Antalya Kadın Platformu “Çocuk istismarına” karşı bir basın toplantısı düzenledi. Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği binasında düzenlenen basın toplantısına Kadın Platformu’nu oluşturan örgütlerin temsilcileri katıldı.

Basına ve Kamuoyuna
Yine iki çocuğumuzun kaçırılması, istismara uğraması, öldürülmesi haberiyle içimiz acıdı, kahrolduk, öfkelendik. Leyla ve Eylül ikisi de çocuk, ikisi de tüm çocuklar gibi korunması ve hakları gözetilmesi gereken çocuklarımız.

Artık yeter! Hiçbir çocuk hiçbir şekilde istismara uğramasın. Çocuklarımız güvenli bir ülkede güvenli bir gelecek teminatıyla yaşasın.

Çocuğa yönelik cinsel istismar başta olmak üzere çocuğa yönelik her türlü istismar ne yazık ki ülke gündemine yeniden geldi. Yine ne yazık ki çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz, çocuğa yönelik istismar nedenleri nelerdir ve nasıl önlenmeli, devletin sorumlulukları nelerdir yerine bilinçli bir şekilde kamuoyunda idam ve hadım tartışmaları yeniden başlatıldı.

Çocuğa yönelik cinsel şiddet, çocuğun üzerinde kurulan iktidar ve gücün kötüye kullanımı ve tahakkümün bir sonucudur. Erkek egemen sistemin ortaya çıkardığı ve meşrulaştırdığı bir şiddet türüdür. Bu nedenle çocuğa yönelik şiddet konusu sadece failin cezalandırılması ile çözülemez. Anayasaya ve Türkiye’nin de imzaladığı çocuk hakları uyarınca devletin öncelikli görevi; çocukların istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak, koruyucu ve önleyici hizmetleri kurumsallaştırmaktır. AKP hükümetinin çocuk istismarını önleme, sebeplerini araştırma konusundaki politikalarının ise çocukların çıkarına olmadığı çok açık.

Çok hassasız diyen hükümetin cinsel istismar karnesi kırık dolu

AKP sözcüsü Mahir Ünal ‘ Cinsel istismar yasaları ile ilgili düzenlemeler birinci önceliğimiz. Bu konudaki hassasiyetimiz biliniyor’ dese de AKP’nin bugüne kadar çocuğa, hayvana, kadına şiddet ve cinsel saldırı ile ilgili tüm araştırma önergelerini reddettiğini biliyoruz. Ensar vakfında 45 erkek öğrenciye tecavüz edildiğinde Bakan Sema Ramazanoğlu’nun ‘bir kereden bir şey olmaz dediğini’, AKP’ lilerin oylarıyla Ramazanoğlu hakkındaki gensorunun reddedildiğini, yine AKP’lilerin oylarıyla cinsel saldırı ve şiddetin araştırılması ve çocuk istismarının önlenmesi için hazırlanan önergelerin reddedildiğini, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın çocuğa tecavüzü ‘küçüğün rızası diye savunduğunu, tecavüzcüleri aklamaya çalışan çocukları tecavüzcüleriyle evlenmeye mahkum etmeye çalışan yasa tasarısının toplumsal tepki sonucu geri çekildiğini unutmadık.

Çocuk istismarını ceza atışı değil önleyici, koruyucu politikalar engeller

9 Nisan 2018 tarihinde TBMM’ye sunulan çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin değişiklikleri öngören kanun tasarısı ise yine çocuk haklarını görmezden gelerek tepkileri bastırmak için özensizce hazırlandığı ortadadır. Faillere yönelik cezaları artırmayı esas alan tasarı, çocuk istismarının toplumsal ve psikolojik nedenlerini araştırmaktan uzak, çocuk hakları odaklı değildir. Cezaların artırılması çözüm değil, aksine cezasızlık riskini artırır. Aşırı derecede artırılmış cezalar saldırganları kışkırtır ve ‘tecavüz edip suç delilini ortadan kaldırmak’ amaçlı cinayetlere neden olur. Aile içi istismar vakalarında suçu bildirmek yerine alternatif çözümler aramaya neden olur. Sadece ceza artışı çocukların erken yaşta evlendirilmesine ve istismarı bildirim yükümlülüğünün ihlaline sebep olur.

Bugüne kadar yapılan yasal düzenlemeler ve verilen yargı kararları, ceza artırımının çözüm olmadığını göstermiştir. Ceza artırımının çözüm olmadığı ortadayken idam tartışmaları toplumsal linç kültürünü beslemekten, çocuk istismarının nedenlerini ortadan kaldıracak tartışmaları gündemden uzak tutmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Tam tersi olarak dünyada idam cezalarının olduğu ülkelerde kadına ve çocuğa yönelik işlenen suç oranlarında büyük bir artış söz konusudur.

Cinsel istismar bir hastalık değil suçtur. Kimyasal hadım gibi tıbbi yöntemlerle cinsel isteğin bastırılması sorunu cinsel şehvete indirgeyerek, ataerkil cinsiyetçi güç kullanımını, suçun toplumsal boyutlarını görmezden gelmeye neden olur.

Bu nedenle iktidarın hazırladığı tasarının istismara çözüm olmadığını hatırlatıyor, çocuk haklarını merkeze alan, koruyucu ve önleyici tedbirleri içeren, çocuğun bütünlüklü olarak güçlendirileceği bir çocuk politikası oluşturulması, bilimsel verilere ve yaşanan tecrübelere dayalı hak temelli bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini ısrarla tekrar ediyoruz.

Çocukla teması olan tüm kesimlere dönük farkındalık çalışmaları yürütülmelidir. Ceza artırımıyla değil çocuk hakları temelinde, önleme ve koruma odaklı çocuk koruma sistemi kurulmalıdır.

Cinsiyet eşitliği, üreme ve cinsel sağlık dersleri müfredatta yer almalıdır.

Çocuk izleme merkezleri, adli görüşme odaları ve çocuk koruma merkezlerinin sayısı artırılmalıdır.

Çocuk istismarcılarını aklatmayacağız, çocuklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz. Çocuklarımız için yaşanabilir bir ülkeyi hep birlikte kuracağız.

ANTALYA KADIN PLATFORMU

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here