Sendika İşçilerindir-Devrimci Turizm İşçileri, imzalı açıklamayı yayınlıyoruz

DEV-TURİZM-İŞ’TE ‘TEK ADAMIN’ AYAK OYUNLARI ÜZERİNE!

Dev-Turizm-İş’te, şube kongreleriyle beraber zirveye ulaşan usulsüzlükler DİSK’in tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.

– Genel başkan kişisel çıkarları uğruna sendikanın örgütlenmesine zarar vermiştir. Bu süreçte genel başkan ve bir avuç şürekası sendikaya tek adamcı-bürokratik-tasfiyeci bir zihniyeti egemen kılmak için yoğun bir ‘çabaya’ girmiştir. İlk önce sendikanın Ankara temsilcisini görevden almış ve yerine sigortasız işçi çalıştırmaktan ceza almış bir patron atanmıştır. Daha sonrasında sendikanın eğitim ve örgütlenme uzmanı görevden alınmış ve sendikanın üç genel merkez yöneticisi disiplin kurulu kararıyla 6 ay görevlerinden el çektirilmiştir. Bu 6 aylık sürenin sendikanın tüm genel kurul süreçlerinin bittiği döneme denk gelmesi disiplin kurulu kararının arkasındaki gerçeği bizlere net bir şekilde göstermiştir. Ayrıca bir disiplin kurulu üyesinin bu hukuksuz ve usulsüz karara şerh koyması ‘mahkemeyi’ kaybederiz diyerek engellenmeye çalışılmıştır. Tüm bu tasfiye uygulamalarının arkasındaki temel neden genel kurul süreçlerinde ‘rahatlıkla ayak oyunları’ yapmaktı.Bunlar dışında sendika üyelikleri bu süreçte ‘kontrolden’ geçirilmiş, ‘tek adamın’ istemediği üyelikler engellenmiştir.

– 27 Mart’ta Genel Yönetim Kurulu tarafından atanan İstanbul Şube Yönetim Kurulu kanunen 6 ay içerisinde kongresini gerçekleştirmekle yükümlü olduğu için 24 Eylül’e kongre kararı almıştı. Ancak sendikada genel başkanın tasfiye hamlesine karşı erken demokratik genel kurul çağrısı yapan İstanbul Şube Yönetim Kurulu kongre kararını genel merkeze ilettikten sonra görevinden alınmıştır. Genel merkezin buradaki iddiası ‘görevden almadık şube yönetimi münfesih duruma düştü’ olmuştur. Genel merkezin iddiası şu şekildeydi; şube başkanı olan Salih Karakoç’un işkolu değişikliği sebebiyle şube sekreterinin ‘uzun süreli işsizlik’ sebebiyle üyeliği düştü diğer üçüncü yönetici de istifa etti ve yönetim kurulu münfesih duruma geldi. Ancak bu durum açık bir yalandır. Esas amaç sendikanın en çok üyesi olan İstanbul şubesinin kendi denetimleri dışında kongre yapmamasıydı. İşkolu değişti denilen şube başkanı Salih Karakoç sendikanın toplu sözleşmeli işletmesinde aynı nitelikteki farklı bir birime toplu iş sözleşmesi hükümlerindeki sendikal izinden faydalanmak için geçmişti. Birim değişikliği yapılan işyeri de sendikanın toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanan ve işçilerin aidat verdiği bir işyeriyken SGK’dan kaynaklı bir hatayı fırsata çevirmek ne ile açıklanabilir? Hatta görevden alındığı ayda sendika üyesi olarak Salih Karakoç’tan aidat almak nasıl açıklanabilir? Sendikanın toplu sözleşmeli en büyük işyerini örgütlemek için işten atılan ve arkadaşlarıyla beraber sendikalı-toplu sözleşmeyi uzun uğraşlar sonucunda kazanmış Salih Karakoç’un başkan istemedi diye bu ‘kumpasa’ uğraması DİSK’in hangi ilkesiyle açıklanabilir? İstifa etti denilen yönetim kurulu üyesinin daha sonraki atama yönetimde başkan olarak işçilerin karşısına çıkması nasıl bir kirli ittifakın ürünüdür?

– Son soruların cevabını en net bir şekilde ‘Marmara Şube Kongresinde’ gördük. Genel başkan kendine tabii kişileri şube yönetim kuruluna atadıktan sonra şube genel kurul sürecinde adaletsizlik, usulsüzlük ve hırsızlık zirve yaptı. Genel başkana tabii bu yönetim kurulunun inisiyatifinde 137 üyeli Kasdaş’a 16 delege düşerken, 39 üyeli Okmeydanı EAH yemekhanesine 18 delege seçilerek adaletsiz bir seçim nasıl yapılır ‘onun dersi verilmiştir’. 87 üyeli Cerrahpaşa Tıp Fakültesi yemekhanesine 24 delege düşerken bu işyerinde işçilerin bir bölümünün haberi olmadan delegeler belirlenmiştir. 87 üyeli, 39 üyeli ve 58 üyeli (İTÜ yemekhanesi) üç işyerindeki toplam üye sayısı 184 iken bu üç işyerinden çıkan delege sayısı 52 olmuştur. 137 üyeli ve 49 üyeli(Şişli Etfal yemekhanesi) iki işyerinin toplam işçi sayısı 186 iken çıkan delege sayısı 23 olmuştur. Yani 184 üyeye 52 delege düşerken başka bir 186 üyeye 23 delege düşmüştür. 45 sigortalı işçinin çalıştığı şubeye bağlı bir şehirden 19 delege çıkması ise tüm bunların üzerine ‘tuz biber’ olmuştur. Marmara Şube Genel Kurulu işte bu şekilde örgütlendirilmiştir. Bu tabloyla örgütlenen bir şube genel kurulu demokratik değildir ve seçilen yönetim kurulu üyeleri de meşru değildir. Ayrıca seçilen yönetim kurulu başkanının işyerinde kendi dışında sendika üyesinin bulunmadığı, atama yönetimde de bulunan yöneticinin turizm sektöründe herhangi bir çalışmasının olmadığı diğer iki yöneticinin de ekim ayının sonunda yönetici olmak için üye olduğu ve yine işkolunda herhangi bir iş yeri örgütlenmesinden gelmedikleri bir tabloda sendikayı işçilerin yönetmediği açık bir şekilde ortadadır.

– İki şubesi bulunan Antalya’da iki şubenin toplam üye sayısı 200’ü bulmazken Antalya Merkez Şubesi (tüzüğe göre üye sayısı en az 500 olan şubeler delegeyle kongre yapabiliyorken) delegeyle kongre yapmıştır. İstanbul’da ve Ankara’da çalışan ve yaşayan üyeler Antalya Merkez Şube delege seçimlerine çağrılmışlardır. Bundan da ötesi Antalya Merkez Şube Yöneticisi’nin yapılan bu seçimlerden üyelere yapılan çağrıdan sonra haberi olmuştur. Yapılan usulsüz seçimlere tutanak tutup itiraz etmek isteyen sendika eşbaşkanı ve eğitim daire başkanının da aralarında olduğu sendika üyelerinin listeleri görmesi engellenmiş ve genel başkan Yahyaoğlu ve çetesi iki kadın arkadaşımıza şiddet uygulamıştır. Ankara’da ise Yahyaoğlu’nun ekibi genel kurul örgütlemeyi bile becerememiş ve yeterli katılım olmadığı için kongre yapılamamıştır. Ayrıca sendika üyesi işçilerin Ankara şubesinin yerini DİSK Ankara Bölge temsilcisine sormasına rağmen sendikanın adresi işçilere söylenmemiştir. Ankara Şube Genel Kurulu öncesi listeler askıya çıktığı zaman işçiler şube adresinin DİSK bölge temsilcisinin de başkanı olduğu Dev Maden Sen sendikasında olduğunu görmüştür.

– Tüm bunlar olurken DİSK YK, en hafif tabiriyle süreci ‘izledi’. Tasfiyeler, delege hırsızlıkları, eşbaşkana yapılan psikolojik şiddet ve anti-demokratik uygulamalar başta DİSK genel başkanı ve genel sekreteri olmak üzere DİSK YK tarafından ‘sendika iç işleri’ olarak görüldü. İşçilerin taleplerine kulak verilmedi ve aynı zamanda DİSK YK üyesi olan M.Yahyaoğlu’na bu yaptıkları için ‘yol verildi’. Tüm bunlar dışında kadına karşı şiddet gibi çok hassas bir meselede bile haftalardır toplanamayıp DİSK YK’nın ‘naif bir açıklama’ dışında gerekeni yapmaması akıllara ciddi sorular getirmektedir.

Sendikaya ve DİSK’e zarar veren bu şahısa aylardır niye hiçbir şey denmemektedir? Bu şahısı kimler koruyup kimler kollamaktadır?

DİSK yöneticisi kimliğiyle sokaklarda dolaşan kadın ve işçi düşmanı Yahyaoğlu gibi bir zihniyetin DİSK’e ve işçi sınıfına nasıl bir yararı olabilir?

Bu kadar rezilliği bile üye sendikasında durduramayan bir DİSK’in işçi sınıfına inandırıcı bir seçenek olmasının herhangi bir imkanı var mıdır?

Tüm bunlar sonrasında net bir şekilde denilecek olan DİSK gibi bir değerin anlamı bu yöneticiler eliyle yok edilmektedir. Sınıf hareketinin bu çürümüş zihniyete karşı yeni bir akla ve iradeye ihtiyacı bulunmaktadır. Dev-Turizm-İş’te tek adamcı-bürokratik-sarı zihniyete karşı verilen ‘mütevazi mücadele’ sınıf hareketinin bu ihtiyacının zorunluluğunu bir kez daha ortaya koymuş ve bu ihtiyaca bulunduğu yerden katkı sağlamıştır.

Sendikalarımızda, işyerlerinde ve ülkemizde; Üreten Biziz Yöneten De Biz Olacağız!

Sendika İşçilerindir-Devrimci Turizm İşçileri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here