Büro emekçilerinin görüş ve taleplerinden oluşan rapor düzenlenen bir basın toplantısıyla BES Antalya Şube Başkanı Devrim Mol tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Sendika binasında yönetim kurulu üyeleri ile bir basın toplantısı düzenleyen Devrim Mol, “ Kayıplarımızın karşılandığı, taleplerimizin dikkate alındığı gerçek bir toplu sözleşme için Büro Emekçileri Sendikasında birleşelim.” çağrısı yaptı.

Büro Emekçileri Sendikası (BES) olarak 2020-2021 dönemi toplu sözleşme dönemine ilişkin büro emekçilerinin toplu sözleşmeden ne beklediklerini öğrenmek için; tüm iş yerlerinde, hazırladığı “Kararlı Mücadele, Kazanımlı Toplu Sözleşme İçin TİS Taleplerimiz” isimli talep toplama kitapçıklarını dağıtarak Talep Toplama Formları aracılığıyla emekçilerin görüşlerini yazılı olarak almıştı.

Değerli Basın Emekçileri;
Kamu emekçileri ve emeklilerinin 2020 ve 2021 yıllarında alacağı zam ve sosyal destek ödemelerinin belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri önümüzdeki Ağustos ayında yapılacak ve 3 milyonun üzerinde kamu emekçisi ile 2 milyon üzerinde memur emeklisinin merakla beklediği zamlar belirlenecek.

Ülkemizde kamu emekçilerinin grevli/toplu sözleşmeli sendika hakkı, siyasi iktidar tarafından yıllardır yok sayılmakta ve toplu sözleşme sınırlı mali ve sosyal haklara indirgenmektedir. Oysa toplu sözleşme süreci kamu emekçilerinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarının tümünü kapsamalı ve grev hakkının kullanıldığı bir süreç olmalıdır.

2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte hormonlu bir şekilde büyümeye başlayan Memur-Sen her yıl rekorlar kırarak, hem genel hem de tüm işkollarında yetkili sendika oldu. Tüm devlet imkanlarını arkasına alarak adeta AKP’nin memur kolları gibi çalışan Memur-Sen Konfederasyonu, AKP’nin koltuk değneği olmayı asıl işlevi olarak bu güne kadar sürdürdü.

Daha önceki üç toplu sözleşme döneminde yetkili sendika olarak masaya oturan Memur-Sen, ötedenberi mücadele ile kazandığımız ne varsa kaybetmemizin sorumlusu oldu ve kamu emekçilerini enflasyonun altında ezen zamları bile kazanım açıklamakta bir sakınca görmediler.

Değerli Basın Emekçileri;
Memur-Sen Konfederasyonu bu defa da 2020 ve 2021 yıllarını kapsayan toplu sözleşme için masaya oturmaya hazırlanıyor. Ancak bugüne kadar siyasi iktidarın kamu emekçilerine yönelik hak gasplarına karşı mücadele etmek yerine kamu emekçilerini bölen ve bu saldırıları kabul etmesini sağlama görevini yerine getiren bir konfederasyondan, doğal olarak kamu emekçilerinin bir beklentisi kalmamıştır.

2020 ve 2021 yıllarına ilişkin zam oranlarının ilk işareti, Orta Vadeli Mali Planda mevcuttur. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan plana göre, 2020 yılında memur ve kamu işçilerini kapsayan personel ödeneğinde yüzde 14; 2021 yılında ise yüzde 10.2 artış öngörülmüştür. Vergilerimizin ülkeyi savunma adı altında, S 400’lere, F35’lere savaş ekonomisine aktarılan milyarlarca dolarlık kaynaklara baktığımızda, neden bu kadar yoksullaştığımızı da daha iyi anlıyoruz.

Değerli Basın Emekçileri;
Her Toplu İş Sözleşmesi döneminde kaynak yok diyerek kamu emekçilerini yoksulluğa terk eden siyasi iktidar, geçtiğimiz günlerde meclis başkanlığından emekli olan makam arabası, şoför, koruma v.s birçok devlet imkânından faydalanan Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine atandı. Kurulun ilk toplantısında bütün üyelerin maaşına %40 zam yapıldı. Kendi yandaşlarına kaynak yaratmada ve aktarmada sıkıntı yaşamayan siyasi iktidar söz konusu emekçiler olunca kaynak yok deme cüretini gösterebilmektedir. Bu maaş zammının kamuoyu tarafından eleştirilmesinden sonra eleştirenleri görevinin insani ve İslami olduğunu belirterek edepsiz olarak nitelendirdi. Maaşına yönelik eleştiriler artınca, maaşının yarısını KHK ile hukuksuz bir biçimde kamudaki görevlerinden atılanlara bağışlayacağını söylemesi bir itiraftır. Kamuda yaşanan ihraçların KHK düzeninin hukuksuz olduğu itirafıdır. Terörle iltisaklı ve irtibatlı olduğu iddiasıyla bir gecede haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilenlere bağışta bulunacağını belirtmesi, aslında kendilerinin Anayasal suç işlediklerinin de kanıtıdır.

Değerli Basın Emekçileri;
2020-2021 dönemi toplu sözleşme dönemine ilişkin büro emekçilerinin toplu iş sözleşmesinden ne beklediklerini öğrenmek için tüm Şube ve Temsilciliklerimizle beraber, bir süredir alanlarda, iş yerlerinde, hazırladığımız “Kararlı Mücadele, Kazanımlı Toplu Sözleşme İçin TİS Taleplerimiz” isimli talep toplama kitapçıklarımızı dağıttık. İş kolumuzda çalışan büro emekçilerinin tamamı ile bir araya gelmeye çalıştık. Sendikamızın toplu iş sözleşmesinden neler beklediğini ve çalışanların taleplerinin ne olduğunu öğrenmek için görüş alışverişinde bulunduk. TİS Talep Toplama Formları aracılığı ile çalışanların görüşlerini yazılı olarak aldık. Her Şubemiz bu formda yazılanları rapor haline getirerek Genel Merkezimize gönderdi. Bu raporları Büro Emekçilerinin Toplu İş Sözleşmesi Genel Talepleri ve İş Kolu Talepleri Şeklinde raporlaştırarak hem siz değerli basın emekçileri vasıtasıyla kamuoyu ile paylaşmak, hem de Konfederasyonumuz KESK’e göndererek Hükümetle oturulan TİS masasında bu taleplerin gündemleştirilmesini istedik. Kamuoyunun ve emekçilerin gözünden kaçırılan, kapalı kapılar arkasında imzalanan satış sözleşmelerine artık yeter diyoruz.

Değerli Basın Emekçileri;
2020-2021 dönemi toplu iş sözleşmesinden genel taleplerimizi özetleyecek olursak:
 Öncelikle Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşme hakkı önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, özgür bir toplu sözleşme düzeni yaratılmalıdır.
 OHAL KHK’ları ile hukuk dışı bir şekilde hayata geçirilen ihraçlar ve açığa almalara son verilmeli, hukuki deliller ve mahkeme kararları olmadan ihraç edilen tüm kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir.
 Kamuda sözleşmeli istihdama son verilmeli, sözleşmeli olarak işe başlatılan büro emekçileri kadrolu istihdam edilmelidir.
 2018-2019 toplu sözleşme dönemine ilişkin ekonomik kayıplarımız, TL de yaşanan değer kaybı ve satın alma gücündeki azalma üzerinden net bir şekilde hesaplanarak ödenmeli ve söz konusu fark, kamu emekçileri ve emeklilerin taban aylığına mutlaka yansıtılmalıdır.
 Yılın ikinci yarısında maaşlarımızda yaşanan erimenin önüne geçilebilmesi için vergi dilimi soygununa son verilmeli, Açlık sınırı altındaki ücretlerden vergi, sigorta vb. gibi kesintiler kaldırılmalıdır. %15 olan 1 nci gelir vergisi dilimi %10’a indirilmeli, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlarda gelir vergisi, birinci vergi diliminde sabitlenmelidir.
 Zorunlu Bireysel Emeklilik uygulamasından vazgeçilmelidir.
 Temel ücretler arttırılmalı, en düşük ücret yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.
 Her türlü ek ödemenin emekli aylığına yansıması sağlanmalıdır.
 2019 Yılı için gerçekleşen Enflasyon+Büyüme Oranı (Refah Payı) kadar ek zam yapılmalıdır.
 TÜİK verilerine göre, 2020 itibariyle ortalama kira bedeli olan 1.000 TL kira yardımı ödenmelidir.
 Bütün büro emekçilerine; yılda bir olmak üzere 1.500 TL giyim yardımı ödenmelidir.
 Eş ve çocuk yardımı 750 TL olmalıdır.
 Kamu emekçilerine, yılda iki kez tam maaş tutarında ikramiye ödenmelidir.
 Çalışmayan eş için yapılan aile yardımı emeklilikte de devam etmelidir.
 Kamuda siyasi kadrolaşma uygulamalarına son verilmeli, yöneticilerin belirlenmesinde ve ilk atamalarında sendikal, siyasal referanslar değil, liyakat temel alınmalıdır.
 Ek göstergelerde güncelleme yapılarak, ilk, orta ve lise mezunlarının da ek göstergeden yararlandırılmasına imkân sağlanarak, en az 3600 ek gösterge tüm büro emekçilerine verilmelidir.
 Sözleşmeli büro emekçilerine görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına girme hakkı verilmelidir.
 Eşit işe eşit ücret ilkesi gereği 4/b’li emekçilerin, 4/a’lı emekçiler kadar ek ödeme alması sağlanmalı, görevde yükselme, kıdem, izin gibi özlük ve sosyal hakları iyileştirilmelidir.
Kadın taleplerimizden öne çıkanlar ise şöyledir:
 Kadınların işyerlerinde maruz kaldığı cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılık ile taciz ve mobbingi önleyici politikalar ve mekanizmalar oluşturulmalıdır. Taciz ve mobbingin açığa çıkmasını kolaylaştırıcı, failleri caydırıcı ve mağdurları koruyucu tedbirler alınmalıdır.
 Kadın emekçilere yönelik işlenen her türlü eril suçta (sözlü taciz, fiziksel taciz, cinsel taciz, mobbing, tehdit, şiddet) kadının beyanı esas alınmalı, herhangi bir belgelendirme istenmeksizin gerekli soruşturma ve kovuşturma başlatılmalıdır.
 Boşanma aşamasında olan, boşanmış olan, mobbinge, şiddete, tacize, tecavüze uğrayan kadın emekçilerin tayin ve yer değiştirme talepleri, beyanları esas alınarak, herhangi bir belgeye gerek kalmaksızın ve bekletilmeden yerine getirilmelidir.
 İş ve aile yaşamını uyumlaştırma politikaları kapmasında, ev ve bakım yükümlülüklerini kadına yükleyen bir anlayışla, kadınlar için kurgulanan esnek (yarı, kısmi, uzaktan, tele vb.) zamanlı çalışma biçimleri terkedilmelidir.

  • Güvenceli ve tam zamanlı hak kayıpları yaratmayan çalışma esas alınmalıdır.
  • Ev ve bakım (çocuk, yaşlı, hasta vb.) sorumluluklarını yalnızca kadına yükleyen anlayıştan uzaklaşılmalı, bu anlayışı ortadan kaldıracak politikalar geliştirilmelidir.
  • Bakım (çocuk, yaşlı, hasta) hizmetlerinin, parasız, anadilinde, 24 saat açık, nitelikli ve denetimli kurumlar tarafından verilmesinin imkanları yaratılmalıdır.
  • Bir ebeveyn hakkı olarak her işyerinde kreş açılmalıdır.
  • Doğum öncesi ve sonrasında kadının ihtiyacına göre kullanabileceği en az 24 ay ücretli doğum (analık) izni uygulanmalıdır.
  • Analık izni bitiminden çocuğun ilköğretim yaşına kadar anneye ve babaya ayrı ayrı ücretli ve devredilemez en az 1’er yıllık ebeveyn izni hakkı verilmelidir.
  • Süt izinlerinin kullanımının önündeki her türlü yasal ve fiili engel kaldırılmalıdır.

Kayıplarımızın karşılandığı, taleplerimizin dikkate alındığı gerçek bir toplu sözleşme için Büro Emekçileri Sendikasında birleşelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here