Antalya Yaşam Savunucuları adına bir açıklama yapan Mimar Birsen Tanyeri, ” 8 Eylül 2018 Cumartesi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de “İklim Değişikliği için Ses Ver”(Rise for Climate) sloganı ile Antalya’lı Yaşam Savunucuları olarak yetkililere sesimizi duyurmaya çalışacağız.” dedi.

Aralarında DEKAP (Derelerin Kardeşliği Akdeniz Platformu), Döşemealtı Gönüllüleri gibi bir çok oluşumun olduğu Antalya Yaşam Savunucuları adına konuşan Mimar Birsen Tanyeri, “Üzerinde yaşadığımız dünyamız gün geçtikçe ısınıyor. Buzullar eriyor, seller, kuraklıklar, orman yangınları sonucu yaşam alanlarımız olumsuz etkileniyor. Küresel kapitalizmin doymak bilmeyen kar hırsı yüzünden, ormanlarımız, kıyılarımız, milli parklarımız, akarsularımız, tarım arazilerimiz, yaban hayatı koruma geliştirme sahalarımız, meralarımız, yaylalarımız pazarlanacak meta olarak görülüyor.” dedi.

Antalya’nın iklim değişikliğinden payına düşeni aldığını vurgulayan Tanyeri, yerel yöneticilerin önlem almasını istedi. İklim değişikliği için alınabilecek kimi önlemleri sıralayan Tanyeri, “Yerel yöneticiler, “Ben yaptım oldu” zihniyetini terk edip, bilim insanlarının, meslek örgütlerinin, derneklerin, hareketlerin… bu konulardaki görüşlerini dikkate almalıdır.” şeklinde konuştu.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN SES VER!

Üzerinde yaşadığımız dünyamız gün geçtikçe ısınıyor. Buzullar eriyor, seller, kuraklıklar, orman yangınları sonucu yaşam alanlarımız olumsuz etkileniyor.

Tamamen insan eliyle yaratılan iklim değişikliği ile ilgili yeterli önlemler ne yazık ki alınabilmiş değildir. Küresel kapitalizmin doymak bilmeyen kar hırsı yüzünden, ormanlarımız, kıyılarımız, milli parklarımız, akarsularımız, tarım arazilerimiz, yaban hayatı koruma geliştirme sahalarımız, meralarımız, yaylalarımız pazarlanacak meta olarak görülüyor. Önce sermayeye 49 yıllığına kullanım hakkı veriliyor, sonrasında da devir yapılarak ortak mülkümüz olmaktan çıkarılıyor. Sermaye, maden , taş ocağı ve mermer çıkarmak, HES yapmak, termik ve nükleer santral kurmak, köprü ve otoyol yapmak, havaalanı inşa etmek v.b gerekçelerle ormanlarımızı, derelerimizi, tarım arazilerimizi, adeta kevgire çeviriyor. Yaşam alanlarından insanları ve yaban hayatı göçe zorluyor. Bir yandan fosil yakıt kullanımı, diğer yandan enerji sektörünün hızla yaşam alanlarımıza müdahalesi sonucu, iklimler hızla değişmeye devam ediyor.

Paris İklim Anlaşmasının öngördüğü şartlar ve hedeflere ulaşmakta henüz bir arpa boyu yol alınabilmiş değil. Bu yüzden 12-14 Eylül’de Kaliforniya’da gerçekleştirilmesi planlanan “Küresel İklim Zirvesi” büyük bir önem taşıyor.

Bunun için 8 Eylül 2018 Cumartesi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de “İklim Değişikliği için Ses Ver”(Rise for Climate) sloganı ile Antalya’lı Yaşam Savunucuları olarak yetkililere sesimizi duyurmaya çalışacağız. Küresel ölçekte oluşan iklim değişikliği için yerel ve merkezi yöneticilerden taleplerimiz var. Zira küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini birebir yaşamaktayız.

Son 47 yılın en sıcak mevsimini yaşayan ülkemizde, başta su kaynaklarımızın kuruması olmak üzere dalında kavrulan meyve bahçeleri, yeterli yağış alamadığı için verimi düşen buğday tarlaları….vb hepimizi etkileyen iklimsel bir dönüşümü yaşıyoruz.

Bizler bu yaşanacakların bilincinde olarak, 20 Ocak 2018 tarihinde “Antalya Hepimizin”adlı bir panel düzenleyerek yetkililere sesimizi duyurmaya çalışmıştık. Kısaca ana başlıkları anımsatacak olursak; Kırkgöz başta olmak üzere su kaynaklarımız., ormanlarımız, derelerimiz, sulak alanlarımız , yaylalarımız, sahillerimiz, kıyılarımız, denizlerimiz ..başta olmak üzere yaşam alanlarımızın plansız yapılaşmaya açılması ile yukarıda saydığımız değerlerimizi büyük bir hızla kaybediyoruz. Antalya’mız iklim değişikliğinden payına düşeni alıyor.

Dünya üzerinde kalkınmanın, gelişmenin kriteri “Betonlaşma” olamaz, olmamalıdır. Birinci öncelik yaşam alanlarını ve ekolojik dengeyi korumak olmalıdır. Yerel yönetimler iklim değişikliğine sebep olan etmenleri ortadan kaldırmakla yükümlüdürler. Halkın ve çevrenin sağlığını korumak, doğal ve kültürel güzellikleri gelecek kuşaklara bozulmadan aktarmak zorunluluktur.

• Yerel yöneticiler, “Ben yaptım oldu” zihniyetini terk edip, bilim insanlarının, meslek örgütlerinin, derneklerin, hareketlerin.. bu konulardaki görüşlerini dikkate almalıdır.

• Yeni yapılacak binalarda güneş enerjisinden kendi enerjisini üretebilen bir sisteme geçilmelidir. Binalarda güneş enerji panelleri sistemine geçiş için imar yönetmeliklerinde gerekli düzenlemelerin yapılması da elzemdir.

• Başta Kırkgöz olmak üzere, İbradı’da Karamıklı yaylasında Sülek su kaynaklarının dibinde sedir ormanlarının ve kardelenlerin yaşadığı yerde mermer ocağı açılmasına izin vererek tüm su kaynaklarımızın kurutulmasına, kirletilmesine neden olan projeler iptal edilmelidir.

• İçme ve kullanma su kaynaklarının bulunduğu havzalar imara açılmamalıdır.

• Düdenlerin “mutlak koruma sınırlarının kaldırılması” gibi kararlar iptal edilmelidir.

• Antalya ve bir çok ilde yaşam alanlarını olumsuz etkileyecek HES projeleri iptal edilmelidir.

• Düzlerçamı ormanları ve Güver Kanyonu alageyiklerin ana yurdu olarak kalmalıdır.

• Boğaçay projesi, Lara Kruvaziyer liman projesi iptal edilmelidir.

• Antalya’nın sedir ormanlarını yok eden mermer ve taş ocakları iptal edilmelidir.

ANTALYA’NIN YAŞAMSAL ÖNCELİKLERİNE, TARIMA, HAYVANCILIĞA YATIRIM YAPILMASI, DOĞANIN TAHRİBİNE YOL AÇAN PROJELERE İZİN VERİLMEMESİ, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN SEN DE SES VER!

Antalya Yaşam Savunucuları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here