Not: Bu yazı Av. Emre Tekin’e aittir

Av. Tuncay Koç un kişisel Facebook sayfasından alıntılanmıştır

“…infazına çoktan başlanmış bir cezanın, davasına henüz başlayabilmiş yargıçlarıyla konuşuyoruz…” diyordu Av. Selçuk Kozağaçlı, önceki tutukluluğunda, hakim karşısına ilk çıkarıldığında…

İnfazına çoktan başlanmış bir cezanın, henüz başlamamış davasının ideolojisini kuran yargı iktidarına da biz soralım: Kaç kere aynı örgüte üye olunur? Ve kaçıncı müvekkilinde başlar, bir avukatın müvekkillerine isnad eden suçtan ikinci kez tutuklanması?

17. Yüzyılda, “kararı veren otoritedir, hakikat değil” (Hobbes) diyordu yargılama geleneği ve yargı, yalnızca otorite olduğu için verdiği kararın meşruiyeti iddiasındaydı…

21. Yüzyılda ise “yargıda otoritelere inancın yerini, hüküm ve kararların gerekçesinin rasyonel olması gereği” (Aarnio) aldı, “Kitleler artık salt otoritelere inanmamakta”ydı.

Tam da bu nedenle, Selçuk Kozağaçlı’nın, “olağan şüphelilerin” avukatlığını yapmaktan başka,

“suç”a yardım ettiğine dair tek bir adli delil koyun önümüze! Tek bir rasyonel gerekçe..!

Avukatın suçla bağlantı yasağı (contact ban) ihlali niteliğinde tek bir eylem ya da..!

Aksini, katıldığınız Birleşmiş Milletler Konferansında (Havana’da) siz taahhüt ettiniz, hukukunuzu iktidarınızın ambalajlı vitrinine koyarken: “sizi müvekkillerinizle ve davalarınızla özdeşleştirmeyeceğiz” dediniz.

“Tam bir mesleki dokunulmazlık” taahhüdünü de Turin’den duyurdunuz…

Biz, sizden sadece taahhüt ettiklerinizi istiyoruz. Başka bir dünyayı, başka bir hukuku biz kurarız…

Biz adaletinize değil, adalet mücadelemize güveniyoruz…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here