Geçen hafta takip ettiğimiz KAŞ’a otoyol projesi davası için, birileri bizi PKK’lı olmakla suçlamış. PKK’nın güneydoğuya baraj, yol, istemediği gibi biz de Kaş’a yol istemiyormuşuz, havaalanı istemiyormuşuz, yatırıma karşı mı çıkılırmış… Bu benzetmenin hiç yaratıcılık barındırmadığı ortada. Fakat içinde bulunduğumuz gergin durumda bu dil her şeyden önce büyük tehlike barındırıyor. Bir kere, Kaş’ta toprağı suyu yaşam alanı için mücadele eden insanları bu tür ithamlarla hedef haline getirmenin kimseye faydası yok. Ağzımızdan çıkanın kulağımızın duyması lazım. Bu suçlamayı Türkiye Muhtarlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı ünvanını kullanan ama kendisi muhtar olmayan biri yapmış… Cevap verelim kendisine…

Kullandığınız dil ayrıştırıcı ve birilerini PKK’lı olmakla suçlarken aslında kendiniz bölücülük yapıyorsunuz. İşin kötüsü bunun farkında bile değilsiniz. Nasıl kullanma dengesi, doğal hayat, ekolojik turizm, endemik tür, arkeolojik Sit alanı gibi kavramların farkında değilseniz bu ayrıştırıcı üslubun da farkında değilsiniz. Olsun, siz bize “Pkk’lı” dediniz diye kendimizden şüphe edecek değiliz. Fetöcü de diyebilirdiniz. Çünkü kim iktidarın bir icraatını eylemini eleştiririrse başına gelen artık budur. Ama biz ne yaptığımızı biliyoruz, size rağmen sizin ve torunlarınızın da iyiliği için bu tür projelere karşı çıkmaya devam edeceğiz. Binlerce yıldır bu topraklar atalarınızı doyurduğu gibi bugün sizi de doyuruyor. Doyurmaya devam edecek. Fakat tarım toprağını yok ederek yaşayamazsınız. İlerleyen zamanlarda asfaltı, betonu yiyemeyeceğinizi daha iyi anlayacaksınız.

Size ne dendi bir şey vaadedildi mi bilmeyiz. Ancak tecrübelerimiz bize diğer yerlerde şunu gösterdi. Mücadeleyi bölmek için kesenin ağzı firmalar tarafından azıcık açılır. Bu gibi durumlarda kimine taş ocağına küçük bir ortaklık teklif edilir kimine “ bir kamyonda sana alalım hafriyat işine gir ”denir ya da işsiz yakın akrabaya iş vermek kullanılan yöntemlerdir. Yalnız “iş” kalıcı değildir uyaralım…

Her “yol” mutlak iyi değildir. Bunu Karadeniz Sahil Yolundan öğrenmiş olmamız lazım. Yerleşim yerleriyle denizin ilişkisini kesti. Yağmurların denize akışını engelledi ki sellerin olmazı biraz da bu yüzden. Her yıl artan bakım onarım masrafları da cabası… Her yol iyi değildir, bakın Osman Gazi köprüsüne, üstünden geçen olmadığı için hazineden müteahit firmaya her gün milyonlarca lira aktarılıyor. Boş yere müsriflik. Aynı bu yolda öyle olacak. Yaylayı, ormanı tarım alanlarını bölecek. Zamanla etrafı yapılaşacak ve doğal yaşam yok olacak. Üstelik şu anda hem kıyı yolu hem de köylerden geçen stabil yayla yolu var. Acil ihtiyaç yok.Daha önce de yazdık, yolun şu andaki kağıt üstündeki maliyeti o bölgede yaşayan 6200 kişiye verilse kişibaşı 11800 TL düşüyor. Halk birden refaha kavuşur ve hiçbir doğal alanda tahrip edilmemiş olur. Tabii taş ocağı sahibi ya da hafriyatı alacak firmalar için bunlar “para” bile değil ayrı…

Ayrıca bu davada havaalanı projesi yoktu. Ona dava açmadık. Yanlış anlaşılmasın havaalanını desteklediğimizden değil. Onaylanmış bir projesi yoktu havaalanının . Olsa ona da dava açacağız. Çünkü buraya havaalanı da sadece ölü yatırımdır. Katkısı yoktur. Doğaya zararı vardır. Buradaki 73 milyonluk maliyet sadece otoyol içindir ve bu rakamın içinde de tünel ve viyadük maliyeti yoktur üstelik…

Bu arada geçen dönem iktidar partisinden aday adayı olmuşsunuz, en demokratik hakkınızdır, neyiniz eksik olun tabi… Yalnız önümüzdeki seçimlerde de böyle dil kullanırsanız işiniz zor, bizden söylemesi…

Bakın bu “yol” projesi şimdiden Kaş’ı böldü.

Oysa bizim sloganımız “KAŞ’I BÖLME”

Doğanın dengesini bozmayın, başka ihsan istemez…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here