Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Deniz Akgün’le yeni çıkan “Antalya’da kentleşme, turizm, sağlık” isimli kitabı üzerine konuştuk.

Deniz hocam merhaba, sizi kısaca tanıyabilirmiyiz?
1974 yılında İzmir’de doğdum. 1998 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 2005 yılında halk sağlığı uzmanı oldum. 4 yıldır Antalya’da halk sağlığı uzmanı olarak çalışıyorum.

2014 yılında “Kapitalizm Hasta Eder, Toplumcu Tıp” kitabınız yayınlanmıştı. İkinci kitabınız “Antalya’da Kentleşme, Turizm, Sağlık” ise yeni yayınlandı. Bu başlıkta bir kitap yazma ihtiyacı nereden doğdu?

Antalya 1980 sonrası dönemde Türkiye’nin en hızlı büyüyen kenti oldu. Bu hızlı kentsel büyüme süreci aynı zamanda devletin ekonomiden çekildiği bir dönemde gerçekleşti. Hızlı kentleşme sırasında kentsel yatırımların enerjik bir şekilde yapılmamış olması Antalya’nın yaşanabilir bir kent olmaktan hızla uzaklaşmasına neden oluyor. Avrupa’nın hiçbir kentinde Antalya’da olduğu otomobil merkezli kent içi ulaşım yapısını göremezsiniz. Kentsel yatırımlar gibi büyük projelere gerekli kaynaklar ayrılmadığı ve günü kurtarmaya yönelik projelerle yetinildiği için kent içi ulaşım tamamen otomobil merkezli hale geldi. Antalya bin kişi başına düşen otomobil sayısı, trafik kazası sayısı gibi göstergelerde sorunlu bir kent haline geldi. İçinde yaşadığımız kentin sorunlarına kayıtsız kalmamak adına Antalya ile ilgili tartışmalara bu kitap aracılığı ile katılmak istedim.

Önsözde ”1980’li yıllarda Dünya Bankası kredisiyle Güney Antalya Bölgesinde kitle turizmine özel turizm altyapısı ve olanakları oluşturuldu. Gelinen noktada yapılan onca yatırıma ve Sit alanlarının turizme açılmasına karşın, Antalya ve çevresinde bölgesel kalkınmanın sağlanamadığı, işsizlik sorununa çözüm bulunamadığı ve çalışanların tatmin edici ücretlerle istihdam edilmesinin sağlanamadığı görülüyor.” diyorsunuz. Bu durumun nedenleri nedir ve neden bu politikalarda halen ısrar ediliyor ?

1980 sonrası izlenen kitle turizminin desteklenmesi yaklaşımı bölgesel kalkınmayı ve çalışanların tatmin edici ücretlerle istihdamını sağlamadı. Turizm sektöründe kayıt dışı istihdamın yüksek olduğu, ancak dönemsel ve kısa süreli istihdamın sağlanabildiği görülüyor. Bunun nedeni 1980 sonrasında turizm politikasını ülke gereksinimleri doğrultusunda belirlemek yerine Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların yönlendirmesiyle şekillendirilmiş olması oluşturuyor. Turistler Antalya’ya doğal ve kültürel değerlerini keşfetmek için gelmiyor. Bölgesel kalkınmanın ve toplumsal refah artışını sağlanması, Dünya Bankası’nın yönlendirmesiyle ön plana çıkan turizm modelinin öncelikleri arasında yer almadı.

Kitabınızda Antalya’nın turizm kenti olarak kentleşme sürecini çevre, tarım ve sağlık boyutlarıyla ele alıyorsunuz. “Sağlık doktorlara bırakılamaz” bağlığı ile de bir yazı var kitabınızda. Bu konuyu biraz açarmısınız?

Sağlıklı olmak için sağlığı destekleyen kentsel ortamlarda yaşamak, iş yerlerinde çalışmak gerekir. TÜİK verilerine göre turizm sektöründe ortalama çalışma süresi diğer sektörler ortalamasının üzerinde iken, ortalama ücretler diğer sektörlerin ortalamasının altında kalıyor. İnsanları tüketircesine etki eden uzun çalışma süreleri turizm sektöründe yaygın çalışma rejimini oluşturuyor. İnsanın dışındaki fiziksel, ruhsal ve sosyal ortamı çevresi olarak kabul edersek, sağlığı olumsuz etkileyen çevresel faktörlerle çevrilmiş olduğumuzu söyleyebiliriz. Hava kirliliği, fiziksel egzersiz olanaklarına sahip olmama, besinlerde zira ilaç kalıntıları gibi sorunlar insanların sağlığını olumsuz etkiliyor. Toplumun yaş ortalaması arttıkça sağlığı olumsuz etkileyen çevresel faktörlerin sonuçları daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacak. Doktora gidildiğinde aslında iş işten geçmiş oluyor bu anlamda.

 Antalya’nın gerçek anlamda bir turizm kenti olması için izlenebilecek politikaları nelerdir?

Antalya’nın gerçek anlamda bir turizm kenti olabilmesi için kitle turizmine yönelik yatırımları destekleme yaklaşımından vazgeçilmesi gerekir. Antalya’nın doğal ve kültürel mirasının görünür kılınmasına yönelik ciddi çalışmalar yapılmalı. Likya ve Pamfilya uygarlıklarının antik kentleri Antalya’da ya da yakın çevresine bulunuyor. Antik kentlerdeki kazı çalışmaları yerel ve merkezi devlet kurumları tarafından planlı bir şekilde yürütülmeli. Bununla ilgili uzun vadeli planlamaya ve bütçeye ihtiyaç bulunuyor. İnşaat firmalarına yaptırılan restorasyon projeleri ile bir yere varılması mümkün değil. Antalya deniz, kum, güneş üçgenine sıkışmış durumda ancak aslında bu turizm çeşidi de düzgün bir şekilde yapılamıyor. Talassoterapi denilen denizin sağlık üzerine olumlu etkilerinden faydalanmaya yönelik uygulamaların Antalya’da neredeyse hiç bahsi geçmiyor. Sağlık turizmi açısından önemli bir olanak olan talassoterapi konusuna Antalya’daki turizm ve sağlık sektörünün yabancı olduğunu görüyoruz. Bu alanda kamunun öncülük yapması gerekiyor. Antalya’daki kamu kurumlarının turizme derinlik kazandırılması için seferber olması gerekir.

Kitabınızda tarım, gıda, su ve çevre alt başlıklarıyla birlikte Antalya’nın sağlık durumuna yönelik değerlendirmelerde bulunuyorsunuz. Antalya’nın sağlığı ne durumda?

Antalya’da sık görülen sağlık sorunları ile ilgili ciddi projelerin yürütüldüğünü söyleyemeyiz. Örneğin Antalya’ya en fazla turist gönderen ülkelerden biri olan Rusya’da, resmi verilere göre bilinen HIV pozitiflik oranı %0,4 düzeyinde. Antalya’da cinsel yolla bulaşan hastalıklar ya da seyahat ilişkili hastalıklar açısından Türkiye’nin diğer illerinden daha kapsamlı çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü sezaryenle doğum oranının %15’i geçmemesi gerektiğini bildirirken, Antalya’da doğumların %68’i sezaryenle yapılıyor. Yapılan çalışmalar Antalya’da çalışan sağlığı uygulamalarının da yetersiz olduğunu gösteriyor. Antalya’da önemli sağlık sorunları nelerdir, çözümü için neler yapılmalıdır konusunun toplumun katılımı sağlanarak tartışılması gerekiyor. Buna sağlık hizmetlerine toplum katılımı adı veriliyor. Böyle bir uygulamanın Antalya’da yapıldığını hiç duymadım.

Kitabınızın imza günü ve kitapla ilgili söyleşi etkinliği 14 Kasım 2017 Salı günü 18:00-19:30 saatleri arasında Antalya Tabip Odası toplantı salonunda yapılacak. Kitabın kaynakçasında görüşlerine yer verilen araştırmacıların da davetli olacağı ve kent sorunlarıyla ilgili karşılıklı söyleşi şeklinde gerçekleşmesi planlanan etkinlik olduğunu biliyoruz. Kimler gelecek söyleşiye?

Antalya’nın kentsel sağlık sorunlarını ele aldığım kitapta çeşitli meslek odası, araştırmacı ve yazarın görüşlerinden faydalandım. Bunların büyük çoğunluğunu imza günü sırasında yapmayı planladığımız kent sorunları söyleşisine davet ettim. Kentleşme, turizm, sağlık sorunlarına kafa yoran bütün hemşerilerimizin etkinliğimize davetli olduğunu söyleyebiliriz.

 

*Röportaj:Dr.Metehan Akbulut

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here