08.03.2019 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Balbey Kentsel Sit Alanı ve Çevresini kapsayan Yenileme Alanına ilişkin 712 sayılı Cumhurbaşkanı Acele Kamulaştırma Kararı ile 07.02.2019 günü yayımlanan liste değiştirildi.

Buna göre acele kamulaştırma kararının 6636 ada 5-9-10 parseller ile 6722 ada 4-8-10-15-16 sayılı parsellerle sınırlı ve toplamda 1.069,79 m2 olarak belirlenmiş alanın mülk sahiplerine yönelik uygulanacağı ilan edildi.

Bu gelişme Balbey sakinlerinin kararlı duruşları sayesinde gerçekleştiği tartışmadan uzak bir konu; Ama büyük hukuksuzluk yerine, daha az tepkiye neden olacağı düşünülen, hukuksuzluğu ise ortadan kaldırmayan bir seçim yatırımı da olduğu besbelli.

Zira 07.02.2019 günlü Acele Kamulaştırma kararı tüm yenileme alanını ve tüm mülk sahiplerini kapsar bir şekilde resmi gazetede yayımlandığında, başlangıçta resmi çevreler herhangi bir yanlışlık olduğu, düzeltileceği veya bu kararın uygulanmayacağı yönünde açıklama yapmamışlardı. Aksine ilk günlerde I. Etapta yer almayan mülk sahiplerine bile telefonlar edilmiş, bir an önce sözleşmelerini imzalamaları istenerek, acele kamulaştırma kararı adeta bir tehdit aracı olarak kullanılmak istenmişti.

İlerleyen günlerde giderek artan dozda tepkiler ve eleştirel açıklamalar artarda gelmesi sonucunda, Resmi Gazetede ilanından 2 hafta sonra, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Acele Kamulaştırma kararının düzeltilmesi için karar aldıklarını ve Cumhurbaşkanlığına göndereceklerini duyurmuştu.

Bugün resmi gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı, anılan Büyükşehir Belediyesinin düzeltme talebi sonucunda gerçekleşti.

Bu sürecin ilgili bütün çevreler için son derece önemli sonuçları oldu. Özellikle resmi kurumlar bakımından, siyasi bedel hesabı olmadan, kamusal görevlerin kendinden menkul bir keyfiyet içinde yapılmaması gerektiğini bir kez daha gösterdi.

Acele Kamulaştırma kararı bu süreçte en çok Balbeyli’leri bir araya getirdi, onları yakınlaştırdı ve ortak sorunlarını birlikte çözme, haklara sahip çıkılması konularında dayanışma içinde hareket edilmesinin kaçınılmazlığını gösterdi. Onlarca Balbey sakini tarafından Büyükşehir Belediyesi aleyhine davalar açıldı.

Hiç kuşku yok ki 07.02.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Acele Kamulaştırma kararından
sonra mahalle sakinleri bütün gelişmelerin kendilerinden gizlenerek yürütüldüğünü, kendi fikirlerinin sorulmadığı gibi düzenlemelerin de paylaşılmadığından böylece emin oldular. O zamana kadar “siz hiç merak etmeyin, herkes hakkını alacak, planı birlikte hazırlayacağız, kimse mağdur edilmeyecek” sözlerinin gerçeği yansıtmadığı, planların da, projelerin de kendilerinden habersiz meclisten geçirildiğini öğrendiler.

Kaleiçi’nden sonraki en büyük sit alanı olan Balbey Mahallesinde yaşanan bu süreç, Kentsel Yenileme Kararının dayanağı olan 5366 sayılı yasasının, koruma alanlarından eser kalmayacak derecede kötüye kullanılarak hak sahiplerinin haklarının hiçe sayılmasına yol açacağı endişesini derinleştirdi. Yani sorun yalnızca Acele Kamulaştırma kararı ile bitmiyordu.

Örneğin, tek taraflı alınan I.Etap Proje Alanı kararı, tek taraflı hazırlanan 1/5000 lik ve 1/1000 lik planlar, ve yine tek taraflı ve bir çırpıda meclisten geçirilen avan projeler ve “Balbey Yenileme Alanı (I.Etap Proje Alanı) Taşınmaz Malikleri ile Uzlaşı ve Dağıtımına İlişkin Esas ve Usuller” ile “Balbey Yenileme Alanına (I.Etap Proje Alanı) İlişkin Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Taşınmaz Malikleri Arasında İmzalanacak Sözleşme” içerikleri hem mülk sahiplerinin, hem de bu alanın geleceğinin pek de iç açıcı olmadığını ortaya koymaktaydı.

Görüldü ki karşı karşıya bulundukları kentsel yenilme uygulaması nedeniyle; şimdilik seçim hesaplarıyla püskürtülen acele kamulaştırma kararının yakın bir gelecekte tekrar tekrar diğer hak sahiplerinin de başına gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktu.

Şurası açık ki Balbey Yenileme Alanı bir bütün olarak başkalaştırılmak istenmektedir.

Bu durum her şeyden önce 2863 sayılı yasal düzenlemeye, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararlarına uymamaktadır. Zira I.Etap Proje Alanında, Balbey mahallesinin “Kentsel Sit Alanı” olmasını sağlayan sokak, mahalle, yollar, dönemsel mimariyi simgeleyen yapılar, bahçeler, bahçe duvarları, kapılar, yapı malzemeleri v.b gibi kültür varlıklarının korunması hedeflenmediği gibi, planlamada kendini gösteren anlayış ve yaklaşım sonucunda bu alanı dönüştürerek, kimliğinden ve tarihsel özelliklerinden uzaklaştırarak, adeta sıradan bir alışveriş merkezi haline getirme maksadı kendisini fazlasıyla ortaya koymaktadır.

I Etap Proje alanının “geçiş” alanı olarak ele alınması gerektiği öne sürülse bile, bütünlükçü bir planın ortaya konulmaması, geçiş koşullarının etüdünün yapılmaması, bu haliyle zaten yeterince tahripkar olan düzenlemenin, bütün bir yenileme alanını etkisi altına almayacağının herhangi bir güvencesi bulunmamaktadır. Büyükşehir Belediyesinin kendisini uymakla yükümlü tutacağı bir “Alan Yönetimi” nin söz konusu olmadığı koşullarda zaten herhangi bir güvenceden bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Bu alana karakterini veren ve korunması gereken otantik yapı, tarihi, sosyal ve kültürel doku ve değerler yerine, I. Etap projesinin ortaya koyduğu yapılaşma ve kullanım anlayışı ile; mülkiyet hakkının en kısa yoldan el değiştirmesine bağlı olarak bu alanın en duygusuz, en acımasız ve en yıkıcı özelliklere sahip olan sermaye hareketlerinin insafına terk edilmek istendiği son derece açıktır.

Davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi, Yasanın amacına uygun davranmamıştır. Herkesin, üzerinde tartışabileceği, öneride bulunabileceği, denetlenebilir bir açıklık içinde, şaibesiz ve adil bir kentsel yenileme projesinin hazırlanması yerine tek taraflı yaklaşımları ve uygulamaları ile yürüttüğü bu süreç (koruma kararlarına, planlama ilkelerine ve yasal düzenlemelere aykırı plan değişikliği yapılmasına ve buna bağlı olarak da) ilan edilen acele kamulaştırma kararı ile tam bir hukuksuzluğa ve güvensizliğe dönüştürmüştür.

“Tarihsel ve Kültürel miras kavramını kendi beklentilerine bağlı olarak farklı yorumlayan”, korumayı sağlayamıyorum diyerek “korumanın yerine yenileme ve dönüştürme yapmak isteyen” ve “tarihsel ve kültürel mirası politik ve sermaye odaklı kullanmak isteyen” bu yaklaşımlar ile çok açık bir şekilde en temel insan haklarımız ihlal edilmiştir. Çünkü kültürel ve tarihsel varlıkların korunması ve geleceğe taşınması temel bir insan hakkıdır.

Antalya Büyükşehir Belediyesi “Balbey Kentsel Sit Alanı ve Çevresini kapsayan Yenileme Alanında” gerçekte kente karşı suç işlemektedir.

Şurası açık ki I.Etap Proje Alanı, yenileme alanının cüz’i bir kısmını kapsamaktadır. Ancak kent merkezine en yakın alanda olması bakımından önem taşımaktadır. Yenileme alanının bütünlüğü ve özgünlüğü içinde değerlendirilmeden, bu alanın halihazırda uygulamaya en uygun alan olarak görülüyor olmasını tek başına yeterli görülerek, diğer alanlar ile etkileşimi, uzantıları, yansımaları bakımından hiçbir öngörü/fikir dahi ortaya koymadan, davalı belediyece revize planlarının yapılması, Kültür ve Turizm Bakanlığınca revize planlarının böylece onanması ve alelacele bir oldu bitti anlayışı içinde uygulamaya konulmak istenmesi; yasal düzenlemenin amacına, planlama anlayışına, tarihsel ve kültürel varlıkların korunması ilkelerine aykırı davranıldığını ortaya koymaktadır.

Bu durum bütün hak sahiplerinin haklarının ihlal edildiğini ve dava haklarının bu nedenle de halen devam ettiğini ortaya koymaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here