Uzun soluklu ve işçi sınıfının, emekçilerin iktidarını hedefleyen, iktidarı kendisi için değil halk için isteyen, halk iktidarının bugünden kurulacağını bilen tüm devrimcilerin çok iyi bildiği bir şey vardır. Halkın karşısına devlet sadece ordusuyla, polisiyle, tankıyla, jopuyla, gazıyla çıkmaz. Aynı zamanda tıpkı bu araçlar gibi araçlaştırdığı ve görevi halkın yolunu kaybetmesini, iktidar hedefini kaybetmesini sağlamak olan bir sürü ihanet şebekelerini de oluşturur.

Pir Sultan’a karşı Hızır Paşa’yı sürerler sahaya, Mahir çıkar Yusuf Küpeli’yi, Münir Ramazan Aktolga’yı öne sürerler. ÖDP çıkar “Yetmez ama evet ” haykırışlarıyla AKP’nin gerici Cihatçı faşist politikalarına yamanan bir güruh hemen ortaya çıkar. Bunlar tesadüfen mi olur? Hıdır Paşa ne kadar tesadüfüyse bunlar da o kadar tesadüfüdür. İktidar isterler, güç isterler bunu halkla beraber yapamayacaklarını anladıklarında ise katillerin, işkencecilerin safına geçmekten kaçınmazlar. Ya cezaevlerinde halkın iktidarı konusunda yanlış düşündüklerini açıklar ve işkencecilerin safına geçerler, ya kendilerine yarı mafyatik bir yapı oluşturup, sol içinde bir yapı gibi görünüp solda sapmalar ve zaaflara kaynaklık ederler.

Buna son zamanlarda kendisini sol, devrimci, ilerici, yurtsever olarak tanımlayan sendikalar içinde ikbal arayan bir grubun da eklemlendğini görmekteyiz.

İşçi ve kamu çalışanları sendikaları genel hatlarıyla ikiye ayrılmaktadır. Sarı sendikalar ve Kızıl sendikalar. Sarı sendikalar işverenlerin anlaşan, işçinin sendika yöneticileri tarafından satıldığı, sömürünün devamından yana ve işçi sınıfının iktidarını değil sendika yöneticilerinin mevcut iktidarda bir köşe kapmasını amaçlayan sendikalardır. Türk İş genel sekreterin 12 Eylül açık faşist döneminde çalışma bakanı olarak atanması buna en güzel örnektir. İşçi haklarının hemen hemen tamamen yok olduğu faşist cunta döneminde alınan tüm kararların altında imzası olan kişi Türk İş Genel Sekreteri idi. Memur Sen’in eski genel başkanının AKP den milletvekili seçilmesindeki en büyük etkenin bir gece AKP nin önerdiği maaş zammı ve özlük hakların bile altında kalan oranlarda artışlara imza atarak Kamu Çalışanlarını kendisinin milletvekili olması uğruna yoksulluğa itmesiydi.

Bu hainlik ustası güruh devletin en gerici, en faşist unsurları tarafından satın alınabilirler. Yukarıda verdiğim örnekler çok uç olanları idi. Genellikle bir sendika başkanlığının verdiği güç hissi- ki psikolojik vakalar olarak ele alınmalıdırlar, bir sendika başkanlığının getirdiği para ile mali sorunları çözme aşkı, üç , beş bin liralık bir maaş, ya da Eski başbakanın, yeni Cumhurbaşkanının bir teşekkürü yeterlidir satın almak için bu halk düşmanları safına geçenleri. Daha da ucuzları ise Valilikte bir görüşme, bilmem ne bakanlığında bir davete bile satarlar kendilerini. Genellikle ” sendikalarda siyaset yapılmaz” diyerek siyasetin faşist iktidar yanlısını savunur halk yanlısını dışlarlar, ya da sendikada gruplar var diyerek grupların faşist iktidar tarafından oluşturulanlarını meşrulaştıran ve halkın örgütlenmesini dışlayan bir siyaset izlerler. En namusluları kendi cezasını kendi verir gider bir devlet partisinde ikbal arar.

Son zamanlarda adının başında ” Devrimci” sıfatı taşıyan bir sendikanın genel başkanı ile sıfat olarak değil isim olarak ” Devrimci” olanlar arasında yaşananlara ve Kamu emekçilerinin, sosyalistlerin, devrimcilerin kurduğu ve büyüttüğü, sınıfı, emeği, devrimi ve sosyalizmi unutanların ise minimize ettiği bir Kamu Emekçileri Sendikası’nda olanları bu açıdan yorumlamalıyız.

Aşağıda iki fotoğraf var. Birincisi paha biçilemez bir bilezik. Romalılardan kalma. Dünyada tek. Bunu sarı sendikacılara verelim. İşçinin, kamu emekçisinin, halkın yakasından düşsünler. İkincisi ise bizim olsun Halkın halayına omuz verelim, Devrim şarkılarımızı hep birlikte söyleyelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here