22 Kasım 2016 tarihinde yayınlanan 677 sayılı KHK ile Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi iken kamu görevine son verilen Prof.Dr. Nursel Şahin ile söyleştik.

Hocam Sizi kısaca tanıyabilirmiyiz?

1961 yılı Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğretimini İzmir, lise eğitimimi Ankara’da tamamladıktan sonra 1984 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. 1984-1986 yılları arasında Adana Saimbeyli mecburi hizmetimi yaptım.

1990 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalında Araştırma Görevlisi olarak başladım. 2008 yılından 2008 yılında Profesör ünvanı aldım. 22 Kasım 2016 tarihinde ise 677 sayılı KHK ile buradaki görevime son verildi.

Görevden uzaklaştırılma süreciniz nasıl gelişti?

12 Ocak 2016’ da “Barış için Akademisyenler” inisiyatifinden Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki insan hakları ihlallerine karşı 1128 akademisyenin imza attığı “Bu suça ortak olmayacağız” adlı bildiriyi açıklamalarının ardından, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, imzacı akademisyenler için; “müsvedde”, “karanlık”, “zalim”, “alçak” gibi ifadeler kullanarak “ilgili kurumları gereğini yapmaya” çağırdı.

YÖK, 89 farklı üniversiteden 1128 akademisyenin İstanbul ile Ankara’da eş zamanlı okunan “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisiyle ilgili; “Bu bildiri ile ilgili olarak hukuk çerçevesinde gereği yapılacaktır” dedi. Ardından Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü, barış bildirisinde imzası bulunanlar hakkında yasal işlem başlatılacağını belirtti. Hızla yapılan bir soruşturmayla “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriye imza atan akademisyenlerin memuriyetten çıkarılmaları istendi. 20 Temmuz 2016’ da OHAL ilan edildi. Biz de 22 Kasım 2016 da Resmi Gazete’de yayınlanan 677 sayılı KHK ile üniversiteden uzaklaştırıldık.

Bir yıldır üniversitenizden öğrencilerinizden uzaktınız. Son bir yılınız nasıl geçti?

Bu bir yıl içinde hukuki süreçleri anlama, hak kayıplarımızın ve kuşatılmışlığımızın kamuoyuna anlatma gayreti içinde geçirdik. Ne ile suçlandığımıza dair bir bilgimiz yok. Yaklaşık 200.000 kişi bir torbada “ terör örgütleri ile iltisaklı ya da irtibatlı “olabileceği iddiası ile karşı karşıya kaldık. İdare mahkemeleri ve anayasa mahkemeleri bizim davalarımızı tartışmıyor. Yurt dışı yasağımız yok ama çıkış yapamıyoruz pasaportlarımız iptal edildi. Bir komisyona “havale” edildik. Akademik hayattan kopmamak için “Dayanışma Akademileri” kurduk. Dersler, çalışma atölyeleri, paneller gibi etkinlikler düzenledik. Öğrencilerimiz ve bilim çevreleri ile ilişkilerimizi canlı tuttuk. Diğer illerdeki arkadaşlarımız ile dayanışma içinde olduk. KESK ve Meslek Odalarımız hep yanımızda oldu. Bize sahip çıktılar, güç verdiler. Çeşitli çevrelerden, sendika ve demokratik kitle örgütlerinden ödüller aldık, onurlandırıldık.

Bu süreçte sizlerle dayanışma etkinlikleri eylemleri düzenlendi ihtiyaç belirtenler için Dayanışma fonları kuruldu. Yapılanlar yeterlimi? Başka neler yapılabilirdi?

Meslektaşlarımız, KESK ve Eğitim Sen dayanışma fonları ile gereksinimi olan arkadaşlara büyük bir destek verdi. Çeşitli konser, tiyatro gösterimleri vb etkinlikler ile kaynaklar yaratıldı. Hak etmiş arkadaşlarımız emekli oldular. Kuşkusuz yeterli diyemeyiz. Ama çok önemli bir sınav ve dayanışma gerçekleştirildi. Emeği geçen arkadaşlara ve örgütlerimize çok teşekkür ederiz.

Bildiğimiz kadarıyla son bir yıldır çalışmıyorsunuz Daha doğrusu yaptığınız iş başvurularıda geri çevriliyor Yaşamınızı/geçiminizi nasıl sağlayabildiniz?

İş başvurularımıza olumlu yanıt alamadık. Ucuz işgücü ya da çok olumsuz koşullara da razı olmuyoruz.

Emeklilik, aile, dost destekleri ile bugünlere geldik. Çeşitli iş girişimleri bir çok nedenle sonuçlanamadı ya da başarısız oldu.

Barış imzacıları olarak biliyor kamuoyu sizleri. O gün hangi ihtiyaçtan imza atmıştınız? Barış ihtiyacı Halen devam ediyormu?

O günden bugüne ne değişti derseniz hukuk tanımamazlık, baskı, cadı avları artarak devam ediyor. Gazetecilere, hukukçulara, insan hakları savunucularına yani muhalif herkese saldırılar ile korku iklimi genişletiliyor. Toplumum kutuplaştırılması, iç ve dış düşmanların devletimize ihanet oyunları söylemleri, savaş çığırtkanlığı, talan, soygunlar ve doğanın tahribi gündemimizden hiç çıkmıyor. Yoksulluk, eşitsizlik, işsizlik ve güvencesizlik rakamları büyüyor. Her an savaş çıkarma, dahil olma ya da operasyonlarda yer almaya hevesli ve bunlardan çıkar sağlamaya çalışan bir iktidarımız var. O halde talebimiz hala günceldir. BARIŞ istemeye devam edeceğiz.

Son olarak söylemek istedikleriniz

Direnmek özgürlüğün peşinden koşmaksa koşumuz devam ediyor.

Röportaj: Dr.Metehan Akbulut

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here