Antalya Öğrenci Veli Derneği’nin (Veli-Der) düzenlediği dayanışma kahvaltısına çok sayıda katılım oldu.

Kahvaltı’da bir konuşma yapan Öğrenci Veli Derneği Antalya Şube Başkanı Füsun Sarsılmaz Veli-Der’in Antalya ve Türkiye genelinde yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi verdi.

4+4+4 eğitim yasasıyla okullarımızın imam hatiplestirilmesini, devlet okullarına ayrılması gereken bütçenin özel okullara ve cemaatlere aktarıldığını, bu değişimler karşısında sessiz kalmayıp Veli-Der’de örgütlenerek dayanışma ve mücadelenin büyütülmesi gerektiğini vurguladı.

Merkezi olarak başlattıkları “Cihadın Değil Bilimin Müfredatını Savunuyoruz” kampanyasına destek isteyen Sarsılmaz, “Çocukların “düşlerindeki özgür dünya” gerçekleşinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz!…” dedi.

CİHATIN DEĞİL BİLİMİN MÜFREDATINI İSTİYORUZ!

Eğitim, bir ülkenin geleceğidir. Uygulanacak eğitim sistemleri, ülkelerin geleceğinin nasıl şekilleneceği hakkında önemli ipuçları taşır. Müfredat programları, toplumun bütün kesimlerinin ve tüm bireylerin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayan; bir arada ve güven içinde yaşamanın dayanaklarını sunan “birleştirici” zeminler olarak tasarlanır. Toplumsal barış ve “eşit yurttaşlık” duygusu, toplumun tüm bireylerinin düşünce, yaşam biçimi, inanç ve ‘değerlerine’ eşit mesafede geliştirilen müfredat programlarıyla mümkündür: Bunu sağlamanın yegâne yolu da, LAİKLİK veBİLİMSELLİK ilkeleridir!

AKP iktidarı, 2017 yılı başında gündeme getirip, yaz aylarında “son şeklini” vererek uygulamaya koyduğu “yeni” müfredat programıyla, işte bu laik ve bilimsel çerçeveyi tamamen yok etmiştir! Bu müfredat, hazırlanış biçimi çerçevesi ve içeriği itibarıyla tamamen anti demokratiktir; katılım ve kapsayıcılıktan uzaktır; “şeffaflık ve bilimsel ilkeler” gözetilmeden; deyim yerindeyse “yangından mal kaçırırcasına” tüm topluma dayatılmıştır! Milli Eğitim Bakanı’nın “yüz bine yakın öğretmenle saha çalışması yapıldı; bunun dışında, yüz seksen beş bin kurumsal ve bireysel öneri sunuldu; bu anlamda cumhuriyet tarihinin en demokratik müfredatını hazırladık…” sözleri, tam bir aldatmacadır!

– Müfredatla ilgili görüş ve öneri sunan kişi ve kurumlar, hangi konuları gündeme getirmiştir? Bu görüş ve önerilerin ne kadarı dikkate alınmıştır? Dikkate alınmayan görüş ve önerilerin reddedilme gerekçeleri nelerdir?

– Önceki “müfredat programları” hangi gerekçelerle kaldırıldı? Müfredat değişikliğinin “gerekçeleri” nelerdir?

– “Yeni” müfredatın hazırlanmasında hangi uzmanlar görev aldı? Müfredatı hazırlayan ve nihai şeklini veren “heyet” kimlerden oluşmuştur?

– Tüm müfredata yayılan “değerler eğitiminde” öne çıkarılan “değerlere” kim(ler) karar vermiştir? “Bilim” , “İnsan Hakları”, “Evrensel Barış”, vb birer DEĞER değil midir?

– Biyoloji dersinden EVRİM konusunun çıkarılıp, 7. Sınıf Temel Dini Bilgiler dersine “cihad” konusunun girmesi; “fıkıh” dersine şeriat uygulamaları olan “muamelat ve ukubat” konusunun girmesi, eğitimde çağdaş, bilimsel, laik uygulamaların son bulması değil midir?

– Bütün ders müfredatlarında atıfta bulunulan Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) eğitimin “piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda” bir işleve büründürülmesi anlamına gelmiyor mu?

Kuşkusuz, yukarıdaki sorulara daha onlarcası eklenebilir! Kaldı ki, eğitimdeki tek sorun “müfredat” da değildir:

AKP on beş yıldır sürdürdüğü “devr-i iktidarında”, en büyük yıkımı eğitim alanında yarattı! Sürekli değiştirdikleri sınav ve “yerleştirme” sistemleri; neredeyse her bakanla birlikte “yeni” diye ilan ettikleri müfredat programları ile eğitimi tam anlamıyla bir “yap-boz tahtasına” çevirdiler. 2012 yılında, gene tam bir dayatmayla geçilen 4+4+4 sistemiyle, eğitimdeki gericileşme ve piyasalaşma hız kazanarak, çocuk işçiliği ve “çocuk gelin” sayıları, utanç verici bir niceliğe ulaştı. Gene bu “sistem” nedeniyle iki milyondan fazla çocuğumuz örgün eğitim dışına itildi.

Artık yeter!

Bu ülkenin çocukları, çocuklarımız, iktidarın oyuncağı değildir! “Sosyal ve kültürel alanda da iktidar olabilmek” adına giriştiğiniz “toplum mühendisliği” ile çocuklarımız üzerinde oyun oynamanıza izin vermeyeceğiz! Anayasa ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, “eğitimin, laik, bilimsel, çağdaş, demokratik bir ‘kamusal hak’” olduğunu açıkça belirtmektedir. Eğitimi dinci/gerici bir içeriğe büründürerek, laiklik ilkesini ihlal yoluyla “anayasa suçu” işleyen iktidar, bütün hukuk kurallarını yok sayan “ben yaptım oldu!” tutumuyla tüm halka meydan okumaktadır! O halde biz de buradan haykırıyoruz:

Laik ve Bilimsel Eğitim mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz!

Bu ülkenin bütün çocuklarının laik, bilimsel, parasız, ulaşılabilir NİTELİKLİ ve KAMUCU eğitim hakkı için bıkmadan, usanmadan; her türlü meşru direnme ve mücadele yollarını sonuna kadar kullanacağız!

• Tüm topluma dayattığınız “yeni” müfredat derhal geri çekilerek, gerçekten demokratik, şeffaf, katılımcı; tüm tarafların açık bir tartışma yürüterek, ülkemizin ve çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu laik, bilimsel bir müfredatı birlikte hazırlayacakları bir süreç başlatılmalıdır!

• Her türlü “teşvik” uygulamasına son verilerek, tüm kamu kaynakları olması gereken yere, kamusal eğitime (devlet okullarına!) aktarılmalıdır.

• Dinci-gerici “imam hatipleştirme” politikalarına son verilerek, zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır!

• “Eğitim Şurası” aldatmacaları ile oynanan “orta oyunu” son bulmalı, eğitimin tüm sorunları, gerçekten şeffaf, demokratik mekanizmalarla çalışacak bir DEMOKRATİK EĞİTİM KURULTAYI’nda tartışılmalı; buradan çıkacak “yol haritası” tüm toplumun onayına sunulmalıdır.
• Eğitimcilerin, öğretmenlerin ekonomik ve özlük hakları, çağdaş ve evrensel ölçütlere göre düzenlenmelidir. “Performans ölçme” adı altında, öğretmenlik mesleğini “rekabetçi/piyasacı” mekanizmalara hapsetme uygulamaları son bulmalıdır.

• “Proje Okulları” uygulaması, anayasaya aykırıdır- bu uygulamaya derhal ve gecikmeksizin son verilmelidir!

• “Seçmeli Ders Genelgesi” çocuklarımıza, sadece din derslerinin “seçtirildiği” bir “zorunlu seçmeli” dayatmaya dönüşmüştür. Bu genelge geri çekilmelidir!

Bu taleplerimizle, Veli-Der olarak, sokaklarda, meydanlarda, okullarda olacağımızı ilan ediyoruz! Çocuklarımız için; sadece “kendi çocuklarımız” değil, BU ÜLKENİN BÜTÜN ÇOCUKLARI için mücadele ediyoruz;

Çocukların “düşlerindeki özgür dünya” gerçekleşinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz!…
VELİ DER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here