“Bugün bildiğimiz kapitalizm, çevreyi sürdürülebilir kılma yetisine sahip değil. Şu anda büyüme çevre düşmanıdır. Ekonomi ve çevre çarpışma halindedir. Ekonomik büyüme modern kapitalizmin en beğenilen meyvesidir. Bugünün şirketleri dıştalayıcı makinelerdir. Kapitalizmde bugünü gelecekten, özeli kamusaldan üstün gören köklü güçler vardır. Kapitalizm sonsuz kâr yarışına odaklanmış bir acımasız ekonomi örneğidir. “ (James Gustave Speth- 1993- 1999 Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Yöneticisi ve Bill Clinton’ın Danışmanı)

Şu “siyaset konuşmayalım!” diyen insanlara hayatın her adımının, her anının siyaset olduğunu anlatmak istedim kendimce. Başlığı da öyle koymak istemiştim. ‘Siyaset’ ve ‘politika’ sözcüklerinin de aynı anlama geldiğini biliyordum ama birinin Arapça, diğerinin İtalyanca bir sözcük olduğunu bilmiyordum. TDK’nın 1992 yılı basımına baktım: Arapça’dan dilimize geçmiş olan siyaset sözcüğünü “1- Politika, 2- Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış” diye açıklıyor.

İtalyanca olan ‘politika’ ise şöyle açıklanmakta: “ Devlet işlerinin düzenleme ve yürütme sanatı, siyaset.”

Bana göre birbirinin aynısı olan bu tanım ta baştan kaybetti. Bir ülkede yaşayan insanların hemen hemen tamamı, uygulanan politikalardan -iyi veya kötü yönde- aynı ölçüde etkilenmiyorsa burada bir yanlışlık veya yanlılık var demektir. Nedenini de devletin izlediği politikalarda aramak gerekir.

Örneğin yüzlerce çeşit tarımsal ürünlerin yalnızca birkaç tanesini halen bu topraklarda üretebiliyor, diğerlerini yurt dışından ithal ediyorsak bu bir yıkım demektir. Çünkü bu durumda yalnızca ithalat yapan kişi veya şirketler kazanır. İthal ürünler dövize endeksli olduğu için genellikle pahalıdır. Ucuz olsa bile zamanla yerli üretim bittikçe, yabancı ürünlerin fiyatı yükselir. Yerli üretimin giderek küçülmesi ve yok olması işsiz insanların sayısını arttırır. İşsizliğin, hayat pahalılığının olduğu bir ülkede huzur ve istikrar olmaz. Hayat kaos haine gelir.

İşte tam burada bu politikaları uygulayan devletin halkın karşısındaki konumu ortaya çıkar. Yani hükümetler aracılığıyla yürütülen politikalardan halk zarar görüyorsa, buna karşı yapılan muhalefeti de devlet şiddet kullanarak bastırmaya çalışıyorsa, işte devletin nerede durduğunun itirafıdır bu. Bu bütün kurumların en üst noktasındaki kurumdan gelen yanlı ve yanlış tutum; adalet, hak, hukuk gibi evrensel kavramları da tartışmalı hale getirir. Giderek toplumdaki güven duygusu zedelenir. Baskı ve şiddet kullanarak da güveni yeniden kurmanın olanağı da, tarihte örneği de yoktur.

“187 ayda 186 kez hale yasası değiştiriliyorsa, 16 yılda 7 kez milli eğitim bakanının biri gidip biri geliyorsa, ihtiyaç sıralamasında kitap insanların 235. Sırasında yer almışsa, hastanelerde doktorlar hastasına ancak bir-kaç dakika zaman ayırabiliyorsa, son beş yılda 46.361 sağlık çalışanı şiddete uğramışsa, kadın cinayetleri % 1400 artmışsa, insanlarımız -örneğin bayramlarda bile yüzer yüzer can verirken, demir yolu taşımacılının yaygınlaştırılması gerekirken, köprüler açmazı sürdürülüyorsa, trafiğe kayıtlı araç sayısı 22.645.085’e çıkmışsa, Eylül 2017 itibarıyla 63.453 silah ruhsatı verilmişse, ruhsatsız silahların çokluğunda insanlar cinnet halinde ve ölüm makinesi olarak ulu-orta geziyorsa, bir ayda 195 işçi yaşamını yitiriyorsa, bir yılda 11.653 çocuk kayboluyor ve bu çocukların %30’dan fazlası uyuşturucu kullanıyorsa, uyuşturucu kullanma yaşı 10’a kadar iniyorsa, Analar polis tarafından coplanmalarına karşın halen faili meçhule gitmiş çocuklarını yirmi yıldır aramayı sürdürüyorsa, bakanın makam aracına 37.000 lira kira ödeniyorsa, kamu malları satılmışsa, devlet özel mülklerde kiradaysa, toplumun %68’i para biriktiremiyorsa, %51’i faturalarını ödemekte zorlanıyorsa, örneğin İstanbul’da su faturalarını ödeyemediği için 580 bin evin suyu, 493 bin evin doğal gazı kesiliyorsa, işsizlik oranı %18’i geçiyorsa, bin odalı bir saray Beştepe’deyken bir tane Okluk Koyu’na, bir tane de yazlık saray Ahlat’a yapılıyorsa… “

İşte bunlar senin konuşmak istemediğin siyasetin yüzünden. Bunlar hep politika güzel kardeşim. Biraz sorgula. Çünkü söz sahibi olmaya çalışmazsan seni, seni ilgilendiren konularda bile işe karıştırmayacaklar. Senin siyaset üstü sanarak sorgulamadığın HAYAT POLİTİKTİR.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here