“Faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir”

Bir şov programında “Çocuklar öldürülmesin” diyen Ayşe öğretmen hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan bir tuhaf soruşturma başlatıldı. Oysa sadece çocuklar öldürülmesin demişti Ayşe öğretmen. Tuhaflık, Milli Eğitim Bakanlığının; Ayşe öğretmenin MEB’e bağlı öğretmen olmadığı, daha önce FETÖ/PYD’na yakın eğitim kurumunda ve Silvan Halk Eğitim Merkezinde öğretmenlik yaptığı ifadelerinde yatıyordu. Kısaca Ayşe öğretmen, öğretmenlik yapan muhtemelen ataması yapılmayan bir öğretmendi. Devlet, öğretmenlik yapmalarına rağmen ataması yapılmayan yaklaşık 300 bin kişiyi öğretmen olarak saymıyordu.
Tuhaflık devam etti. Yayıncı kuruluş Kanal D, özür dileyerek dünya basın tarihinin en karanlık açıklamalarından birini yaptı. “İlk günden bugüne Devletin yanındayız”. Zaten tarafsız olmayan bir yayın grubunun itirafıydı bu. Olayın hemen ertesi günü Program sunucusu, Kanal D Ana Haber Bültenine çıkarak “Polis çocuğuyum, orada görev yapan asker ve polislerin yanındayım. Özür diliyorum. Devletimin yanındayım” dedi.

Kanal D ve program sunucusu zat, neden özür diledi? Neden devletin yanında olduklarını açıklama gereği duydular? Bu soruları cevaplamak çok zor olmasa gerek. Doğan Medya yayın grubu günah çıkartmaktadır. Daha önce muhalif yazar ve kişilere yer verdiği için bedel ödemek zorunda hissetti. Bu bedel ödeme alçalma, onur kırıcı ve algı yaratma şeklinde vücut buldu.

“Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil”

BirGün gazetesi haberine göre; Diyanet’in fetva hattı internet sitesinde sorulan bir soruya verilen cevap oldukça düşündürücüydü. “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil”. Diyanet, gayet açık ve şeffaf bir şekilde durumu açıklıyordu. Kızın 9 yaşından büyük olması, erkeğin organında uyanma, uyanıksa uyanışının artması…(1)
Diyanet İşleri Başkanlığına tepkiler arttı. CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in görevden alınması için Başbakan’a mektup yazdı. Burada asıl kızılması gereken Diyanet İşlerinin verdiği fetvalar değil. Çünkü Diyanet fetvayı verirken gayet açık bir şekilde dayanaklarını vererek açıklama yapıyor.(2) Çünkü daha önce bu konular konuşulup yazılıp çizilmiş. Evet açık konuşmak gerekirse babanın öz kızıyla ilişkiye girmesini meşru kılmak için uğraşan sapkın bir inanç sistemiyle karşı karşıyayız. Asıl mücadele edilmesi gereken, asıl kızılması gereken bu inanç sistemidir. Işid denen sapkınlık, bu inanç sisteminin doğal sonucudur. Siyasal İslamcı partilerin “gizli sevdası” bu örgüt, inanç sisteminin tüm kaynaklarını kullanarak faaliyetini büyütmektedir. Bu gizli sevda, bazen silah yardımı, bazen tırlar, bazen ise uydurma Türkmen yalanları(3) ile kamuoyunda yer bulmaktadır.

Cadı Avı”

Çocuklar ölmesin savaş olmasın diyen, barış için akademisyenler inisiyatifi, bir bildiri ile bu suça ortak olmayacaklarını deklare etti. Hemen ardından Ülkenin Cumhurbaşkanı, ağız dolusu sözcükler ile bildiriye imza atan aydınları müsvedde, karanlık, cahil, mandacı, ihanetçi olarak suçlayarak hadlerini bilmeleri gerektiğini ifade etti(4). Sahibinin sözünü, ayet belleyen YÖK ve rektörler, hemen harekete geçerek imzaları bulunan akademisyenler hakkında soruşturma başlattıklarını duyurdu. Hatta bazı üniversiteler, imza atan akademisyenlerin görevlerine son verildiğini tebliğ etti. Kültür Bakanlığı öncülüğünde yapılan etkinlikte “Türklük Hakanı”(5) ünvanı ile ödüllendirilen eski suç örgütü lideri, saray aydını Sedat Peker, imza atanlar için “oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve kanlarınızla duş alacağız” (6) dedi.
Faşizm, klasik anlamda yukarıdan aşağıya toplumda örgütlenmeye devam etmektedir. Daha çok yalan, yalanı tekrar etmek, yalanı aracı-yandaşlar ile yaymak ilke haline geldi. Faşizm, 1 hafta gibi kısa bir sürede, bir sürü tuhaflığın doğallaşmasını sağladı.

GÜVEN TÜRKAY

(1) Birgün haberi: http://www.birgun.net/haber-detay/diyanet-ten-fetva-babanin-oz-kizina-sehvet-duymasi-haram-degil-100117.html

(2)(Diyanet’in Soruya cevap verirken kullandığı kaynaklar: bkz. İbn Rüşd, Bidayetü’l-Mücdehid, Mısır 1975, II, 33; İbn Kudame, el-Muğni, VII, 486; İbn Cüzey, el- Kavaninü’l Fıkhiyye, 138)

(3)Hüsnü Mahalli’nin 23 Kasım 2015 tarihli “Türkmen Yalanı” yazısı: http://www.yurtgazetesi.com.tr/turkmen-yalani-makale,11204.html

(4) BBC Haberi: http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/01/160111_erdogan_akademisyen_aciklama

(5) İlgili Haber: http://www.birgun.net/haber-detay/cihatcilara-tir-larla-yardim-gonderen-sedat-peker-e-kultur-bakanligi-ndan-odul-96610.html

(6) İlgili Haber:http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/463020/Sedat_Peker_den_Akademisyenlere__Kanlarinizla_dus_alacagiz.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here