“İnsanlar, açgözlü, kıyıcı, ölümlü olsalar da insanlık, iyi yürekli, gözü tok ve ölümsüzdür.” Adlai Stevenson

Biz kadınları yüzlerce yıldır “Kadın kadının kurdudur” diye kandırdılar. Oysa biz, birbirimizin yurduyuz. Gerçek olan bu. Eğer onların ezberlettiğinden gidersek, zaman kaybederiz ve birbirimizin yurdu olmak da gecikebiliriz. Oysa hemen şimdi birlikte olmaya, dayanışmaya gereksinimimiz var. Bunun için de önümüzdeki 8 Mart haftasını fırsat kabul edip birbirimize omuz vermeliyiz. Bize tek tek zeybek oynatmak isteyenlere karşı, omuz omuza halaya durmalıyız. Unutmayalım ki bizi koparıp zincirin en zayıf halkası yapmak istiyorlar. Oysa biz biliyoruz ki, kopan ip de düğümlenir ve eskisinden daha sağlam olur.

Doğa, çevreye cemrelerini savurarak, havayı yumuşatıyor. Doğanın vermek istediği mesajı almak zorundayız. Birlikte sokağa çıkıp birlikte sloganlar atıp birlik şarkıları söylemeliyiz. Hangi parti, dernek vb. olursa olsun, bizim tek birleşme noktamız kadın olmaktır. İnanın eril sistem söz konusu kadın olunca çok kolay birleşebiliyor ve kadını eve kapatma kararını alabiliyor. Bundan kuşkumuz olmasın. Tarihin hiç bir zamanında hak verilmemiştir. Ama hak arayanları birbirine düşürüp karşıdan sırıtık seyretmelere tarihte çok karşılaşılmıştır.

1700 yıllarda bile dünyanın her köşesinden kadınlar, eşit insan hakları için canlarını vermiş, gözünü budaktan sakınmamıştır. Şimdi 21. yüzyılda bizim hâlâ aynı haklar için kaygılar içinde olmamızı uzun uzun düşünmek zorundayız. O nedenle diyorum ki bizim tek bir buluşma noktamız var “Kadın olmak.”

Türbanlı kız kardeşim seni örtmek de açmak da erkeklerin kararı olmamalı. Mini etekli kız kardeşim, nereni açıp kapatacağın yalnızca senin kararındır. Bizi metalaştırmak isteyenlerin amacı ne din ne de sevgi vs. Onlar sadece kontrolü ellerinde tutmak için çaputlarla oyalayıp zamanımızı çalıyorlar. Oysa biz yüzlerce yıl yitirdik, bizim acelemiz var. İnsan gibi yaşamaya, bilimsel eğitim almaya ve bilime katkıda bulunmaya, dünyayı yaşanası kılmaya, sevmeye, sevilmeye, kısaca insan olmaya ivedimiz var. Kimseye armağan edecek zamanımız yok.

Önümüzdeki seçimlerde de kadını insan gibi eşit görmeyen, metalaştırmaya çalışanlara karşı uyanık olmalıyız. Oy vereceğimiz kişilerin, özellikle kadınları ötekileştirmeyenlerden olmasına özen göstermek zorundayız. Her seçimde, her parti oy toplatmak ve seçmeni ikna turlarında kadını kullanır. Ondan sonra hemen unutur. Toplantılarda söz hakkı bile vermez. Kadını bilmez kabul eder. İşine öyle gelir. Bütün bunları kadınlar aslında bilir. Yaşamın acemisi değildir.

Sevgili kız kardeşlerim, biliyorsunuz ki, bizim derdimiz, baskıcı olmak değil. Sadece kadının insan haklarını savunmak, kadının ötekileştirilmesine karşı çıkmak, şu güzelim yaşamı insan gibi yaşamak. Yine biliyorsunuz ki her insan dünyaya mutlu olmak için gelir. Bizim talebimiz; hanlar, hamamlar değil, açlık ve yoksulluğun ortadan kaldırılması. Cinsiyetçi kafaların değişmesi.

Huzur içinde yaşamanın yolu, toplumsal cinsiyet eşitliğinden geçiyor. “İstanbul Sözleşmesi” gibi kadının insan haklarını savunan sözleşmelerin, yasaların ortadan kaldırılması, kadınların karanlığa itilmesidir. “Aile” aldatmacası ise, kadından vazgeçilmesidir. Oysa kadından vazgeçen bir ülkenin mutlu bir toplum oluşturması olanaksızdır. Unutmayalım ki “Yakılması gereken otlar, bakımsız tarlalarda oluşur.” Artık birbirimize göz hizasından bakma zamanı gelmiştir. 8 MART DAYANIŞMA GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here