Devrimci Turizm İşçileri, Tek adamın faaliyet raporunu ibra etmeyeceklerini açıkladı. “Merkez Genel Kurulu Hukuksuzdur!” diyen Devrimci Turizm İşçileri, “Bu faaliyet raporu turizm işçilerinin 3 yıllık faaliyetlerini içermemektedir. Bu rapor ‘koltuk sevdalısı tek adamın’ kendini aklama çabasıdır. “ denildi.

Bitti Bitti Bitmedi! *

Tek adamın faaliyet raporunu ibra etmiyoruz, Merkez Genel Kurulu Hukuksuzdur!

Sendikamız Devrimci Turizm İşçileri Sendikası, 24 Aralık’ta Merkez Genel Kurulu’na gidiyor. Merkez Genel Kurulu’na ‘tek adamın’ yönetim kurulu tarafından sunulacak olan faaliyet raporu sendikanın internet sitesinde yayınlandı. Bu faaliyet raporu turizm işçilerinin 3 yıllık faaliyetlerini içermemektedir. Bu rapor ‘koltuk sevdalısı tek adamın’ kendini aklama çabasıdır.

En başta şunu diyelim yapılacak olan bu Merkez Genel Kurulu anti-demokratik yöntemlerle örgütlenmiştir ve meşru değildir. Turizm işçilerinin gözünde bu genel kurul meşru olmamakla birlikte mevcut yasalara ve tüzüğe de uygun değildir bu yüzden yapılacak olan bu genel kurul hukuksuzdur. Sendika kongre süreçlerine girdiğinde sendikanın Ankara temsilcisi ve örgütlenme uzmanı görevden alınmış, sendikanın üç genel merkez yöneticisi görevlerinden el çektirilmiştir. İstanbul Şube Yönetimi görevden alınmış ve kongre süreçleri tamamen kendi denetiminde olması için tasfiyeci uygulamalar devreye sokulmuştur. Kongre süreçleri resmi olarak başladığında yapılan tüm bu tasfiyelerin amacının ne olduğu net bir şekilde görülmüştür. Amaç, ‘koltukları kaybetmemek’ için yapılan ‘ayak oyunlarına’ engel çıkmamasıydı. Marmara Şube Genel Kurulu’nda 137 üyeli ve sendikanın en büyük işyeri olan Kasdaş’a 16 delege düşerken 39 üyeli başka bir işyerine 18 delege düşmesi bu irade hırsızlığının en bariz örneğidir. İki şubesi bulunan ve toplam üyesi 200’ü bulamayan Antalya’da tüzüğe göre 500 üyeden fazla şubelerin yaptığı delege seçimleri yapılmıştır. Bu şekilde ‘ayak oyunlarıyla’ örgütlenen şube genel kurullarından merkez genel kurul delegeleri seçilmiştir. Bu söylediklerimizin iddia değil gerçek olduğu mahkemeler tarafından tescil edilmeye başlanmıştır. 15 Aralık’ta tüm bu anti-demokratik sürecin başlangıcı diyebileceğimiz üç genel merkez yöneticisinin görevlerinden el çektirilmesi Antalya 5.İş Mahkemesi tarafından HUKUKA AYKIRI gerekçesiyle iptal edilmiştir.

Faaliyet raporunun da tüm bu gerçeklerin üstünü örtmek için yazıldığı apaçık ortadadır. Ayrıca faaliyet raporunun kendisi turizm işçilerinin tek adamcı bir zihniyetin varlığına dair eleştirilerini tek başına bile kanıtlar niteliktedir. Rapor Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu imzasıyla yayınlanmış ancak özellikle ilk paragraflarında birinci tekil şahıslı bir dille(ben) yazılmıştır. “Buradan, işçi arkadaşlarımı uyarıyorum”, “mücadele Arkadaşlarım” gibi cümleler faaliyet raporunun kendisinde bulunmaktadır. Bu rapor, basit Türkçe yoksunu bir ‘kalemden’ çıkmamıştır buradaki ifadelerden bile net bir şekilde anlaşılacağı üzere kendisini genel yönetim kurulu yerine koyan bir kişinin zihniyetinin yansıması olarak ortaya çıkmıştır.

Yine raporda ‘tek adam’ tarafından kendine yine ‘uhrevi bir misyon’ tanımlanıyor ve sendikanın maddi manevi imkanlarına çökmek isteyen ‘kötülere’ karşı mücadele ettiği iddia ediliyor. En azından DİSK kamuoyu ve toplumsal muhalefet bu zihniyeti şu anda ülkedeki mevcut yönetim anlayışından net iyi tanımaktadır. “Dış mihraklar”, “Dış mihrakların etkisindeki hainler” ve bunlara karşı yapılan tüm mücadelelerin doğru olduğu her gün medyadan vaaz edilirken; tarihi, ilkeleri ve değerleri belli olan DİSK gibi bir konfederasyona bağlı sendikanın maalesef başkanı olan bu şahıs aynı dille aynı bakışla karşımıza çıkmaktadır.

Ayrıca raporda yazan “birileri tehlike olarak gördükleri bu yapıları budamanın derdinde, bir başkaları da, emekleri dahi olmadan, sendikanın imkanlarına ve oluşacak maddi manevi gücüne, çökmenin derdinde” ifadelerine bakarsak ortada emek koymadan sendika imkanlarına çökme girişimi olduğu iddia ediliyor. Yine aynı raporda geçtiğimiz üç yılda örgütlenen işyerleri yazılıyor. Bu işyerlerine baktığımızda İstanbul, Ankara ve İzmir’de örgütlü işyerleri olduğu görülüyor. Peki genel başkanın yaşadığı Antalya’da herhangi bir örgütlü işyeri bile yokken görevden alınan ve yönetimlerden çektirilen Ankara ve İstanbul’daki işyerlerini örgütleyen kadrolar mı emek vermemiştir yoksa genel başkanlık koltuğuna yapışan tek adam mı? Sendikanın 2015 Ocak ayındaki üye sayısı 300’lerde iken 2017 Temmuz’unda 1700’lere gelmesini sağlayan işyerlerini kimin örgütlediği ortadayken tek adamın iddiasının asılsızlığı apaçık ortada durmaktadır. Yine aynı raporda Antalya ile ilgili ‘facebook paylaşımlarının’ neredeyse hepsinde söylediği gibi turizm şehri, bu kadar turizm işçisi var demenin ötesine gidemeyen ifadelerden sonra işyeri örgütlülüğünü geçelim herhangi bir mücadele deneyiminden bile bahsedilmemesi ‘emek verenin veya vermeyenin’ kim olduğunu net bir şekilde bize göstermektedir.

Raporda pek çok işyeri ve mevcut durumları yazmaktadır. Özellikle kamu kurumlarındaki yemekhanelerin bazılarında mevcut yasal düzenlemelerden kaynaklı yetki alınmadığı ve bu yüzden TİS sürecine girilemediği yazılmaktadır. Ancak yazılmayan bazı şeyler vardır onları da yazmak sendikanın gerçek özneleri olan turizm işçilerine düşmektedir. Görevden alınan Ankara temsilcisinin örgütlediği Ankara’daki İbni Sina ve Cebeci hastane yemekhane çalışanlarının sendikamıza örgütlenme çalışmaları sırasında sendika genel sekreterinin ‘buralarda toplu sözleşme yapamıyoruz, buralarda niye örgütlenme yapıyoruz’ demesi raporda yazmamaktadır. Mevcut düzenlemede personel çalışmasına dayalı ihale olmadığı için bakanlık tarafından yetki verilmeyen işyerleri için gerekli itiraz süresince itiraz etmeyip işçiler lehine hukuki mücadele başlatmayan genel başkan ve genel sekreter bu işyerleri ile ilgili eksik bilgiler vermektedir. Ayrıca raporda 92 üyesiyle yetki alma aşamasına yaklaştı denilen Cerrahpaşa, Çapa ve Haseki yemekhanesinde daha önce personel çalışmasına dayalı hizmet alımı olmamasından kaynaklı yapılan yetki başvurusu reddedilmişti. Aynı yerde çalışanlara bundan üç ay önce iki aya kadar size TİS yapacağız denilerek işçilere yalan söyleyenler bugün o işyerini faaliyet raporunu yazmaktadır. Sendikanın örgütlenme daire başkanı Ali Karabudak’ın işçilere yalan söylemeyin diyerek işçilere verdiği gerçek bilgilerden sonra işçilerin önüne liste koyup sendikamızın üye sayısı 120’dir yetki sayısını geçtik diyen ‘tek adamın şube başkanı’ faaliyet raporunda yazmamaktadır.

Başlarken de söylediğimiz üzere bu faaliyet raporları turizm işçilerinin faaliyetlerini ve çalışmalarını yazmamaktadır. Mustafa Yahyaoğlu; kadına şiddet uygulamış, anti-demokratik yöntemlere başvurmuş, oy hırsızlığı ile sendikanın koltuğuna yapışmak için ayak oyunları yapmış bir şahıstır. Bu faaliyet raporu da bu durumu değiştirmemekte ve hatta özünde bu olguların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha göstermektedir. Turizm işçileri verdikleri mücadeleyle sendikal hareketin içerisinde bulunan bu çürümüş zihniyetle hesaplaşmıştır. Muktedirlerin diliyle konuşup kendini aklamaya çalışanlar kendilerini aklayamayacak, son sözü yine işçi sınıfı söyleyecektir.

Üreten Biziz, Yöneten De Biz Olacağız!

DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ

*Vedat Türkali’nin kitabıdır. -Biz Bitti Demeden Bitmez

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here