D-BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSAN HAKLARI BELGELERİNDE AYRIMCILIK

D1-BM Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi

10 aralık1948 tarihinde BM Genel kurulunda 217/a sayılı karar ile benimsenmiş ve ilan edilmiş olan insan hakları evrensel beyannamesinin başında, insanlık ailesinin tüm üyelerinin niteliğinde bulunan onurunu ve eşit ve ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada özgürlük adalet ve barışın temeli olduğun belirtilmiştir.

                Bu beyannamenin 2. maddesinde dil, din, ırk, cinsiyet, siyasal ya da başka bir görüş ayrımı yapılmaksızın herkesin beyannamede ileri sürülen hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtilmiştir.

                Beyannamenin 4. maddesinde kimsenin kölelik veya kulluk altında tutulamayacağı, kölelik ve köle ticaretinin yasak olduğu hüküm altına alınmıştır.

                Ayrımcılık konusunda en önemli vurgu 7. maddede yapılmıştır. Bu maddede herkesin kanun önünde eşit olduğunu, herkesin beyannameden, herhangi bir ayrımcılık veya ayrım kışkırtıcılığına karşı eşit korumaya sahip olduğu belirtilmiştir. [13]

                D2-Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (14)

Medeni ve Siyasal Haklar sözleşmesinde yer alan hakların bireyler arasında ayrımcılık yapılmadan uygulanması gerektiği özellikle bu haklardan kadın ve erkeklerin eşit yararlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu sözleşmenin uygulanmasını gözetmekle görevli bir insan hakları komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonun 4 görevi vardır.

                a-Öncellikle sözleşmeci devletlerin sözleşmeyi uygulamaları hakkında hazırladıkları raporları incelerler ve tavsiyelerde bulunurlar.

                b-Komisyon sözleşme hükümlerinin uygulanmasında yorumlarda bulunur.

                c-Komisyon sözleşmeci devletlerden birinin diğer bir söyleşmeci devletin sözleşmeyle üstlendiği yükümlülükleri ihlal ettiği yönündeki şikayetleri değerlendirmekle görevlidir. Ancak bunu gerçekleşebilmesi için adı geçen devletin ek protokol ile komisyonun bu yöndeki yetkisini tanımış olması gerekmektedir.

                d-Sözleşmeci devletler komisyona sözleşmenin uygulanması konusunda periyodik raporlar sunarlar ve komisyon bunları değerlendirir.

                Böylece sözleşmenin hükümlerinin uygulanması konusunda ayrımcılık yapan devlet diğer bir devlet tarafından veya bir birey tarafından şikâyet edilebilecektir. [15]

                D3-BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi[16]

                Bu sözleşme ile ikinci sınıf haklar düzenlenmiştir. Bu hakların uygulanması mutlak olmayıp yerine getirilmemesi sonucu bir dava açılamayan, imkânların elverdiği ölçüde ve zamanla peyderpey uygulanacak haklardır. Bu durum sözleşmede açıkça hükme bağlanmıştır. Bu sözleşmede de devletlerin imkânları oranında sözleşmenin düzenlediği haklardan yoksun olanlara yönelik olarak gerçekleştirecekleri programları hiçbir ayrım yapmadan uygulamakla yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.

                Bu sözleşmenin uygulanmasını yönetecek 18 kişilik bir komite 1985 yılında kurulmuştur. Bu komite 5 yılda bir sözleşmeci devletlerden sözleşmenin uygulanması hakkında rapor alırlar ve incelerler. Buna göre telkin ve tavsiyelerde bulunurlar. Herhangi bir yaptırım gücü yoktur. [17]              

D4- BM Her Türlü Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Sözleşmesi

                BM’in ayrımcılık alanında kabul ettiği en önemli sözleşmelerden biri kuşkusuz bu sözleşmedir. Bu sözleşmenin giriş bölümünde tüm insanların yasa önünde eşit olduğu ve herhangi bir ayrıma ve ayrım kışkırtıcılığına karşı yasalara göre eşit olarak koruma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.[18]

                Sözleşme, ırk ayrımcılığı veya üstünlüğüne dayalı her türlü öğretinin, sadece bilimsel açıdan yanlış olmakla kalmadığını, ahlaki açıdan da kınanacak, sosyal haksızlık ve tehlikelere yol açan bir görüş olarak teori veya uygulamada yeri olmadığı anlayışına dayanmaktadır.

                 Her ne kadar ırkçı düşüncelerin bilimsel öğreti veya basın yoluyla açığa vurulması, yasal anlamdaki, bir ayrımcılık olmasa da yine de insanları ayrımcılığa yönelttiğinden dolayı fiili bir ayrımcılık yaratmaktadır. Bu sözleşmenin 4. maddesi bir ırk veya etnik kökene mensup bir grubun diğerlerine üstün olduğu düşüncesine dayalı her türlü propaganda ile sınıflar arasında ırk düşmanlığı teşvik edici bütün girişim ve örgütlenmeleri yasaklamaktadır.

                Sözleşme ırk ayrımcılığını tanımlayarak akit devletlerin eşitlik ilkesinden hareketle, bireysel bir temel hak ve özgürlük olarak kabul edilmiştir. Sözleşmenin 1. maddesine göre ırka renge soya milli veya etnik kökene dayalı olarak toplum yaşamında ekonomik, kültürel nitelikteki temel hak ve özgürlüklerden yararlanma da farklı uygulama, dışlama, kısıtlama veya kayırma şekillerindeki her türlü ayrımcılık yasaktır.

                Sözleşmenin 5. maddesinde ırka, renge, soya, etnik kökene dayalı her türlü ayrımcılık yasaklanarak 6 fıkra halinde geniş insan hakları listesine yer verilmiştir. Bunlar yargısal eşitlik, devletin eşit koruması, kamusal haklarda eşitlik, kişisel haklarda ve bu hakların kullanılmasında eşitlik, ekonomik, toplumsal ve kültürel hakları kullanma aşamasında ayrımcılığın yapılmaması veya yapılmasının önlenmesi olarak bazılarını sayabiliriz.

                Sözleşmeyi onaylayan devletler bu alanda somut bir takım tavırlar sergilemekle yükümlendirilmişlerdir. Buna göre akit devletler sözleşmeyi uygulamak adına şunları yapacaktır:

                a-Bireyler, birey grupları veya kurumlara karşı ayrımcılığa yol açacak her türlü eylem ve işlemden kaçınmak ve kamu yönetimi ve diğer kuruluşların da aynı şekilde davranmasını sağlamak.

                b-Kişi ve kuruluşlarca yapılan ırk ayrımcılığı faaliyetlerini desteklemekten ve savunmaktan kaçınmak

                c-Milli ve yerel politikaları tekrar değerlendirerek, ırk ayrımcılığına sebep olan veya bu anlama gelen kanun ve kanun altı düzenlemeleri değiştirmek ve yürürlükten kaldırmak

                d-Kişi, grup veya örgütlerce yapılan ırk ayrımcılığını durdurmak ve yasaklamak

                e-Irklar arasındaki engelleri ortadan kaldırmayı amaçlayan bütünleştirici kuruluş veya hareketleri cesaretlendirmek ve bölücü girişimleri engellemek.

                Sözleşmede ırk ayrımcılığı komitesinin kurulması öngörülmüştür. Bu komite sözleşmenin uygulanmasını izlemek ve yönlendirmekle görevlidir.

                Sözleşme ayrıca devletlerin ırk ayrımcılığıyla mücadele amacıyla yasal, yargısal, idari veya diğer önlemleri alınması izlemek amacıyla 3 yöntem belirlemiştir.

 1-Sözleşmeci devletler komiteye periyodik raporlar vermekle yükümlüdür.

 2-Devletler sözleşmeye aykırı davranan diğer üye devleti şikâyet edebilirler.

             3-Kişiler, kişi grupları bir devlet tarafından ırk ayrımcılığına uğradıkları iddiasıyla devleti şikâyet edebilirler.

Komite bu şikâyetleri yetkisi dâhilinde inceler ve ilgili devletleri uyarır, bu devletlere önerilerde, telkin ve tavsiyelerde bulunur. (19)


(13) ÇEÇEN, Anıl., Uluslar arası  İnsan Hakları Belgeleri,s.137

[14] Türkiye 15.08.2000 tarihinde imzalamış ancak  5 Haziran 2003 tarihinde  onaylamamıştır.

(15) ÜNAL, Şeref.,Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku,s.116-117

[16] Türkiye 15.08.2000 tarihinde imzalamış ancak  5 Haziran 2003 tarihinde  onaylamamıştır.

(17) A.g.e.s.

(18) ÇEÇEN, Anıl., Uluslar arası İnsan hakları Belgeleri,s.141

(19) ÜNAL, Şeref.,Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku,s.119-120

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here