“Siz bir kadına nasıl böyle davranırsınız” sorumuza Mustafa Yahyaoğlu’nun “benim için kadın erkek fark etmez” cümlesi sendikayı nasıl insanların yönettiğini gözler önüne sermekteydi.

DİSK’e bağlı Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Eş Genel Başkanı Didem Erkıvanç Türkay ile son dönemde yaşanan gelişmeleri konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?:
Ben Karadeniz Teknik Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun oldum. Manavgat’a bağlı Kızılot ve Kızılağaç bölgelerinde 6 yıl otellerde bahçe şefi olarak çalıştım. Turizm Çalışanları Derneği Başkanlığını yürütürken 28 Aralık 2014 Tarihinde Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Genel Merkez Genel Kurulunda Eş Başkan olarak seçildim. Bundan birkaç ay önce hukuksuz bir şekilde 2 genel merkez yönetici arkadaşımla birlikte görevden el çektirildim. Mahkeme sürecimiz devam ediyor.
,

Bildiğimiz kadarıyla DİSK’teki ilk ve tek eş genel başkan sizdiniz. Kamuoyuna mobbinge uğradığınız yansıdı. Bu süreci kısaca anlatır mısınız?

Devrimci Turizm İşçileri Sendikasında Genel başkan olan Mustafa Yahyaoğlu’nun kendi başına karar vermesine karşı çıktığım ve adaletsizliklere sessiz kalmadığım için mobbinge uğradım, sendikadan uzaklaştırıldım. Mustafa Yahyaoğlu’nun keyfi bir şekilde karşı çıkmamıza rağmen 70 üyeli bir ilde 100 metre arayla 2. Sendika binasını tutmasına karşı çıktım. Fakat Yahyaoğlu keyfi karar vererek kendi başına binayı tuttu. Bir temsilciler toplantısında İstanbul’dan gelen üye bir arkadaş “İstanbul’da yaklaşık 600 üye varken hiç sendika binamız yok ama Antalya’da 100 metre arayla 2 sendika var. Buna hiçbir genel merkez yöneticisi itiraz etmedi mi?” diye sordu. Yahyaoğlu, bu kararı yönetim kurulu olarak alındığını söyledi. Bende söz alarak gerçeğin böyle olmadığını itirazlarımıza rağmen binayı tutup sonrasında karar defterini imzaya çıkardığını söyledim. Bunun üzerine uzun süren tartışmalar yaşandı.

8 Mart Dünya Kadınlar günü haftasında, 11 Mart tarihinde Dev Turizm İş Eş Genel Başkanı ünvanıyla panelist olarak katılacağım İstihdam aldatmacası ve İş kazaları paneli hazırlıkları kapsamında Sendika binasına gittim. Sendika ki tek bilgisayarın olduğu odadan 8 Mart Dünya Kadınlar günü vesilesiyle yapacağımız Panel için çıktı alıyordum. Bu esnada Sendika genel başkanı Mustafa Yahyaoğlu, kapı girişinde bana yönelik olarak, üzerime yürüyerek sert bir şekilde “ Ne yapıyorsun burada? Bu odaya giremezsin. Üye listelerini mi çıkarıyorsun” dedi. Üye listelerini çıkarmadığımı panel hazırlıkları kapsamında döküman aldığımı, istesem üyelik listelerini de çıkarabileceğimi söyledim. Bunun üzerine “Burhan Kayaoğlu istifa ettiğine göre senin burada işin olmadığını en kısa zamanda sendikacılığı bırakacağını düşünüyorum” diyerek tehdit etti. Ben karşılık olarak “ben öyle düşünmüyorum” dedim. Mustafa Yahyaoğlu “En kısa zamanda cevabını bekliyorum. Burada duramazsın. Burası Muzaffer Koç’un odası. Herkes kendi odasına hadi hadi hadi!” diye bağırarak şahsıma mobbing uyguladı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili olarak yapacağımız mitingde kullanacağımız pankart ve döviz çalışması için 2 üye Turizm İşçisi kadın arkadaşla sendikaya geldik. Anahtarı kapıyı soktuğumda kilidin değiştirildiğini fark ettim. Sonrasında zile bastığımda kapı açıldı. Sendika Genel Sekreter’i Muzaffer Koç, kilidi değiştirdiklerini söyledi. Ben de bunun üzerine anahtarı alabilir miyim dedim. Muzaffer Koç, artık anahtar vermeyeceklerini, güvenilirliğimi yitirdiğimi, tek anahtarın kendisinde duracağını ve bu talimatın genel başkan Mustafa Yahyaoğlu’nun kişisel tercihi oluğunu söyledi. İstenmediğim yerde 8 Mart çalışması yapamadım. Pankart ve döviz çalışmalarımız engellenmiş oldu. Antalya’da oluşturmaya çalıştığım, temsiliyetini yürüttüğüm DİSK’Lİ KADINLAR’ın zarar görmemesi ve DİSK’e zarar gelmemesi için pankart ve döviz çalışmalarını evimde yaptım.

Daha sonra yapılan yönetim toplantısında sendika anahtarını istedim. Anahtarı vermeyeceklerini, eğer istersem yeni tuttukları sendikanın anahtarını verebileceklerini fakat sendika da bir şey kaybolursa benden bileceklerini Mustafa Yahyaoğlu şahsıma söyledi. Bende bu tavrı protesto ettiğim için anahtarı kabul etmedim.

Yıllardır emek verdiğim, genel merkez yöneticiliğini yürüttüğüm sendikamdan çeşitli ayak oyunları ile uzaklaştırıldım. Mustafa Yahyaoğlu’nun kişisel kararlarına karşı geldiğimiz için hukuksuz bir şekilde 2 genel merkez yöneticisi arkadaşımla yönetimden el çektirildik. Bu durumla ilgili olarak hukuki süreç devam etmektedir.

Devrimci Turizm İşçileri Sendikasının Antalya Şube Delege Seçiminde yaşananları anlatır mısınız?

Tüzüğe göre 500 üyenin altında olan şubelerde delege seçimi yapılmaz. Antalya Şubenin yaklaşık 200 üyesi varken delege seçimi yapılacağı duyumunu işçilerden öğrendik. Antalya şube yönetiminden Aziz Demiralay’a sorduğumuzda bilgisi olmadığını bize iletti. Pazar günü Delege seçimi olacağı haberi, kamuoyuna yansıyınca Cuma akşamı saat 22:00’a doğru bazı işçilere mesaj olarak bildirildi. Şube yönetiminde olmasına rağmen bu karardan haberi olmayan Aziz Demiralay’a aynı mesaj gönderildi. Bunun üzerine 5 Kasım Pazar günü seçim saatinde Aziz Demiralay, benim gibi görevden uzaklaştırılan Genel Merkez Yöneticisi Barış Bergil, sendika üyeliği kabul edilmeyen Cafer Yelsali, turizm işçisi arkadaşlar ve gazeteci arkadaşlar ile birlikte sendikaya gittik. Aziz Demiralay, Antalya Şube yöneticisi vasfıyla delege seçim kararı almadıklarını, karar defterini görmek istediğini ve hazirun cetvelini talep etti. Karar defterini göstermeyen Genel Merkez ve Antalya Şube yöneticileri bizi sendikadan dışarı atmaya çalıştılar. Benim ve Barış’ın sendikayla hiçbir ilişiğimiz olmadığını iddia eden Mustafa Yahyaoğlu’na cevabımız “geçici olarak görevden el çektirildik, Başkanı olduğun Sendikanın tüzüğünü öğren” oldu. Sendikadan gitmeyeceğimizi anladıklarında şiddet kullanarak bizi dışarı atmaya kalktılar. Sendikada uğradığım mobbingi ve sonrasında yaşadıklarımı bilen Peri abla, kadın dayanışması için o gün benimle birlikte sendikadaydı. Genel Merkez Disiplin Kurulu üyesi aynı zamanda Antalya Şube Yöneticisi olan Musa Erdem, Peri ablanın üzerine yürüdü ve itti. Kadın düşmanı bu tavır karşısında arkadaşlarım ve ben tepki gösterdik. Arbede sırasında Peri ablanın sırtına vurulup benim bacağıma tekme ve omzuma yumruk atıldı. Kadına yönelik olarak psikolojik şiddet gördüğüm sendikamda bugün fiziksel şiddete de maruz kaldık. “Siz bir kadına nasıl böyle davranırsınız” sorumuza Mustafa Yahyaoğlu’nun “benim için kadın erkek fark etmez” cümlesi sendikayı nasıl insanların yönettiğini gözler önüne sermekteydi. Bu delege seçiminin hukuksuz olduğunu ve tutanak tutacağımızı söylediğimizde karşı çıkıldı. Biz ısrarcı olup tutanak tutup sendikadan ayrıldık.

Başka eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Kadına Yönelik şiddetin her geçen gün arttığı bir dönemde DİSK’e bağlı bir sendikada böyle bir olayın yaşanması gerçekten üzüntü verici. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete karşı uluslar arası mücadele ve dayanışma günü etkinliklerini konuştuğumuz bu günlerde, sendikamda yaşadıklarımız 25 Kasımın önemini bir kez daha göstermiştir. Bu zor günlerde her zaman yanımda olan kadın arkadaşlarıma desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Yaşasın Kadın dayanışması.

 

1 Yorum

  1. Didem abla çok geçmiş olsun.
    Özgür mücadelenin yanındayız.
    Kapitalist modernitenin sömürücü dayatması emekçi dayanışmalarının sadece paralarına hükmetmelidir.
    Fikirlerine,mücadele birliklerine ve davalarına asla.
    Türkiye turizminin %60 ının döndüğü başkent Antalya da veraset hegemonyalığı sevdası şuaraların hayalperestliğine katkıdan başka bir şey değildir.
    Geçmişte On milyonlara ev sahipliği yapan Antalya şimdi milyonlara düşmüş.
    Turizm diğer sektörlere göre daha hassas.
    Turizm ülkenin “VİTRİNİ”dir.
    Müşteriye misafir gözûyle bakıp karşıladığımız kitlelerin temel duygu kaynağı kuşkusuz haklarına sahip çıkacak mücadele birlikleridir.
    Turizmin de artık o çok meşhur olan herkes için her sistem için her insan için gerekli olan DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ tartışması gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here