Yaşlı bir adam yakınıyor. “kadınlara dul aylığı veriyorsunuz, onlar da bizimle evlenmiyor.” Devlet yetkilileri çok duyarlı davranarak, hemen harekete geçiyor. Binali Yıldırım televizyonda açıklama yapıyor. “Bu konuyu bir daha gözden geçirelim.” diye. Verilen dul aylığı sadece ayda 275 TL. Bu aylığı kesmeyi düşünürlerken, kadın derneklerinden tepki çoğalınca vazgeçiyorlar. Yaşlı adamın yakınmasına da kayıtsız kalamıyorlar. Bir kolaylık getirip “Verilen dul aylığı, kadın evlenirse de kesilmeyecek.”deyiveriyorlar. Ne büyük bir lütuf!

Haberleri izlerken alt yazı geçiyor. “Özgecan’ın ölümünden beri 1369 kadın öldürüldü.” Haber bir hafta önceydi, o zamandan beri yine bir çok kadın öldürüldü. Çocuk tecavüzü, çocuk öldürümleri, tırmanan şiddet, insana ve hayvana yapılan eziyet….Bütün bunlar için harekete geçmekte oldukça geç kalan, hatta kulaklarını tıkayan yetkililer, yaşlı adam evlenemedi diye el ayak oluyorlar. Oldukça ilginç.

Öte yandan 275 TL’ye razı olarak evlenmeyi düşünmeyen kadınları anlamak çok zor olmasa gerek. “Bu para olmasa evlenirler.” diyenleri duyuyoruz. Aslında halin böyle olduğuna oturup ağlamamız gerekmez mi?

Sıralarsak varsayımlarımızı.

1- Bu kadar az parayla bile geçinmeye razı ama evlenmeye hayır.

2- Demek ki kadınlar işsiz ve parasız o nedenle evlenmek zorunda kalıyor.

3- Kadın evliliğin kölelik olduğunu biliyor, mümkünse evlenmeyi düşünmüyor.

4- Devlet, kadının yaşamını kolaylaştırmak yerine, evliliğe zorlama derdinde mi?

Devletin görevlerini hatırlatmaya gerek yok, bunu yetkili yetkisiz herkes biliyor. Ancak biz şunu da biliyoruz. Dünyanın da bizim ülkemizin de yarısı kadın. Bu yarıyı dört duvar arasına kapatıp diğer yarısını kolayca yönetmek isteyebilirsiniz. Ancak kadın bir kere sokağa çıktı, tekrar kapatmak sizi oldukça zorlayabilir. Hatta mümkün değildir. Diyelim ki başarıldı ve kadınlar sokaktan çekildi. O zaman önünüzde mutsuz bir toplum, başı önünde dolaşan bir kalabalık bulacaksınız. O zaman ne siz mutlu olabilirsiniz ne de başkaları.

Oysa eşitlik, adalet, demokrasiye kapıyı açarsanız, sizin de işiniz kolaylaşır toplumun da. Neden zoru zulmü seçiyorsunuz? Küçük bir azınlığın keyifli yaşaması için bunca acının çekilmesi nedendir?

Mutluluk da mutsuzluk da bulaşıcıdır. Sönük gözlere bakarak gülümseyemezsiniz. Oysa gülen gözler sizi de gülümsetir. Gelin ayaklarınızı kendiniz yıkayın. Mümkünse önce kendinizi değil başkalarını düşünün, eşinizin köleniz olmadığını eşitiniz olduğunu anlayın olsun bitsin. İş bu kadar basit, bu kadar kolay.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here