Veli-Der Genel Başkanı İlknur Kaya Bahadır, Antalya CHP Milletvekili Mustafa Akaydın ve Eğitim Sen Antalya Şubesi yürütme kurulu üyesi Özgür Yavuz’un konuşmacı olduğu “Laik ve Bilimsel Eğitim İçin Birleşelim” paneli Konyaaltı Belediyesi Feslikan salonunda gerçekleşti.

Antalyalılar Veli-Der’in düzenlediği, Antalya Birleşik Haziran Hareketi, Antalya CHP, ve Eğitim-Sen Antalya Şubesi’nin desteklediği “Laik ve Bilimsel Eğitim İçin Birleşelim” çağrısı ile panele katılım yüksek oldu.

Meydanlara çıkmalıyız

Antalya Veli-Der Başkanı Füsun Sarsılmaz açılış konuşması ile başlayan panelde CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın konuşmasına bugün ölüm yıldönümü olan Bülent Ecevit’i anarak başladı.

Akaydın, “Hepimiz dertliyiz iktidarın çok korktuğu şekilde gezi eylemleri gibi meydanları dolduramazsak büyük bir gücümüz yok” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti.

Veli-Der mücadeleyi yükseltecek
Veli-Der Genel Başkanı İlknur Kaya Bahadır, Olaya daha çok veli perspektifi ile bakmak istediğini belirterek başladığı konuşmasında . “Özel okullar da kurtuluş değil o yüzden cumhuriyetten bu yana açılan devlet okullarımıza veliler olarak sahip çıkacağız Veli-Der’de örgütleneceğiz” dedi.

Eğitim-Sen  bir direnç noktası

“Eğitim-Sen Antalya Şubesi Yürütme Kurulu Üyesi Özgür Yavuz, yaşadığımız dönemin tarihsel köklerine, sınıfsal boyutlarına değinmeye çalışacağım diyerek başladığı konuşmasında, “Son 15 yılda Türkiye’de laiklik konusunda mücadele eden insanlar liberaller tarafından ezbercilikle suçlandı oysa tarih bize ezberlerimize yeniden dönmemiz gerektiğini söylüyor. Eğitim-Sen burada bir direnç noktası olacak ancak toplumunda bu gericiliğe dur diyecek bir irade göstermesi gerek.” şeklinde konuştu.

AYDINLIK VE GÜZEL YARINLAR İÇİN
LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİM İÇİN birleşelim

Dinci ve muhafazakar bir toplum yaratılması için eğitim sistemini koç başı olarak kullanan AKP Saray Rejimi, son dönemde yapmış olduğu değişikliklerle birlikte eğitim alanındaki hedefine önemli ölçüde ulaşmış bulunuyor.

2012 yılında yürürlüğe giren 4+4+4 değişikliği ile tüm okulların imam hatipleştirilmesi sürecini başlatan AKP, son bir kaç yıl içinde, gerek müfredatta yapmış olduğu iç düzenlemelerle gerekse kanun hükmünde kararnameler aracılığıyla laik ve bilimsel eğitimi tamamen ilga etmeye yönelik bir dizi değişiklik gerçekleştirdi.

4+4+4 eğitim sistemi ve müfredat değişiklikleriyle birlikte eğitimden koparılan kız çocukları erken evliliklere zorlandı. Okuldan uzaklaştırılan, parası olmadığı için eğitim hakkı gasp edilen kız ve erkek çocukları güvencesiz ve sağlıksız iş koşullarında işçiliğe mahkum edildi. Meslek liselerinde gerçekleştirilen dönüşüm sonucunda eğitim çağındaki çocuklar ucuz iş gücü haline getirildi.

Kurum Açma, Kapama ve Ad Değiştirme Yönetmeliği’nde yapılan son değişiklikle birlikte nüfusu belli bir sayının altında olan yerlerde yalnızca İmam Hatip Lisesi açılabilmesinin, Fen Lisesi, Anadolu Lisesi gibi okullarınsa ‘görülen lüzum üzerine’ kapatılabilmesinin önü açıldı.

Evrim teorisi müfredattan çıkartılarak din derslerinin ağırlığı artırıldı. Seçmeli derslerde veliler ve öğrenciler bizzat idareciler tarafından din derslerini seçmeye, soyut düşünce yetisi henüz gelişmemiş çocuklar din öğrenimine zorlandı. Yeterli öğretmen olmadığı gerekçesiyle imamlar derslere girebildi. Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle yaygın eğitim kurumlarında eğitici olmalarının önü açıldı.

Herkes için ulaşılabilir, eşit, parasız, laik ve kamusal bir hizmet olması gereken eğitim, AKP döneminde artan oranda özelleştirildi. Yoksul halk çocuklarının eğitim hakkı gasp edilerek ilgili yönetmelikler taşımalı eğitim doğrultusunda yeniden düzenlendi. Devletin koruması altında olması gereken kimsesiz çocukların kaldığı evler, kamunun denetiminden çıkarılarak Muradiye Vakfı gibi gerici derneklerin elinde her türlü istismara açık hale getirildi.

Dinselleşme ve piyasalaşma arasındaki ilişki eğitimin her alanında açıkça görülebilir hale geldi. Nitelikli eğitim satın alınan bir metaya dönüştürüldü. Üniversiteler sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılırken parasız kamu okullarında dahi eğitimden yararlanmak imkansız hale getirildi.

Gerici cemaat ve tarikatlarla yapılan protokollerle Milli Eğitim Bakanlığının işlevi fiilen bu yapılara devredildi. Kamunun kaynakları ENSAR ve TÜRGEV gibi gerici vakıflara peşkeş çekildi. Kamusal binalar, alanlar ve kaynaklar sınırsız bir biçimde bu gerici vakıf ve derneklerin kullanımına açıldı.
Bu projeye ve dönüşüme karşı çıkan, laik, bilimsel, kamusal eğitimi savunan eğitim ve bilim emekçileri kanun hükmünde kararnamelerle açığa alındı, işlerinden atıldı, sürüldü.

AKP’nin, soran, sorgulayan, eleştirel düşüncenin ve bilimin ışığında yetişmiş nesiller yerine dindar, kindar, itaatkar ve cihatçı nesiller yaratmak istediği açıktır.

Eğitim alanındaki düzenlemelerin aynı zamanda neo liberalizmin eğitim alanındaki ihtiyaçlarına karşılık düştüğü, amaçlananın ağaç yaşken eğilir düsturundan hareketle, her durumda haline şükreden, tevekkül eden bir toplum yaratmak olduğu da açıktır.

AKP Saray Rejimi’nin yeni devlet-yeni toplum projesi içinde başat bir öneme sahip olan eğitimin Ensarlaştırılmasına yönelik hamlelerinin AKP’nin kültürel alanda da hegemonya kurma arzusuyla, hayatın topyekün dinselleştirilmesi amacıyla örtüştüğü de açıktır.

Görünen köy kılavuz istemeyecek kadar nettir.

Siyasal islamcı faşizme karşı barikatı nereye kurmamız gerektiği bellidir.

Her gün karşı karşıya olduğumuz saldırı, çocuklarımızın ve memleketimizin geleceğine yönelik tehdit, öncelik anlamında tek bir noktaya, eğitimin artan oranda dinselleştirilmesine işaret etmektedir.

Artık varmış olduğumuz noktada ne MEB tek başına eğitimle ilgili bir bakanlık, ne İmam Hatipler asli işlevi imam yetiştirmek olan birer okul, ne de laiklik sözcüğün bilindik anlamıyla laikliktir.

Saldırı topyekündür ve bu saldırıya karşı kurulacak hattın en önündeki mevzi eğitimdir.

Taleplerimiz ertelenemez ve vazgeçilmezdir:

İmam hatipleştirme yönünde çıkarılan bütün yasa ve yönetmelikler iptal edilmelidir.

Gerici vakıf ve derneklerle yapılan tüm protokoller derhal iptal edilmelidir.

Gerici vakıflara ait tüm yurtlar kapatılmalı, kapatılan yurtlar, kamusal yarar gözetilerek barınma ihtiyacı olan öğrencilerin kullanımına açılmalıdır.

Cihatçı bir anlayışın ürünü olan tüm müfredat değişiklikleri iptal edilerek çocukların yetenekleri doğrultusunda, aklın ve bilimin ışığında kendilerini gerçekleştirebilecekleri; eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı, demokratik, laik, ana dilde eğitime imkan veren bir müfredat tüm toplumsal kesimlerin katılımıyla oluşturulmalıdır.

yukarıdaki talepleri sahiplenen tüm ilerici toplumsal kesimleri;
– Okullarda okul aile birliklerinde yer almaya,
– Lise ve üniversitelerde gerçekleştirilecek öğrenci temsilciliği seçimlerinde aktif rol üstlenmeye,
– Seçmeli ders dayatmalarına karşı çıkmaya,
– Gerici vakıf ve derneklerin okullardaki faaliyetlerine engel olmaya,
– Biat ve itaat telkin ederek çocuklarımıza kulluk aşılayan dinci anlayışa karşı etkin bir ideolojik mücadele yürütmeye,
– Protokollere ve özelleştirmelere karşı kamusal eğitimi kazanmak için eylem ve etkinlikler gerçekleştirmeye çağırıyoruz.

Çocuklar bizim çocuklarımız. Okullar bizim okullarımız. Bu memleket bizim memleketimiz.
Ne çocuklarımızı, ne okullarımızı ne de memleketimizi siyasal islamcı, cihatçı anlayışın eline bırakacağız.

Gerici vakıf ve dernekleri okullarımızdan söküp atmak için var gücümüzle mücadele edeceğiz.
Bilimin ve aklın ışığında, nitelikli, kamusal eğitimi kurmak için, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı, bir arada yaşamın mümkün olduğu bir toplum için laik eğitim mücadelesini yükselteceğiz.

Hep söyledik, bıkmadan, usanmadan söylemeye devam edeceğiz:

LAİKLİK, Siyasal İslamcı kötülüğün panzehiridir.

Aydınlık bir gelecek için, çağdaş, demokratik bir Türkiye için LAİKLİK ŞART!

 

 

1 Yorum

  1. “Laik ve Bilimsel Eğitim İçin Birleşelim” paneli katılım olarak da içerik olarak da güzeldi. Katılımcı ve dinleyiciydim. İki ayrı bölüm halinde üç saat kadar sürdü. İki bölüm arasında da yirmi dakika çay ve dinlenme molası verildi. Eleştirel Pedagoji dergisi, benim son kitabım Pamukpınar Yolcuları ve Faruk Demirel’in Maraş Maraş adlı kitabından oluşan küçük bir stant açtım. Konusu laiklik olan panelde, ön kapağında “Laik Eğitim Mücadelesi”; arka kapağında “Laik Eğitim Savunulmalıdır! Çünkü;” yazan Eleştirel Pedagoji dergisi katılımcılar tarafından hiç incelenmedi. Bir tane bile alınmadı. Bunu nasıl açıklamak gerektiğine dair benim bir yorum yapamıyorum. Bu bir şeyin sonu veya bir şeyin de başlangıcı ama acaba neyin?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here