’ndan yollarına devam edip Lunapark’a gidemiyorlar… Bunun için Belediye bu yayaları karşı kaldırıma davet ediyor.
Yayaların geçiş önceliği olması, en kısa yoldan gidecekleri yere ulaştırılmaları gerekirken; labirent gibi geçitlerle can güvenlikleri tehlikeye atılmakta; yolları 3-4 kat uzatılmaktadır.
Dünya’nın ve Türkiye’nin her yerinde, hele hele kentin merkezinde, sahil güzergahına doğru, üniversite, hastane, lunapark, kent parkı, AVM, postane, konut ne ararsanız cıvıl cıvıl geliş gidişi olan ve iki alt belediyenin buluşma merkezinde, binlerce yayanın geçişlerini kendine göre formatlamak, at gözlüğü ile kenti yönetmek istenmesinin ifadesidir… açıklamalarına göre bu durum yaz boz tahtasına çevirdikleri kentin ulaşım master planına işlenmiştir.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here