Malum, gündemde can yakıcı tarza ayrımcılık var, üstelik her türlüsü var. Din, dil, ırk, felsefi görüş, cinsel tercih, göçmenlik ve daha birçok konuda yaygın olarak karşılaşılmakta ve günden güne de artma trendi görülmektedir.

Konu bu kadar gündemde iken, literatürü tarayıp, ayrımcılık ile ilgili uluslararası ve ulusal kaynakları bakmak gerekiyor.

Bildiğiniz gibi daha önce başbakanlığa şimdi ise Cumhurbaşkanlığına bağlı İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı var ve tüm Valiliklerde de İnsan hakları kurulu bir vali yardımcısının başkanlığından her ay toplanıp insan hakları ihlallerine ilişki şikâyet ve insan hakları gündemi ile ilgili kararlar almaktadır. Daha sonra buna ayrımcılık da eklendi ve kurumun adına “İnsan hakları ve eşitlik kurumu” oldu.

Herhangi bir insan hakları ihlaline uğrayan veya ayrımcılık gören herkes, illerde Valilik bünyesinde bulunan bu kurula başvuruda bulunabilir.

Ben de Antalya Valiliği İnsan hakları ve Eşitlik kurulunun üyesiyim. Eskiden bu konuda bir duyarlılık vardı, irade vardı ve başvurular hassasiyetle incelenip sahipleniliyordu ama artık insan hakları ihlallerine dair şikâyetler adeta angarya, yük olarak görülüp, vasat bir muamele görüyor. Çünkü siyasi iktidara egemen olan anlayış böyle tezahür ediyor ve ülke geneline yayılıyor.

Konu başlığımız ayrımcılık ve ayrımcılığa dair olan bu yazıyı bir dizi olarak sizlerle paylaşıp, bugüne kadar ayrımcılık üzerine yapılan uluslararası sözleşmelere ve kısaca içeriklerine değineceğim. Malum, uzun yazılar pek okunmuyor.

Üstelik konu esasen uzmanlık alanına girse de artık iletişim ve sosyal medya imkânları bu kadar genişlemişken neden herkesin zihin dünyası  aşina olmasın. Netice anlatılan sizin haklarınızdır.

Konu başlıklarımız şöyle olacak:

A-İnsan haklarının kaynağı ve insan haklarının evrenselliği

B-İnsan haklarının sınıflandırılması

C-Eşitlik ve ayrımcılık yasağı

D-BM insan hakları belgelerinde ayrımcılık yasağı

E-AGİT insan hakları belgelerinde ayrımcılık yasağı

F-UÇÖ insan hakları belgelerinde ayrımcılık yasağı

G-AB insan hakları belgelerinde ayrımcılık yasağı

H-Avrupa İnsan hakları sözleşmesinde ayrımcılık yasağı

I-Denetim mekanizması ve iç hukuk

Sonuç

A-İNSAN HAKLARININ KAYNAĞI VE İNSAN HAKLARININ EVRENSELLİĞİ

                İnsan haklarının kaynağı insandır veya diğer bir deyimle insanın ahlaki doğasıdır. İnsan hakları kişinin sırf insan olması dolayısıyla sahip olduğu haklardır.  Bu nedenle bütün insanlar bu haklara evrensel olarak sahiptirler. İnsanlar bu haklara diğer tüm kişi ve kurumlara karşı da evrensel olarak sahiptirler. İnsan hakları en üstün ahlaki haklar olmaları nedeniyle siyasi hayatında temel yapı-taşları ve siyasal uygulamaların düzenleyicisidirler. İnsan hakları diğer tüm ahlaki, hukuki ve siyasi taleplerden önce gelir.(1)

                Akıl ve duygu sahibi bir varlık olarak insan kendinden menkul bir değere sahiptir. İnsanlık tarihinin adalet ve birlikte barış içinde kardeşçe yaşama arayışımın önceliğine, her bir insanın kendinde varolan, başkasının tanımasına ihtiyaç duymadığı, sırf kendine ait ve kendisinden kaynaklanan bir değere sahip olduğunun konulması ve işe oradan başlanılması gerekmektedir. Ne yazık ki insanoğlu çok acı deneyimler sonrasında her bireyin sahip olduğu değerin ancak ve sadece sırf insan olma ölçüsüyle ölçmeyi ve böylece herkese insan olması nedeniyle tek ve aynı içerikte bir değer verilmesi gerektiğini öğrenmiştir.  İnsanoğlunun geç öğrendiği bu değer insan onurudur.

                İnsan onuru ancak belirli haklar aracılığıyla garanti altına alınabilir. Bu temel haklar insan kişiliğinin gelişim hakkı, yaşam hakkı, insan bedeninin dokunulmazlığım, inanç ve vicdan özgürlüğü, düşünce özgürlüğü vb haklardır. İnsan onurunu garanti eden bu temel hakların amacı, insanı devlet, toplum ya da ekonomik olgular gibi güçlerin basit bir objesi durumuna gelmesine engel olmaktır. Haklar terimi genel olarak kişinin yararına uygun olarak, özgürce davranma özerkliğine sahip olduğu alanı ifade eder. (2)

                İşte insan onurunu koruma ancak insan hakları ile mümkün olmaktadır. Sözgelimi tüm insan haklarını hiçe sayan işkencenin hedeflediği, onurunu rencide etmektir. Kaba bir deyimle işkence, kişiyi deşerek içini boşaltma ve böylece insani özü parçalayarak anlamsızlaştırma işidir. Kişinin haysiyetini ve onurunu kırarak onu bizzat kendi nezdinde değersiz bir nesneye çevirme amacı güder.

                İnsan haklarına, bir insana özgü değerli bir yaşam için gereksinme duyulur. Bu nedenle insan hakları ihlalleri bir kimsenin insanlığını yadsırlar. İnsan haklarına yaşam için değil ve fakat onurlu bir yaşam için gereksinme duyulur. (3)

İnsan hakları evrenseldir. Çünkü insan hakları özünde objektif bir değer taşır. Bu değer ahlaki olduğu gibi idealdir de. Bütün devletler uluslararası insan hakları belgelerini benimsediklerini duyurmakta ve bir devlete insan haklarını ihlal ettiği suçlaması yöneltilmesi, uluslararası ilişkiler alanında yapılabilecek en güçlü ve en etkili suçlamalar arasında yer almaktadır. Devletler, kendilerine uluslararası saygınlık kazandırmak için insan haklarına bağlılıklarını dile getirme yoluna gitmektedir. Bu anlamda uluslararası insan hakları belgelerini onaylayıp takipçiliğini yaparak göstermektedirler. Toplumların da gelecek tasarımında insan haklarının dünyanın dört bir yanına egemen olduğu ve böylece kendilerinin de bu haklardan tam anlamıyla yararlandığı bir dünya var. Uygulama bakımından tam bir yeknesaklık için daha çok zamana ihtiyaç olsa da hem evrensel ahlaksal nitelikte olmaları hem de ideal standartları ifade etmesi bakımından insan haklarının evrensel olduğu söylenebilir. (4)

                B-İNSAN HAKLARININ SINIFLANDIRILMASI

                İnsan hakları çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. İnsan hakları öznelerine, konularına, sınırlandırılmalarına, olağan ve olağanüstü rejimlerdeki farklılıklarına göre sınıflandırılabilmektedir. Önemli bir sınıflandırma da Pozitif ve Negatif haklar sınıflandırmasıdır. Negatif haklar kısaca devletin müdahalesine kapalı haklardır. Bunlara örnek olarak ifade özgürlüğünü verebiliriz. Pozitif haklar ise devletin bireylere sağlayacağı haklardır. Bunlar ekonomik, sosyal ve kültürel haklardır. Bu sınıflandırma Alman Hukukçu G. Jellinek’in yaptığı sınıflandırmadan çıkarılmaktadır. Bu yazara göre hak ve özgürlükler, geleneksel hak ve özgürlükler (pasif statü hakları), siyasal haklar ( aktif statü hakları) ve sosyal haklar ( pozitif haklar) şeklinde üçlü bir sınıflandırmaya tabidirler. (5)

İnsan hakları temelde üç sınıfa ayrılırlar. Klasik haklar olarak bilinen haklar 1. kuşak, ekonomik,  sosyal ve kültürel haklar 2. kuşak, dayanışma veya yeni haklar olarak bilinen haklar da 3. kuşak haklar olarak sınıflandırılmaktadır.

  1. Kuşak haklar; bu haklar kişi hak ve özgürlüğü ve siyasal haklardan oluşmaktadır. Bunlar burjuvazinin, aristokrasi ve feodal rejime karşı mücadelesinin temeline koyduğu haklardır. Ancak 19. yüzyılda ortaya çıkan anayasacılık hareketleri ile bu haklar uluslararası ve ulusal üstü belgelerin ana temasını oluşturdu. Bu haklara örnek olarak eşitlik, düşünce ve ifade özgürlüğü, yaşama hakkı, seyahat özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkı sayılabilir. (6)
  2. Kuşak haklar; bu haklar klasik hakların yetmediği veya ihmal ettiği ve dolayısıyla kitlelerin tepkileri ve yaşanan çatışmaların sonrasında doğan haklardır. Burjuvazinin kendi çıkarına uygun olarak tasarladığı düzende klasik haklar kitlelere ne barınma sağlayabildi ne de karnını doyurabildi. Neticede kitlelerin ikinci kuşak haklar için siyasi tepkileri sonucunda çoğu lafta kalan bu haklar gündeme geldi. Sosyal, iktisadi ve kültürel haklara örnek vermek gerekirse; çalışma hakkı, eğitim hakkı, sosyal güvenlik hakkı verilebilir. (7)
  3. Kuşak haklar; Bu haklar dayanışma veya yeni haklar olarak adlandırılan ve 20. yüzyılda ortaya çıkan haklardır. Bu haklar küresel sermaye ilişkilerinin kendi yararına ve fakat tüm dünya insanları ve gelecek kuşaklar zararına gösterdiği faaliyetlere karşı uluslararası örgütlerin gösterdikleri tepki ve dünya kamuoyunu harekete geçirmeleri sonucunda ortaya çıkan haklardır. Bu haklar sağlıklı çevre hakkı, gelişme hakkı, barış hakkı ve insanlığın ortak malvarlığına saygı hakkı olarak sayılabilir. (8)

(1) DONELLY, Jack.,İnsan hakları, s.11

(2) GÜRBÜZ, Ahmet.,Hukuk ve Meşruluk, s.108


(3) DONELLY, Jack.,İnsan hakları, s.27


(4)GÜRBÜZ, Ahmet., Hukuk ve Meşruluk, s.107


(5) GEMALMAZ, Semih., İnsan Hakları Genel Teorisine Giriş, s.468


(6) KABOĞLU, İbrahim., Özgürlükler Hukuku,s.28


(7) A.g.e.s.29


(8)A.g.e.s.30

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here