BİR KEZ DAHA YA DA YİNE
‘TÜRK – İSLAM SENTEZİ’

Nusret Gürgöz

                                                                                         Türkçenin yası

                                                                                          Gök rengi bayrak
                                                                                          Yarıya indi
                                                                                          Türkçenin büyük oğullarından
                                                                                          Semih Tezcan hocam
                                                                                          Uçmağa* gitti

                                                                                          Semih hocam dilerim
                                                                                          Bilimden emekten yana
                                                                                          Ömrünce taşıdığın

                                                                                          Onur
                                                                                         Türkçe gönüllülerine
                                                                                         Hep örnek olur

                                                                                                                 Yaşar Miraç

Uçmak: Cennet ( Eski Türkçe)

Önce, ‘ Türkçe, kıymetli bir oğlunu kaybetti’ başlıklı, Sevgili Yaşar Miraç’ın şiiriyle bezenmiş gazete haberi, 18 Eylül 2017 tarihli Cumhuriyet’ten: ‘ Türkolojinin önemli isimlerinden Prof. Dr. Semih Tezcan, dün son yolculuğuna uğurlandı.

Almanya’dan Türkiye’ye dönerken uçakta geçirdiği kalp krizi sonrasında Kurtköy Ersoy Hastanesi’ne kaldırılan ve 15 Eylül günü yaşama veda eden Prof. Dr. Tezcan için dün Maltepe Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Törenin ardından Tezcan, Karşıyaka Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı. Prof.Dr.Semih Tezcan, Avusturyalı ünlü Türkolog ve TÜBA Şeref Üyesi Prof. Dr.Andreas Tietze’nin 65 yıllık çalışmasının ürünü olan; TÜBA tarafından yayına hazırlanarak ilk dört cildi basılan ‘’Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati Projesi’’ni yürütüyordu.

3 Aralık 1942, Mersin doğumlu olan Semih Tezcan, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Türk Dili Bölümü’nü 1964 yılında bitirdi ve aynı yıl Sociates Uralo- Altacia’nın tahsis ettiği bursla doktora öğrenimi için Almanya’ya gitti. Hamburg Üniversitesi’nde Prof. Annemarie von Gabain’in yanında eski Uygurca, Göttigen Üniversitesi’nde Prof.Gerhard Doerfer’in yanında Altayistik ve Genel Türkoloji okudu. 1970’in başında doktor unvanını aldı. Göttigen Üniversitesi’nde doktora öğrenimi görmekteyken hocası Prof. Doerfer, 1968 yılında, İran’da konuşulan arkaik Türk Dili Halaçça’yı yeniden keşfetmişti, bu dilin Türkoloji için büyük önemini ortaya koydu. O tarihten başlayarak 30 yıl boyunca diğer görevlerinin yanı sıra bu arkaik dilin araştırılmasına Prof. Doerfer ile birlikte emek verdi; birçok yayına imza attı. Doktoradan sonra Türkiye’ye dönüp, 1974’ten 1984’e kadar Ankara Üniversitesi’nde çalıştı. 1984 yılında Fedaral Almanya’nın Bamberg Üniversitesi’nde yeni kurulan Türkoloji kürsüsüne davet edildi.Orada 1984 – 2008 arasında görev yaptı. 2008 – 2015 arasında da Bilkent Üniversitesi, Edebiyet Fakültesi, Türk Edebiyetı Bölümü’nde ders verdi. Unesco Türkiye Milli Komitesi’nin Dünya Belleği İhtisas Komisyonu üyesi de olan Prof. Tezcan; İslamiyet Öncesi Türk Dilleri ve Edebiyatları, Karahanlı ve Harezm Türkçeleri ve Edebiyatları, Eski Anadolu ve Rumeli Türkçesi, İran Türk Dilleri, Leksikoloji, Türk Dilleriyle Moğol Dilleri arasındaki ilişkiler, Dede Korkut Oğuznameleri, Oğuz Han Destanları, Evliya Çelebi Seyahatnamesi alanında da çalıştı.’

Uzun bir alıntı oldu, biliyorum. Olsun. Sevgili Semih Hocam için az yazmışlar bile. Gözlerindeki sevgiyi, yüreğindeki coşkuyu, insan sıcaklığını sevecenliğini…atlamışlar.

Bir de özgeçmişindeki önemli bir durağı atlamışlar. Onu da ben ekleyeyim. Prof. Dr. Semih Tezcan 1983’te YÖK tarafından Diyarbakır’a sürgün edildi. 1983- 1984 eğitim / öğretim yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde çalıştı.

İşte burada Prof. Dr. Semih Tezcan, yarı Türkçe yarı Kürtçe düşünen ve konuşan biz öğrencilere Türkçeyi öğretti. Köktürkçeyi öğretti. Dile, bilimsel disiplinle nasıl yaklaşılacağının yöntemlerini öğretti. Ankara’dan sonra, kuşkusuz onun için kötü öğrencilerdik, biliyorum. Ancak hiç başımıza kakmadı, hiç küçümsemedi, yol gösterdi, iz gösterdi… Kaynaklara ulaşmanın yollarını öğretti. Başka dillerden sevgiyle söz etti. Her dil onurludur, ana sütü gibidir, dedi. Böyle demedi belki de ben öyle anladım işte, o erdemli var oluşundan.

Bir gün sabah okula giderken otobüste karşılaştık. Elinde bir simit kahvaltı yapıyordu. Konuştuk, nerede kaldığını, nasıl yaşadığını… sordum. O alçak gönüllüğüyle, güzelce anlattı: Üniversitenin misafirhanesinde kalıyordu, evini taşımamıştı, ‘idare ediyordu’.

12 Eylül’ün tüm vahşeti Diyarbakır’ın sokaklarında hüküm sürüyordu, hiçbir yere gitmiyordu, sürekli okuyor ve çalışıyordu…

Bu sürgündür işte, sevgili hocamı Türkiye üniversitelerinden koparıp Almanya’ya sürükleyen…

YÖK’ün 12 Eylül’ün ürünü olduğunu, 12 Eylül’ün resmi ideolojisinin Türk – İslam Sentezi olduğunu ve akıl hocalarının Aydınlar Ocağı olduğunu, üniversitelerin çanına ot tıkadığını… bugün artık herkes biliyor.

Bakmayın siz öyle şatafatlı Türk İslam Sentezi ‘terkibine’!

Bunlar bilime, sanata, uygarlığa…düşman oldukları gibi Türk Diline, Mitolojisine, Edebiyatına.. da düşmandırlar.

Onun için Semih hocamı canından bezdirmişlerdir.

‘Sana düşman, bana düşman, düşünen herkese düşman’dırlar.

Ardılları bugünün barbarları, üniversiteden barış için imza atan akademisyenlerin düşmanı oldukları gibi, hem dünün hem bugünün barbarları barışa da emeğe de, bilime de…düşmandırlar.

Sevgili hocamın ‘ezgi’ sözcüğünü, Türkiye Türkçesine kazandırdığı her nasılsa kalmış belleğimde.

Sevgili hocam, kısa bir zaman süresinde olsa da bir ‘ezgi’ gibi geçti, biz Diyarbakır’da öğrenim gören yarı Türkçe yarı Kürtçe düşünen / konuşan yoksul çocukların ömründen. ( Ha! Bir de Rize’den gelen bir Laz Vedat’ımız vardı. Onu da atlamayayım. Hatırı kalır.)

Sevgili hocam!
Verdiğiniz emekler için…

Söz burada boğazıma düğümlendi…
Ve yazı burada bitti.

Ekim – 2017
Antalya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here