“Mekanın üretimi, kentin sadece maddi olanaklarının üretimi değil ,aynı zamanda kentsel yaşamın her alanı ile toplumsal ilişkilerin de üretimi ve yeniden üretimi olduğundan mekana yapılan her müdahale boyutunu aşarak toplumsal ilişkileri etkileyebilir.”                    Lefebvre                                            

        Rahmetli Süleyman Demirel sık sık “Büyük Türkiye!” derdi ama bunun ne demek olduğunu açıklamazdı. Şimdikiler de “Büyük devlet!” diyorlar ama bunun da ne olduğuna açıklama getirmiyorlar. Onlar açıklama getirmeseler bile mürekkep yalamış, soran/sorgulayan insanlar “Büyük devlet”in ne olduğunu tanımlıyorlar. Bizim de aklımıza yatıyor. “Büyük devlet” ‘yurttaşına adil davranan, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti veren, yolunu-köprüsünü, hastanesini kendisi yapan, üretim alanlarına yatırım yapan, üreticiyi yönetime de doğrudan ortak eden, işsiz sayısı en az olan, okullarında bilimsel eğitim verilen, yurttaşına güvenen devlettir’ diyorlar. Hatta bu özellikleri saymakla bitiremiyorlar.

        Alanya’da belediyede çalışan bir öğrencimin Antalya’daki bir icra dairesindeki işi ile ilgili ona bilgi iletmem gerekti. Yeni adliye binasına, birkaç yıldır bu ikinci veya üçüncü gidişimdi. Her gidişimde arttırılmış güvenlik önlemleriyle karşılaştım. Çanta, cep telefonu, metal eşyaların XR cihazından geçmesini kanıksamıştık ama insanların kemerlerinin bile çıkarttırılması çok uç noktada bir uygulamaydı.

        “Danışma”daki görevli, ilgili icra dairesinin eski adliye binasına taşındığını söyledi. Kuzeyine birkaç yıl önce Bölge Adliye Binasının yapıldığı yeni adliyeden ayrılıp eskisine gittim.  Donanımlı ve görkemli bu üç bina bende başka duygular uyandırdı:

        Devlet, büyüklüğünü yüksek binalar yaparak göstermeye çalışıyordu.  Yıllar önce en uzak köydeki insanın bile davasının görülmesine yeten, diğer kurumlarla birlikte aynı çatı altında olan Cumhuriyet Meydanı’nın karşısındaki adliye binası artık yetmiyordu. 1990’lı yıllarda yeni yerleşim yeri olan Meltem Mahallesi’ne bir bina yapıldı, yetmedi bir daha, bir daha derken Antalya’nın üç tane Adliye Binası oldu. Bununla birlikte güvenlik önlemleri de arttırıldı. Her güvenlik önlemi aşıldıkça yeni bir önlem kondu. Bundan yirmi yıl önce elinizi-kolunuzu sallaya sallaya girdiğiniz bu yapılara artık kemerlerinize dek arandıktan sonra ancak girebiliyorsunuz. Özellikle güvenlik görevlileri duygudan yoksun, gülümsemeyi yaşamından kaldırmış birer makine olmuş. Buralara işini yapmaya gelenler de suçlu veya her an suç işlemeye hazır birer suç makinesi gibi görülmeye başlanmış. Yani adım adım kötü gelişen yaşam koşullarına bizler de öyle ilgisiz ve kayıtsız kaldık ki her birimiz çevremize aşılmaz duvarlar ördük.

        Ve yıllar önce farkına vardığım bir şeyi o gün daha net gördüm: DEVLET BÜYÜDÜKÇE İNSAN KÜÇÜLÜYOR!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here