Şehirler arası otobüs terminali, kent içi trafik yoğunluğunu artırması gerekçesine dayanılarak Döşemealtı Yeşilbayır Mahallesine nakil edilecek.

Tapu devri protokolü 2016 yılında Büyükşehir Belediyesi ile Döşemealtı Belediyesi’nin ortaklaşa gerçekleştirdikleri merasimle açıklanmıştı.

Alan memnun, satan memnun, bize ne demeyin… Zarar ve külfet yine hepimize yüklenecek…

Hatırlanacağı üzere, toplu işyeri merkezi/oto galericiler sitesi sözleri ile Döşemealtı Belediyesi motorlu araçların hareket merkezi haline geleceğinden, Büyükşehir Belediyesi de kent merkezini motorlu araç hareketinden seyreltme bahanesiyle, taşınılacak otogar arazisini piyasaya sunarak borç bakiyesini aşağıya çekme beklentilerinden dolayı çok mutlu olduklarını el ele ortak bir basın açıklaması ile duyurmuşlardı…

Kent planının bütünlüğü içinde bu değişikliğin etütleri, yer seçimi, planlama ilkelerine uygunluğu kamuoyu ile paylaşılıp tartışılmadı. Zira 2013 yılında tamamlanan Nazım İmar Planında yeni otogar alanı Aksu ilçesi Isparta Köprülü Kavşağı yanında belirlenmişti. Ama hikmetinden sual olunmaz bir yaklaşımla nazım planı rafa kaldırıldı, ne yöntem, ne mevzuat kaale alınmadan, bu konuda da Türel yönetiminin keyfiyetine göre yol alındı.

Kentsel yaşamın, kervan yolda düzülür yöneticiliği ile bir yere varamayacağını en iyi bu kentte yaşayanlar bilir. Ulaşım master plansız döşenen raylar, kavşak düzenlemeleri ile çevre yollarının sonradan plana işlenmesiyle, planlı kentsel bir yaşama kavuşulmuş olmuyor. Çözüm diye yaratılan fiili uygulamaların, çevre yollarıyla birlikte tarım arazilerinde, ormanlık alanlarda önü açılan yapılaşmaların, kent merkezinde hız kazandırılan motorlu araçlar trafiğinin… yaşam alanlarını daha da çekilmez hale getirdiğini, kir, pas ve gürültüye boğduğunu, temassız, geleceksiz, bir avuç verimli toprağa, yeşil alana muhtaç hale getirilmekte olduğumuzu görmemek mümkün değil…

Özelleştirme idaresine teslim edilen ve çevresiyle birlikte heba edilecek olan EXPO 2016 alanından sonra, sözünü ettiğimiz bu protokolle belli ki Döşemealtı çevresi de kervandaki yerini almış oldu.

Kent sakinlerinin, kentin karmaşasından uzak, ferah, temiz, sessiz ve sorunsuz yaşam alanlarını daha nasıl koruyup yaygınlaştırılabileceği üzere odaklanmasını beklediği Döşemealtı yönetiminin, yerleşim alanlarının sınırları içine daha fazla ticari ünite, eksoz, gaz ve motorlu araç çekebileceği hesaplarıyla hareket etmesini kabullenmeleri mümkün olmasa gerek…

Türel Yönetimi ise otogar projesi ile kaç kuş vurduğunun hesabını yaparken, oyalandığının farkına varmış olmalı ki şimdilerde zamana karşı yarıştığını ilan etti. Belli ki kast edilen yerel seçim takvimi, acil sermaye transferine duyulan ihtiyaç ve döndürülmesi gereken borç kayıtlarıdır… Yoksa nakil yapılacak yeni otogar ortada yokken, halen ihtiyacı karşılamakta olan faal otogarın bir an önce satılmasına yönelik bu hız da göstermektedir ki sorun sıcak paradadır…

Bu açıklamasıyla da anlaşılmaktadır ki Türel yönetiminin hovardaca yapılan harcamalarını karşılamanın, kredi kuruluşlarına yapılacak ödemelerin, kentin büyüyen borçlarını ötelemenin başka yolu kalmamıştır.

Nitekim, yöneticilerinin belleğe ihtiyacı olmadığına karar verdiği bu talihsiz kentin otogar alanının planında, son bir yılda 5 kez değişikliğe gidilmiş olması boşuna değildir… Kuşkusuz, konu aleyhine açılan iptal davalarını boşa çıkarmanın bir yöntemi olarak da kullanılan böylesi hamleler, aynı zamanda kent yönetiminin samimiyetsizliğini, müşteri memnuniyeti için her yolu mübah sayabileceğini de ortaya koymaktadır.

Hiç kuşku yok ki, kent sakinlerinin tasarrufundan çalınmak istenen kamusal bir alan olarak otogar arazisinin daha kolayca satılabilmesi uğruna, daha uygun ticari alanlara bölünmektedir.

**Aylar öncesinden Akdeniz Kent Parkında gerçekleştirilen plan değişikliği sonucunda yıkılan mini city’nin bulunduğu alanda denize nazır yeni bir AVM yapılmasına karar verilirken, Akdeniz üniversitesine komşu, 5 M Migrosun işgalci yapısını planında restoran alanı olarak değişiklik yapılması, karşılığında 5 M Migros’a satışa çıkarılan otogar alanından yer sözü verilmesi;

**Kamuya ait olan otogar alanının ticarileştirilerek plan değişikliği gerekçesi olarak gelir getirmesi ve ekonomiye kazandırılması adı altında yaklaşık 250.000 m2 lik inşaat alanı yaratılarak piyasaya sürülmesi ama bunun yanında 1 m2 lik olsun kamunun ortak faydalanmasına açık herhangi bir etkinlik alanına yer verilmemiş olması;

**Yapılaşma yoğunluğu, yüklenen fonksiyonları itibariyle nüfus, alt yapı, ulaşım yükünün faturasını yine toplumun bütününe ödetileceği gerçeklikleri de ortaya koymaktadır ki otogar yer değişikliği ve arazisinin satış gerekçeleri gerçeği yansıtmamaktadır…

Kalekapı’sının bitişiğinde iken 1950 li yıllarda mezarlık karşısı Şarampol caddesi kenarında, 1996 yılından sonra da şimdiki yerinde yolcu karşılayıp uğurlamaya başlanan otogar buluşmaları, Döşemealtı’na geçiş takvimi ve gerekçesi göz önüne alınırsa 10-15 yıla kalmaz başka yer arayışlarıyla yeni alım satımlara konu olacaktır…

Kamusal zenginlik kaynaklarımızı metalaştırmak ve değersizleştirmek konusunda mahirleşen yöneticilere yol vermenin zamanlarına dayandık… Toplumsal yararı, kamusal çıkarı düşünmeyen, planlama ilkelerini kaale almayan, varsa yoksa üstüne vazife olmayan piyasayı canlandırmak uğruna gereksiz yatırımlara kalkışan, rant kollayarak kamu mallarını, kamu yatırımlarını ve kamu hizmetlerini özelleştiren, amacı dışında kullanan ve kentin geleceğini ipotek altına alan yönetici esnafına artık dur demek durumundayız…

Aksi takdirde ilk otogar yıllarında İskele’den Karpuzkaldıran’a kadar 29 şelalesi kayıt altına alınan bu kentin, kurutulmayan hiçbir kamusal değeri kalmayacak…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here