Eğitim-Sen Antalya Şubesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde MEB’in gerici uygulamalarını protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz” sloganlarının atıldığı eylemde basın açıklamasını Eğitim-Sen Şube Başkanı Kadir Öztürk okudu.

Demokrasi, barış ve insanca bir yaşam için mücadele eden arkadaşlarım,

“Öğretmenler çalışmıyor”, “Öğretmenler çok tatil yapıyor”, “Öğretmenler dersleri iyi anlatmıyor” denilerek sadece mesleğimize değil, kişilik haklarımıza da saldırılıyor. “Performans denetimine”, siyasi hesaplarla atanan müdürlerin verdiği notlarla sürgün edilmeye, işten çıkarılmaya maruz kalıyoruz. Meslektaşlarımızla dayanışma yerine rekabet halinde olmamız istenen bir çalışma biçimine zorlanıyoruz.

UNESCO’nun 2016 yılı için yayınladığı Küresel Eğitim İzleme Raporu verileri, Türkiye’de de öğretmenlere duyulan güvenin eğitim sistemine duyulan güvenin üzerinde olduğu, öğretmenlere duyulan güven 10 üzerinden yaklaşık 6,5 iken, eğitim sistemine duyulan güvenin yaklaşık 4,5 oranında kaldığı görülüyor.

2008 yılında bir öğretmen, maaşıyla 920 dolar alabiliyorken, Kasım 2017 itibariyle 741 dolar ancak alabiliyor. Son on yılda bir öğretmenin maaşındaki kayıp dolar bazında 179 dolar olarak karşımıza çıkıyor. Benzer bir kıyaslamayı çeyrek altın üzerinden yaptığımızda 2008 yılında 1196 TL ücret alan bir öğretmen, maaşıyla 16 çeyrek altın alabiliyorken; Kasım 2017 itibariyle 2 bin 892 TL alan bir öğretmen ancak 11 çeyrek altın alabiliyor. Sadece çeyrek altın üzerinden hesaplandığında bile iktidarın öğretmenlere 5 çeyrek altın (1.350 TL) borçlu olduğu görülüyor.

Değerli basın emekçileri,
Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi verilerine göre ataması yapılmayan öğretmen sayısı, Türkiye’deki 37 ilin nüfusundan daha büyük. 438 bine ulaşmış durumda. Son 10 yılda açılan üniversitelerle birlikte her yıl yaklaşık 70 bin öğretmen üniversitelerden mezun olmaktadır. Ancak MEB tarafından yayınlanan resmi rakamlara göre öğretmen açığı 81 bindir. Ataması yapılmadığı için bugüne kadar 45 öğretmen intihar etmiştir.

Bizler, öğretmenlerin “hükümet memuru” yapılmasını, idarecilerin siyasi çıkar hesaplarıyla atanmasını değil; öğretmenlerin daha nitelikli bir eğitim hizmeti sunabilmesi için gerekli koşulların yaratılmasını istiyoruz. Bunun yolunun öncelikle herkese güvenceli çalışma yaşamı sunulmasından, baskıların, tehditlerin ve şantajların son bulmasından geçtiğini de çok iyi biliyoruz.

Demokrasi, barış ve insanca bir yaşam için mücadele veren arkadaşlarım,
Her 24 Kasımda tekrarlanan göstermelik kutlamalar, hamasi nutuklar değil, sorunlarımıza kalıcı çözümler üretilmesini, öğretmeniyle, öğrencisi ve velisiyle herkesin memnun olacağı bir eğitim sisteminin oluşturulmasını, insanca yaşayacağımız ekonomik koşullar istiyoruz.

Tüm eğitim ve bilim emekçilerini işimiz, mesleğimiz, iş güvencemiz ve geleceğimiz için dayanışmaya ve birlikte mücadeleye davet ediyoruz.

OHAL’e ve KHKlara hayır diyoruz!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz, yaşasın EĞİTİM SEN…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here