Hayatı karartsa da yenilgilerin hüznü

şakıyacak ol sevda serçesi her seher

ve zamanın olgunlaştırdığı her cemre

usulca düşecek umudun dölyatağına

bitecek bunca acı

bunca keder bitecek

çünkü ayan beyandır şimdi yeryüzü

Bizim orda’ herkes herkesi iştahla öper.

Babalar çocuklarını, anneler çocuklarını; çocuklar annelerini, çocuklar babalarını, dedeler torunlarını, nineler torunlarını; torunlar dedelerini, torunlar ninelerini;  amcalar, halalar, teyzeler, dayılar yeğenlerini; yeğenler halalarını, amcalarını, teyzelerini, dayılarını… iştahla öperler.

Kirveler kirvelerini iştahla öperler.

Musahipler musahiplerini iştahla öperler.

Sağdıçlar sağdıçlarını iştahla öperler.

Hele kardeşler, hele kardeşler, nasıl sevgiyle, nasıl iştahla öperler birbirlerini?

Dersim – Pulur*’da mayın patlaması sonucu hayatını kaybeden sekiz yaşındaki Ayaz ve dört yaşındaki Nupelda’nın fotoğrafını –  Ayaz’ın güzelim kız kardeşi Nupelda’yı iştahla öptüğü o müthiş fotoğrafı –  gördünüz mü?

Bakın, görün ve orda kalın!

Çocuklarımızın güzel düşleri için, bakışlarınızı hiç ayırmayın! 

Yalnız onlardan değil; mayın patlamalarıyla,  2019’da Eruh’ta on üç yaşındaki İsmet’ten,  2018’de üç ayrı yerde; Yüksekova’da ölen on yaşındaki Berat’tan, Nusaybin’de ölen on yaşındaki Hogir’den, Şırnak’ta ölen on üç yaşındaki Diyar’dan bakışlarınızı hiç ayırmayın!  

Ya da yalnızca 2015 – 2017 yılları arasında benzer biçimde hayatını kaybeden yirmi iki çocuktan gözlerinizi hiç mi hiç ayırmayın! Yirmi iki kez donup kalın!

Şu sözler,  18 Temmuz 2019 tarihli Yeni Yaşam Gazetesi’nden Ezgi Koman’dan:’’ … Türkiye uzun süredir çatışma atıkları sebebiyle yaşam hak ihlallerinin yaşandığı bir ülke. ‘Çatışma atıkları’ patlamamış el bombalarından, havan toplarından, roket mermilerinden, kurşunlardan oluşuyor ve en çok çocukları öldürüyor.// En çok çocukları öldürüyor çünkü; doğası ve gelişimsel özellikleri gereği meraklı olan, oyun kuran çocuk; parlak renkli, farklı büyüklükte ve biçimlerde, daha önce hiç görmediği, bilmediği, hiç dokunmadığı ama merakla dokunmak istediği bu malzemeleri eline alıyor, oyununun bir parçası, oyuncağı haline getiriyor. // Sadece çocuklara da değil; hayvanlara ve doğaya da zarar veren bu cisimler en ufak bir dokunuşla, çarpmayla, taş atmayla bile patlayabiliyor…’

Bir de bir de, belleğinizi zorlayın,  Konya – Ereğli’de açlıktan ve soğuktan donan Ayaz bebeği anımsayın!

Anımsamıyor musunuz?

Ben anımsatayım.

Haber,  24 Aralık 2013 tarihli Radikal Gazetesi’nden:’’ Konya’nın Ereğli ilçesinde henüz nüfusa kayıt ettirilmeyen Ayaz Bebek, emzirmek için uyanan 21 yaşındaki annesi Maviş Eşme tarafından yattığı yerde ölü bulundu. Ayaz bebeğin yapılan otopsisinde zattüreden öldüğü anlaşıldı. 2 çocuğu ile birlikte camları kırık olduğu için naylonla örtülü tek odalı kerpiç evde kalan Maviş Eşme’nin, çevreden topladığı odunlarla ısınmaya çalıştığını belirten yakınları, Ayaz bebeğin de soğuktan zattüre olarak öldüğünü öne sürdü…’’ 

Alın size Türkçe bir ölüm, hem de en can yakanından!

Konya Ereğlili Ayaz bebeği anımsıyor musunuz diye sormuştum ya az yukarıda,  bundan sonra hiç unutmayın!

Hiç unutmayın!

Söylememe gerek yok, Ayaz’ın anlamını biliyorsunuz zaten.

Nupelda ise ‘tomurcuktan yeni çıkmış, taze / yeşil yaprak’ demekmiş. Hem Kürtçede hem Zazacada kullanılan ortak bir sözcükmüş.

Ah ki ne ah! Sevgili çocuklarım, sevgili yavrularım Ayaz ve Ayaz ve de Nupelda bir de diğerleri! Adsız yavrularım!

Siz yalnız iki dilin değil;  Kürtçenin, Zazacanın, Türkçenin, Ermenicenin,  Hemşincenin, Rumcanın, Arapçanın, Mıhallemicenin, Süryanicenin…dünyanın tüm dillerinin ortak acısısınız artık.

Ortak acımızsınız.

Ortak acımızsınız.

Girişte alıntıladığım şiir Ahmet Telli’nin ‘Zulüm De Biter’ şiiri. Şiirin devamını, bunca acıdan sonra,  şiirde geçen ‘sevinç’ sözcüğü yüzünden alıp almamakta tereddüt yaşadım. Ama savaşların, çocuk ölümlerinin, zulmün biteceği ve sevinçten çıldıracağımız günler çok uzak değil. Bu yüzden ve bir de acımı içime gömüp şiiri şimdi yazıyorum.

Hayat boylu boyunca bizimdir

boylu boyunca bizimdir sevinç

ve böyle olmaya

devam edecektir dünya durdukça

çünkü biz

fazlasıyla ödedik

acının bedelini

Sevdadan gayrısı duman olur

biter suları sislendiren ne varsa

hatırladıkça

solgun bir yangınla of çekip

bir sigara tellendirerek

torunlarımıza anlatacağımız

hazin bir hikâyesi kalır sonunda 

*Pulur: Ovacık’ın tarihsel adı.

                                                                                                             Temmuz – 2019

                                                                                                                    Antalya

5 YORUMLAR

  1. Onun içindir birileri “bu savaşın bir parçası olmak istemiyoruz” dediler ve dedikleri sözden dolayı da halen de bedel ödüyorlar. Oysa ne kadar haklılarmış. Savaş denilen şey kör bir kurşun olup, bir serseri mayın olup önce Ayazları, Nupeldaları, Aylan Bebekleri vuruyormuş. Oysa onlar en masum olanlar, ama en ağır bedel ödeyenler. Çocuklar ölmesin.

  2. Bir toplum kendi kimliğini acı ve inkar üstüne kurar ve bunu beka için sürdürürse, böylesi çağ gerisi yitimlerin olması kaçınılmazdır.
    Yazıda geçen Kürtçe Zazaca tanımlaması kanımca doğru değil, örneğin Süleymaniye’de yaşayanlar kendi dillerine Soranice demedikleri gibi Erbil’de yaşayanlar da koustukları dile Ķırmançca demiyorlar. Her iki bölgede konuşulan dil Kürtçe olarak tanımlanır, bu Zazaki için de böyledir, yani Zazaki Kürtçe’nin 4. Lehçesidir

  3. Renkleri, dilleri, cinsiyet ve ırkları ne olursa olsun acılara ortak duvar örüp yok etmek için mücadele etmediğimiz sürece silüetleri silikleşsen çocukları sizin gibi yazarlar hep hatırlatmaya devam edecekler. İyi ki yazıyorsunuz acılar bitsin diye…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here