Ülkemizde hukuksuzluğun “esas hal” aldığı bir dönemden geçmekteyiz.

696 sayılı KHK ile bu durum daha da belirginleşti. Belli ki muhalif duruşların özgürlük alanlarına sürdürülen müdahaleler artık yeterli görülmüyor.

Adil yargılanma koşullarına getirilen daha da kısıtlayıcı düzenlemeler; Savcılık ve kolluk güçlerine yargıç kararını devre dışı bırakan yeni yetkiler tanınması; Zorunlu müdafi olmaksızın yargılamaların tamamlanabilecek olması ve delillerin değerlendirilmesine getirilen kısıtlamalar ile yargılama merasimleri daha da formalite düzeyine çekildi.

Böylece son KHK düzenlemeleri ile bütün bir toplum giderek daha da güvencesizleştirildi. Taşaron işçilere ölümü gösterip sıtmaya razı edilmek istenmesi ise devlet eliyle hak gaspından başka bir anlam taşımıyor… Tutuklu ve hükümlülere cezaevi çıkışlarında getirilen tek tip kıyafet zorunluluğu ve 15 temmuz girişimi, terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemleri bastırmak niyetiyle hareket eden kişilere tanınan hukuki sorumsuzluklar toplum güvencesizleştirme düzenlemelerinin üzerine tüy dikecek.

Belli ki içine çekilmek istendiğimiz kaotik bir ortamdan medet umuluyor… Bu nedenle olsa gerek resmi ve gayri resmi güçlerin muhalif avındaki dayanışması teşvik ediliyor.

“Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat” derler…  Siyasi irade ve ona bağlı yerel yönetimlerin durumları tam da bu merkezdedir…

Bütün yurttaşların hukuksal güvencelerinin teminatı olabilecek merkezi veya yerel yönetim anlayışlarından söz etmek artık mümkün görülmüyor.

Toplumun ortak çıkarları ve geleceği için değil, bağımlılık içinde olduğu çıkar çevrelerine yaslanarak kendi hesabına çalışan, toplumun zenginlik kaynaklarını har vurup harman savuran bu baskın irade ülkemizi de, yaşam alanlarımızı da her geçen gün daha fazla heba etmektedir.

Son çıkarılan KHK düzenlemeleri ve geçtiğimiz ay ihalesi yapılan AKDENİZ KENT PARKI uygulamaları emin ellerde olmadığımızın son kanıtlarıdır…

Artık insanca yaşama hakkımız, yaşam alanlarımız, kamusal değerlerimiz üzerinde kendi kendimizin sesi olmalıyız. Geleceğimizi, kardeşlik duyguları içinde bir arada yaşama irademizi hep birlikte ortaya koymalıyız…

Aksi takdirde “hesap bilmeyen kasap…” deyişi gibi elimizde hiçbir değer kalmayacak. Birbirimizin yüzlerine bakamayacak kadar hepimiz, bütün bu kötülüklerin işlenmesinde pay sahibi olacağız…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here