Simone De Beauvoir da demiyor muydu “Kadın doğulmaz, olunur” diye? Bedensel kadın olmak önemli değil. Onu zaten biz değil doğa hallediyor.  Ama kadın olmak, kadını desteklemek, farkındalığımızı arttırmak, kadının insan haklarını savunmak, eşitliği savunmak, kadına yönelik şiddete karşı durabilmek, kadınlarla dayanışmak,  gerçek kadın bu demek. Bu da bizim bilincimizle başarabileceğimiz bir durum. İşte o zaman gerçek kadın olunur ve her türlü haksızlığa karşı durulur.

Şu anda ülkemizde büyük bir kadın eylemi sürüyor. Zaten kadına yönelik hak gaspları sürekli olduğundan, eylemler de sürekli olmak zorunda kalıyor. Corona salgınından dolayı, elbette diğer eylemler gibi internet üzerinden yürüyor. İnternet üzerinden yapılan eylemler, hem yaygın olabiliyor, hem de olamıyor. Olabiliyor, sokağa çıkmak zorunda kalmadan bir tıkla eylemde olabiliyorsun. Olamıyor, benim gibi internet bilgisi kısıtlı olanlar, her eyleme giremiyor. Yine de bu eşitlik ve kadına yönelik şiddet için yapılan “Erkekler yerini bilsin” sloganlarıyla yayılan eylem çok ses getirdi.

Kadın, yaratıcıdır. Öyle güzel sloganlar buldular ki, hem gülümsetti, hem de düşündürdü. Kadınları gülümsetti. Erkekleri düşündürdü. Uluorta savurdukları küfürler kendilerine dönünce önce şaşırdılar, sonra düşündüler. Dayanamayıp kendilerini savunmaya kalktılar. Dün komşum klasik lafını etti. “Canım erkekler de şiddet görüyor, öldürülüyor” diye. Bunu biz kadınlar çok sık duyarız. Hatta kadınlardan bile duyarız. Onlar da ezberletileni söylerler. Henüz uyanamamışlardır. Kafasının arkasında erkeğin üstünlüğü yazılıdır, henüz onu silememiştir. Kendi bilmezliğinin farkında olmadığından, bizim önümüze barikat kurmaya kalkar. Örneğin bir kadın derneği var, adı öyle, aslında kadından yana değil, tam da kadının köleleşmesinden yana. Durmadan kadınların eylemine köstek olmak için çalışıyor.

Erkeklerin aydın olanları da bu eylemi destekliyor. Sloganları sevimli buluyor. “Hala kadının yanındayız demekten utanıyorum, ya nerede olacaktık?” diyenler var. İşin aslı, kadın olmasa dünyada yaşam durur. Bunu bilmeyen mi var? Ama bilmezden gelen çok.

Bu eylemin en büyük destekçisi, Orhan Kemal’in “Tersine Dünya” eseri bence. O da kitabında, erkeklerin haklarını kadınlara verip dünyayı tersine çevirince ne oluyor bakalım demişti.

 Erkekler, birbirlerini aşağılamak isteyince  “Etek giydireceğim” der ya. Biz de pantolon giydirsek desem, zaten pantolon giyiyoruz. Onlar gibi aşağılanmış olmuyoruz. Ama yine de bunu bir slogan yapmalı derim.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here