“Sistem bizi bir işe sahip olmanın yalancı hazzıyla, her an işsiz kalmanın derin huzursuzluğu arasına sıkıştırmış çiğniyor. Bu yüzden de irademiz sürekli yarılıyor.” (Murat Müfettişoğlu)

Yirmi bir yıldır yapmakta olduğum işin gereği olarak ‘ bir ülkedeki işsizliği, gelir adaletsizliğini en iyi mali müşavirler bilir!’ diye düşünüyordum. Öyle olmadığını yaşayarak gördüm. Bazı mali müşavirler yalnızca mesleğiyle ilgi teknik bilgiye sahip. Sorgulama becerisinden yoksunlar. Hayata eleştirel bakamıyorlar. O nedenle baktığını tam olarak göremiyorlar. Oysa yurttaşla devlet arasında, vergisel ve sosyal güvenlik açısından bir köprü konumundalar. O nedenle çelişkileri, haksız kazançları, adil olmayan vergi dağılımını en iyi onların bilmesi gerekir.

Bunu birkaç yıl önce Antalya’da bir mali müşavirin yanında çalışmakta olan elemanıyla konuşunca daha çok anladım:

Jİşsizlik üzerine konuşuyorduk. O genç ‘Türkiye’de işsizlik olmadığını; yeterince iş bulunduğunu, bazı insanlar işi veya alacağı ücreti beğenmediği için işsizlik var sanıldığını’ söyledi.

O güne kadar işsizlik konusunda bir şeyi gözden kaçırdığımı fark ettim:

İş ve işsizlik kavramını, ‘ne olursa olsun sabah iş bulup, akşama dek çalışıp, yarın yine iş bulabilmek’ olarak düşünüyordum. Öyle olmadığını anladım. Yanıldım.
İş ve işsizlik bununla açıklanacak kadar basit değilmiş. İnsanın işsiz sayılmaması için düzenli bir işte çalışması, aksamadan ücretini alabilmesi, sosyal güvencesinin olması ve gelecekle ilgili kaygısının bulunmaması gerekirmiş.

Bunlar dikkate alındığında işsizliğin ne olduğunu ve boyutunun ne kadar büyük olduğunu gördüm. Sabah iş bulup akşama kadar çalışıp yarın yine iş aramaya çıkanların kimi iş çevreleri için ucuz iş kaynağı olarak işe yaradığını anladım. Halen işsizlik olmadığını söyleyenlere de aşağıdaki yaşananları görmek için göze değil, biraz akla, biraz da vicdana sahip olmak gerektiğini anımsatmak istedim:

1- Kütahya’da 1.300 liralık asgari ücretle çalışmak için, 9 ay çalışılabilecek ve 45 kişi alınabilecek bir iş için açılan sınava 841 kişi (03.10.2016- Kanal D),
2-Maraş’ta okullarda 9 aylık bir süre için 579 kişilik geçici işçi alımına 11.821 kişi (07.10.2016- Birgün),
3- 10 bin kişilik Özel Harekât Sınavı’na 285 bin kişi (17.11.2016/ Halk TV/ Kanal D),
4- 700 bordo bereli için 17 bin kişi (Kasım 2016),
5- Çaykur’da toplam 1.500 kişilik 4 aylık mevsimlik çalışma için 27.262 kişi (24.05.2017/Birgün ),
6- 27 kişilik icra kâtipliği için 2.540 kişi,
7- Hakkâri’nin Yüksekova İlçesinde İŞKUR tarafından “Toplum Yararına Çalışma Projesi” kapsamında açılan 200 kişilik işe 6.280 kişi (10.08.2017/ Birgün)
8- Erzurum’da 135 kişilik işe 2.800 kişi (Halk TV)
9- Mardin’de çağrı merkezine alınacak 200 kişilik işe 5 bin kişi (18.11.2017/ Halk TV)
10- Muğla, Yozgat, Sivas ve Karabük’teki Kredi ve Yurtlar Kurumu İl Müdürlüğüne bağlı olarak çalıştırılmak üzere 342 kişilik işe 19.821 kişi başvurmuş. (04.09.2018)

Oysa, yukarıdaki gencin işsizliğin olmadığını söylemesi tamamen bir körlük ve büyük bir yanılgı. UYAP’ın verilerine göre işsizlik oranı yüzde 16.6, işsiz insan sayısı 5,7 milyon kişiymiş. (1)

Bu veriler dikkate alınınca, üretim (istihdam) alanları yaratmadan girişilen yukarıdaki minimal çabalar da sanırım saf yurttaşta sistemin yarattığı gazı almaktan ve bir sanal umut yaratarak umutları sürüklemekten öteye geçmiyor.

(1)- Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz. (Erk Acarer/ 18.08.2018/ Birgün)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here