D5-BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi

Bu sözleşme uzun bir hazırlık döneminden sonra BM genel kurulu tarafından 18 Aralık 1979 tarih ve 34/180 sayılı kararıyla kabul edilerek imzaya açılmış ve gerekli olan 20 devletin imzalaması üzerine 3 Eylül 1981 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Sözleşmenin 1. maddesi kadınlara karşı cinsiyete dayalı olarak her türlü ayrımcılık, dışlama ve kısıtlama yapılmasını, ayrımcılık olarak tanımlamıştır. Sözleşmeye göre taraf devletler ayrımcılığı önlemek, sosyal ve kültürel değerleri buna göre ayarlamak, kadınların sömürülmesini önlemek, toplumsal yaşamda, siyasi hayatta, yasalar önünde, eğitimde ve istihdamda eşitliği sağlamak üzere gereken önlemleri almakla yükümlüdür. Bunların neler olduğu ise sözleşmenin 2. Maddesinde sayılmıştır.

—Anayasa ve yasalarda eşitlik ilkesine yer vermek

—Kadınlara karşı ayrımcılığı yasaklayan yasalar çıkarmak

—Kadınların hukuksal himayeden erkeklerle eşit bir şekilde yararlanmasını sağlamak

—Ayrımcılıktan kaçınmak ve kamu yönetiminde de aynı tutum ve davranışın gösterilmesini sağlamak

—Kişi ve kurumların ayrımcılık yapmasını önlemek

—Mevcut yasalardaki ayrımcılığa yol açan hükümleri ayıklayıp yürürlükten kaldırarak

—Kadınlara karşı ayrımcılığı öngören bütün cezai hükümleri yürürlükten kaldırmak

            Diğer BM sözleşmelerinde olduğu gibi bu sözleşmenin 17. maddesinde sözleşmenin uygulanmasını izlemek ve yönlendirmek üzere 23 kişilik bir uzmanlar komitesi kurulması öngörülmüştür. Sözleşmenin 18. maddesine göre akit devletler komiteye 4 yılda bir sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olarak aldıkları önlemleri ve elde ettikleri sonuçlar hakkında rapor vermekle yükümlüdürler. Komite bu raporları inceler ve buna göre devletlere tavsiye ve telkinlerde bulunur.[20]

            D6-BM Çocuk Hakları Sözleşmesi

            Bu sözleşme 10 Kasım 1989 yılında BM Genel kurulunda oybirliği ile kabul edilmiştir. 31 Aralık 1995 tarihine kadar bu sözleşme 185 devlet tarafından onaylanmıştır.

            Türkiye sözleşmeyi 14 eylül 1990 tarihinde imzalamış, 4 nisan 1995 tarihinde onaylamıştır.

            Bu sözleşme ile çocuk hakları sayılmış ve taraf devletlerce hakların gerçekleştirilmesi için bir takım yükümlülükler getirmiştir. Sözleşmenin 2. maddesine göre devletler ülkelerinde yaşayan çocuklar arasında hiçbir ayrım yapmayacaktır. Bu konuda çocuğun veya ana babasının dil, din, ırk, vatandaşlık, ekonomik, sosyal veya kültürel farklılıkları nedeniyle ayrımcılık yapmayacaktır. Bütün çocukların vatandaş olsun olmasın aynı halklara sahip olduğu esastır.

            Diğer önemli bir sözleşme hükmü azınlığa mensup çocukların kendi dil, din ve kültürlerinden özgürce yararlanma hakkı olduğu belirtilmiştir.

            Bu sözleşmenin de uygulamasını gözetmek amacıyla bir komite kurulmuştur. Sözleşmenin 44. maddesine göre taraf devletler 5 yılda bir bu komiteye sözleşmenin uygulanması hakkında rapor sunacaklarıdır.[21]

            D8-Kurumlaşmış Irk Ayrımcılığı Suçunun Önlenmesi Ve Cezalandırılması Uluslar Arası Sözleşmesi

            Bu sözleşme 31.12.1973 yılında imzalanmıştır. Bu sözleşmenin en önemli tarafı ırk ayrımcılığının uluslararası alanda bir suç olarak düzenlenmesidir. Sözleşmenin giriş bölümünde Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinde kurumlaşmış ırk ayrımcılığı olarak nitelenebilecek eylemlerin uluslararası hukuka göre bir suç oluşturduğu belirtilmiştir. Ayrıca Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlara Zamanaşımının Uygulanamazlığı Sözleşmesinde kurumlaşmış ırk ayrımcılığı politikasının sonucu olan insanlık dışı edimlerin insanlığa karşı suç olarak nitelendiği belirtilmektedir. Sözleşmenin 1. maddesinde ırk ayrımcılığının uluslar arası bir suç olduğunun ilan edilmekte ve bu suçu işleyen örgüt kurum ve bireyler bu sözleşmeyi imzalayan devletlerce suçlu kabul edilir denilmektedir. 2. maddesi ise kurumlaşmış ırk ayrımcılığının çeşitli versiyonlarını tanımlamaktadır. Bu madde temel bir tanım olarak şunu vermektedir; Bir ırksal grubun başka bir ırksal grup üzerinde egemenliğini kurmak, sürdürmek ve sistematik olarak o grubu baskı altında tutmak amacıyla üyelerini yok etmek, zalimane uygulamalarda bulunmak, keyfi yakalama ve tutuklamalar yapmak, yıkıma neden olacak zor yaşam koşullarında yaşatmak, bütün sosyal ve kültürel haklardan mahrum bırakmak, zorla çalıştırmak kurumlaşmış ırk ayrımcılığı suçunu oluşturur. Kurumlaşmış ırk ayrımcılığı suçunu oluşturan fiiller sayıldıktan sonra sözleşmenin 5. maddesinde bu fiilleri yargılayacak yargı makamı belirtilmiştir. Bu maddeye göre sanık üzerinde yargı yetkisi bulunan herhangi bir devletin yetkili bir mahkemesi ya da yargı yetkisinin kabul edilmesi koşuluyla taraf devletler bakımından yargı yetkisi bulunan bir uluslar arası ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılabileceği belirtilmiştir.[22]

            D9-Soykırım Suçunun Önlenmesi Ve Cezalandırılması Sözleşmesi

            Kurumlaşmış ırk ayrımcılığı sözleşmesinde kurumlaşmış ırk ayrımcılığı suçunu oluşturan fiiller ile Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesinde soykırım suçunu oluşturan fiillerin bazıları aynıdır. Dolayısıyla ırk ayrımcılığının kurumlaşması anlamındaki fiiller kimi zaman soykırım ölçüsüne varmaktadır. Hem önceki sözleşme hem bu sözleşme yargılama yetki ve görevi konusunda aynı düzenlemeyi yapmıştır.

E-AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATININ İNSAN HAKLARI BELGELERİNDE AYRIMCILIK

            E1-Helsinki Sonuç Belgesi

            AGİT konferansı 3 Temmuz 1973 tarihinde Helsinki’de ilk toplantısını yapmış, daha sonra iki oturum halinde Cenevre’de devam etmiş ve konferans 1 ağustos 1975 tarihinde Helsinki’de çalışmalarını tamamlamıştır. Yayınlanan sonuç belgesinin 1. maddesinin 7 fıkrasında insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı başlığı altında şu ilkelere yer vermiştir.

            “Katılan devletler, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı gösterecek, ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı yapmaksızın herkese düşünce, din ve vicdan özgürlüğü tanıyacaktır. Devletler, insan haysiyetinden kaynaklanan ve insanın kendisini özgürce ve tam olarak geliştirebilmesi için zaruri olan medeni, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer hakların etkin bir şekilde kullanılmasını teşvik edip cesaretlendirecekleridir.”[23]

            E2- Viyana İzleme Komitesi

            AGİT 1989 tarihinde Viyana’da yaptığı 3. izleme toplantısında aldığı karalar arasında haklardan yararlanmada kadın ve erkek eşitliğinin gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin karar da yer almıştır.

            E3-Kopenhag Siyasi Boyut Toplantısı

            Bu toplantı 29 Haziran 1990 tarihinde yapılmış ve yine burada da insan haklarının geliştirilmesi için bir dizi karar alınmıştır. Bu karalardan bir herkesin yasa önünde eşitliğinin sağlanmasına vurgu yapılarak, ayrımcılığın önlenmesi istenmiştir.

            E4-Paris Şartı

            AGİT 19–21 Kasım tarihlerinde Paris’te bir konferans yapmış bu konferansta sonunda birçok karar alınmış ve ilan edilmiştir.  Bu karalardan ayrımcılık ile ilgili olanı şöyledir;

            “Ayrım gözetilmeksizin herkes düşünce, vicdan, din ya da inanç özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne, örgütlenme ve toplantı düzenleme özgürlüğüne, seyahat etme özgürlüğüne sahiptir.”

            Ayrıca yine bu toplantı sonrasında ilan edilen belgede yer alan ayrımcılığa ilişkin kara vardır. Buna göre ulusal azınlıkların etnik, kültürel, dil ve dini kimliklerinin korunacağı, ulusal azınlıklara mensup kişilerin bu kimliklerini ayrıma uğramaksızın ve kanun önünde tam bir eşitlikle, hür olarak ifade etmeye, korumaya ve geliştirmeye hakları olduğu teyit edilmiştir.

            E5-Moskova İnsani Boyut Toplantısı

3 Ekim 1991 tarihinde yapılan bu toplantıda da erkek ve kadın eşitliliğinin sağlanması ve ayrımcılık yasağı ilkeleri tekrar hatırlatılarak uygulamaya geçilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu sözleşmeye göre üye devletlerde incelemelerde bulunmak üzere uzman bir ekip oluşturulacaktır. Bu sözleşmeye göre teşkilata üye her devlet bu uzmanlar ekibinin diğer bir üye devlette incelemeler yapmasını isteyebilir. Bir üye devlet yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ediyorsa 9 devlet AGİT demetim mekanizmasının işletilmesini isteyebilir. Ancak devletlerin birbirlerini şikâyet etmeleri hoş karşılanmadığı, şikâyetin devletler arası ilişkilerde ekonomik, siyasi ve güvenlik krizlerine neden olacağı düşüncesiyle devletler birbirlerini şikâyet etmeye yanaşmamışlardır ve dolayısıyla denetim mekanizması işletilememiştir.

            E6-Helsinki Zirve Bildirisi 

            10 Temmuz 1992 tarihinde yapılan bu zirve de genel insan haklarına değinilmiş ve öneminden bahsedilmiştir. Bu zirvede ayrımcılık yasağı bakımından önemli gelişme AGİT Milli Azınlıklar Yüksek Komiserliği kurulmasıdır. Bu komiserlik üye ülkelerde incelemeler yaparak bu ülkelere tavsiyelerde bulunur. Bu komiserliğin bağlayıcı kararlar alma yetkisi yoktur. Ayrıca azınlığa mensup kişilerin bireysel şikâyetlerini de inceleme yetkisi yoktur.

            E7- AGİT Budapeşte Zirve Bildirisi

Budapeşte zirvesinde 6 Aralık 1994 tarihinde alınan kararlar arsında milli azınlıkların korunması, Çingene ve Sinti’lerin haklarının güvenceye alınması ve bunlara herhangi bir ayrımcı tutumun yapılmamasının sağlanması, yabancı kişilerin haklarının korunması gibi eşitliği ifade eden ve ayrımcılığı ret eden kakarlar da vardır.

F-Uluslararası Çalışma Örgütünün İnsan Hakları Belgelerinde Ayrımcılık Yasağı

Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı tarafından 29.06.1951 tarihinde kabul edilen “Eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliğine ilişkin 100 numaralı sözleşme ayrımcılığın cinsler arsında olanını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşme 14 madde içermektedir ve bu sözleşmenin 1 maddesinin b bendine göre “eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği deyimi, cinsiyet esasına dayanan bir ayrım gözetmeksizin tespit edilmiş bulunan ücret hadlerini ifade eder. Sözleşmeci devletler ayrımcılığı giderecek önlemler almakla yükümlendirilmişlerdir. Türkiye bu sözleşmeyi 13.12.1966 tarih ve 810 sayılı kanun ile onaylamış ve sözleşme Türkiye için 1968 yılında yürürlüğe girmiştir.

Örgüt aynı yöne yine ayrımcılığa karşı 25.06.1958 tarihinde yeni bir sözleşme yapmıştır.[24] Bu sözleşme İş ve Meslek bakımından ayrımcılığa ilişkin 111 numaralı sözleşmedir ve 15.06.1960 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye bu sözleşmeyi 13.12.1966 tarih ve 811 sayılı karar ile uygun bulmuştur. Bu sözleşmeye göre ırk, renk, cinsiyet, din, siyasal görüş ve ulusal bağ ya da sosyal köken gibi nedenlerle meslek edinmede veya görülecek muamelede insanlar arasında herhangi bir ayrımcılığın yapılması yasaklanmıştır.[25]            


[20]A.g.e.s.122

[21] ÜNAL, Şeref.,Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku.s.124-125

[22] ÇEÇEN, Anıl., Uluslar arası İnsan hakları Belgeleri,s

[23]ÜNAL, Şeref.,Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku.s.128

[24] Türkiye bu sözleşmeyi 13.12.1966 tarih ve 811 sayılı yasa ile uygun bulmuştur.

[25] GEMALMAZ, Semih., İnsan Hakları Hukukunun Genel Teorisine Giriş,s.356

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here