Bir ülkenin insani ve sosyal düzeyi herhalde yaşlılarına, kadınlarına ve çocuklarına verdiği değerden belli olur. Değer de o insanların yaşam düzeyiyle ve geleceğe dönük güvence altında olmasıyla anlaşılır. Bu da ancak çocukluktan beri verilmesi gereken eğitimin bilimsel nitelikte olmasıyla sağlanabilir. Bilimsel sözcüğünden yalnızca matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi alanlar anlaşılmamalı. Felsefe, tarih, coğrafya, sosyoloji, psikoloji gibi alanlar da bilimin kapsamı içindedir. Eğitim, oyun hamuruna istediğiniz şekli vermeniz gibi çocuğa istediğiniz şekli vermeniz değildir. Korkutmak hiç değildir. Eğitim öncelikle çocuğun kendisini tanımasını, yeteneklerini fark etmesini, kendine yeterli duruma gelmesini sağlamalıdır.

Güzel ülkemizde gün geçmiyor ki kadınlara veya çocuklara ilişkin kötü bir haber olmasın. Bunun en son örneği de Birgün Gazetesinde Fatih Yaşlı’nın köşesinde yer aldı. Nar Yayınevi’nin ilkokul 2 ve 3. Sınıflar için bastığı “Kahkaha Gülleri” adlı kitabındaki bir okuma parçası. Yazarının adı İhsan Büyükçolak.

Gazetede yer aldığı kadarını ben de size yazayım:

“…Babası oğlunu öldürmüş. Başını odunların arasına koyup eve getirmiş, hanımına göstermiş. Hanımı hiç bir şey dememiş. Ertesi sabah çocuğun başını kazana atmış, altına ateş yakmış. Öğle olduğunda kız sokaktan gelip, üvey anasına:

-Yemeğimi hazırla, yiyip okula gideceğim, demiş.

-Kazan mutfakta, tabağını alıp git. Yemeğini kendin koyup alabilirsin, demiş üvey ana.

-Kız kazanın başına varmış, birinci kazanın kapağını kaldırır kaldırmaz korkup kaçmış. Gözü ağabeysinin saçlarına takılınca, onu tanımış.
O hemen kapağı kapatıp, ağlaya ağlaya okula doğru yol almış. Okula varır varmaz, bütün olan biteni hocasına anlatıvermiş.

-Dünyada üvey analar böyle işleri çok yaparlar, demiş hocası. Bırak üzülme. Bu ateşin dumanı onun gözlerini kör edecek. Fakat sen çok dikkatli davranmalısın. Şimdi beni iyi dinle: Ağabeyinin etine asla ağzın değmesin. Kemiklerinin hepsini toplayıp bir gül ağacının dibine göm. Ona su döküp kırk gece boyunca başında oturarak ebedilik duasını oku. Diğerleriyle işin olmasın. Gerisini merak etme sen.

Kız, hocasının sözlerine kulak verip, ağabeyinin kemiklerini toplamış ve bir gül ağacının dibine gömmüş…”

İşte yıllardır eğilip bozulan, şekilden şekle sokulan, karalama tahtasına döndürülen eğitimin geldiği noktayı gösteren çarpıcı örneklerden biri. Kitaplar çocuğu yaralayan, ruh sağlığını bozan, psikolojisine uymayan okuma parçaları ile dolu. Sıradan eğitim görmüş biri bile bunun çocuğa vereceği zararı bilir. Bu denli cehalet tahsil ile mümkündür örneğinde olduğu gibi bu kadar akıllara durgunluk veren zarar da ancak para verip kitap yazdırılarak mümkün olur.

Çocuklar bir ülkenin geleceğidir, geleceği bu insanlardan kurtarmak gerek.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here